• BIST 109.605
  • Altın 156,690
  • Dolar 3,8779
  • Euro 4,5897
  • Rize 14 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 3 °C
  • Trabzon 13 °C
  • Samsun 16 °C

24 Kasım, öğretmenler, çağrışımlar ve değerlendirmeler

Osman KAYA


He meslek kutsaldır. Yeterki insana hizmet etsin. Bu nedenle öğretmenliğe serenat düzerek başlamayacağım söze… aslında bu tarz popülist imler taşıdığından dolayı bir nevi değer verilmeyen meslek mensuplarına uygulanan bir nevi gaz alma operasyonlarından başka bir şey değildir.
Bu ülkede pek çok yanlış uygulama var… pek çok yanlış tutum var bunları sıralamaya çalışsaydık belki de sayfalar dolusu liste yapmamız gerekirdi, ancak yanlışlıklardan çok yanlışlıkların kaynağı önemli bence… Evet… bu ülkedeki yanlışlıkların en önemli kaynaklarından ikisi POPÜLİZM ve FORMALİTARİZM dir.
Bunun altına biz İNSAN KIYMET BİLİNMEZLİĞİ ni de ekleyebiliriz..İşte bu bozuk kaynaklar bu ülkedeki yanlışlıkları, tıpkı bozuk bir kaynağın su pis su üretmesi örneğinde olduğu gibi sürekli yanlışlıklar ve kötülükler üretmektedir.

Hemen her kurumda ve ve ortamda kendini gösteren bu durum özellikle eğitim kurumlarında kendini çok belli ediyor ya da argo tabirle söylersek çok sırıtıyor. Hemen hemen 20 yıla yakın öğretmenlik mesleğinin içindeyim. Ve yaklaşık olarak 20 yıldır 24 kasım kutlamalarına tanık oluyorum… ama her kutlamada yukarıda ortaya koyduğum yargıya örnek teşkil edecek pek çok uygulamayla karşılaşıyorum. Hâlbuki hassas olunması durumunda çok daha güzel uygulamaların olması söz konusu olacaktır ve bu durumda bu mesleğe mensup olanların daha etkin dayanışması söz konusu olacaktır.

Önce yıllardır başımıza bela olan POPÜLİZM her aşamada ve özellikle dil düzeyinde terk edilmelidir.

Bu dilin en göze batan noktası ‘’ öğretmenlik- kutsallık ‘’ ilişkisidir. Bu konuya o kadar vurgu yapılır ki insanın adeta bu söylemin dillendirildiği yerden koşarcasına uzaklaşası gelir.
Çünkü kutsal olmayan meslek yoktur, çünkü her meslek insana ve insanın yücelişine hizmet eder.
Bunun yanı sıra sürekli aynı şeyleri tekrar etmek önemli bir şeyi de sıradanlaştırır, basitleştirir.
Hele bu sürekli tekrar içi boş ise ve karşılığını bulmuyorsa..bu basitleşme ve sıradanlaşma süreci ikiye üçe katlanır.
Öncelikle öğretmenliğin kutsal olduğu vurgusu dilsel düzeyde ya terk edilmeli ya da popülist ve formaliter bir dil öğesi olmaktan kurtarılmalıdır.
Kutsala sıradan muamelesi yapmak aslında onu aşağılamaktan başka bir şey değildir pratikte…
Kutsala sıradan muamelesi yapmamanın yolu, ona reel dünyada, yaşam pratikleriyle, onunla ilgili iddia edilen değerlerin verilmesidir.

Popülizmin eğitim camiasındaki ikinci göstergesi ise ‘’ öğretmen öyle çekiyor, böyle çekiyor.’’ Jargonudur. Ya da öğretmenlerin’’ biz beş parasızız, bizim pantolonumuz ütüsüz bizim ceketimiz düğmesiz’’ ifadeleridir.
Bu sözler beraberinde, çözüm üreten, problemleri görüpte ona çözüm bağlamında doğru tavır takınılmasını sağlayan tutumun gelişmesinde engel teşkil eden arabesk söylemlerdir.

Şimdi yukarıdaki sözleri eden bir öğretmene sorarlar:
‘’ kardeşim mademki sıkıntılarınızın farkındasınız çözüm noktasında doğru yerde mi duruyorsunuz?doğru yerde durmuyorsunuz.. o zaman sorunları dile getirmek sorunlara yönelik duyarlılığı aşındırmaktan başka ne işe yarar ki…’’
Ve formalitarizm… Şimdi siz öğretmeni yere göğe sığdıramayacaksınız ama hala, öğretmenler gününde bile protokolü önceleyeceksiniz…

Olmaz bu… Öretmenler günü olarak seçildiği iddia edilen bu günde bile konuşma, hitabet, sunum dilinde hala daha formaliter bir dilin kullanılıyor olması bana göre manidardır. Öğretmenler gününde, oturma düzeni dâhil sunum dilinin de öğretmen merkezli olması daha şık olmaz mıydı?
Bu paradigma mutlaka değişmelidir, çünkü bu paradigma iflas etmiştir.

Öğretmene değer vermek, ona ağıtlar yakmak değildir.
Öğretmene değer vermek ona çocuklar misali aferin lerle avutmak değildir.
Öğretmene değer vermek bir gece yiyelim içelim, göbek atalım mantığı değildir.
Öğretmene değer vermek, eğitim sürecinde uygulamaların hiç birinde öğretmene müdahil olma fırsatı vermemek demek değildir.
Öğretmene değer vermek ideal öğretmen portresini batılı standartlara ya da gerici standartlara göre belirlemek değildir.
Öğretmene değer vermek demek işini görmek için adam bulmaya, adamı yoksa işini yürütememeye mahküm etmek demek değildir.

Öğretmene değer vermek, ona her an hile yapacak, her an işini savsaklayacak potansiyel suçlu gözüyle bakmak demek değildir.

Öğretmene değer vermek mevzuatı, kafasının üzerinde demokles in kılıcı gibi dolaştırmak demek değildir.
Öğretmene değer vermek demek, öğretmenden öğretmene farklı muamele edip, iş barışını, huzuru bozmak demek değildir.

Öğretmene değer vermek demek yanına gelen bir öğretmenin kıyafetine göre muamele yapmak demek değildir.

Öğretmene değer vermek demek onun potansiyelini görmezden gelmek demek değildir.

Öğretmene değer vermek demek, üst düzey bürokrat triplerine girip öğretmenin verdiği selamı onu küçümseme bağlamında selamını almamak demek değildir.

Öğretmene değer vermek demek, 24 Kasımda konuşturacağın insanları bile kendi yaptığın gizli kulislere göre seçmek demek değildir.

Öğretmene değer vermek demek, yeni gelen kuşağı şımartmak, öğretmen olmasına rağmen kendi yaşının edebini takınmaması karşısında hakaretvari konuşmalara karşı susmak demek değildir.

Öğretmene değer vermek demek severek bu mesleğe girmiş olanları bile…’’ne zaman emekli olacağım..’’ dedirtmek demek değildir.

Eğer öğretmenler günü kutlanacaksa ve bu süreçte öğretmene bir nebze de olsa değer verildiği gösterilecekse en basitinden şunlar yapılabilir:
• Programda nelerin olması gerektiği, öğretmenlerin görüşleri alınarak belirlenebilir.
• Programda kimlerin onore edilmesi gerektiği ile ilgili olarak öğretmenlerin görüşleri alınabilir..
• Program süresince gerek kullanılan dilde, gerek protokolde, gerekse tüm uygulamalarda öğretmenler ve tüm eğitim çalışanları merkeze alınır ve onlara eşit muamele içinde yaklaşılır.
• Eğlenme ile lümpenleşme, eğlenme ile burjuva özentiliği arasında net bir ayrım yapılır.
• Ve BİR SERBEST KÜRSÜ KURULUR, BU KÜRSÜDE ÖĞRETMELER ENDİ SORUNLARINI ÖZGÜRCE DİLLENDİREBİLİRLER VE ELEŞTİRİLMESİ GEREKENLERİ ELEŞTİRİRLER VE BURADA SÖYLENENERİN UYGULANABİLİRLİĞİ İÇİN GEREKEN TEDBİRLER ALINIR.
• Bu gün vesilesiyle öğretmenlere maddi katkı sağlayacak bir uygulama merkezi olarak belirlenir.


Yok bunlar yapılmayacaksa, öğretmenin Pazar günü yatağından kaldırmaya, ya da işinden gücünden etmeye kimse öğretmenler günü kutlaması demesin…

Bu önlemler alınmazsa, öğretmen kimlikli dünkü ‘’çocuklar’’ belki babaları yaşındaki meslektaşlarına haddini aşan bir şekilde hakaretvari hitaplarda bulunurlar, müdahale etmeleri gerekenler ise dut yemiş bülbül gibi susarlar…

Bu hitaba ve bu suskunluğa öğretmenler günü kutlaması diyorsanız diyecek bir lafım yok… Ama bana göre öğretmenin günü böyle kutlanmaz…

NOT: Değerlendirmem geneldir. Hedefe kimse alınmamıştır.

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40