• BIST 97.713
  • Altın 145,018
  • Dolar 3,5685
  • Euro 3,9995
  • Rize 17 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 13 °C
  • Trabzon 17 °C
  • Samsun 16 °C

7 HAZİRAN MEDENİYETİMİZE AÇILAN KAPI OLACAKTIR

D. Ali TAŞÇI

 

                7 Haziran seçiminin bugüne kadar gelip geçen seçimlerden çok farklı bir yönü vardır. Cumhuriyet tarihinin bir yerinden sonra (1946) yapılan seçimlerin ortak paydası şudur: Kurulu sistemi güçlendirmek, eskiye nefes aldırmamak. Halk tarafından bunun aksi bir durum olursa darbelerle halkı sindirmek ve sistemi devam ettirmek.

                1950’deki Menderes’in “Beyaz ihtilal”i, 27 Mayıs’ta alaşağı edildi. Ve ardından hep bildiğimiz darbeler, muhtıralar dönemi başladı. Aslında sistem yanlış yapmıyordu; kendine düşman bellediği oluşumlara karşı savaşıyordu. Ne var ki, karşısındaki “düşman” halktı ve bir türlü de bitmek bilmiyordu! Peki, bu halk ne yapmıştı da sistemin müstekbirleri tarafından bu denli “düşman” bellenmişti? Hiçbir şey yapmamıştı, sadece Müslümandı ve mağaralarda da olsa kimliğine sahip çıkıyordu.

                Önümüzdeki zamanlarda bugünü gördüğümüzde şaşıracak mıyız bilemiyorum, ama Kürt halkının başına gelenleri de bu minval üzere okumakta fayda var. Kürt halkı, sistem tarafından tamamen yutulamayınca olanlar oldu; kendilerinden olduklarını söyleyenler, onları, medeniyetlerinin çizgisinden başka bir yere taşımaya çalışırken, sistem de kendi meydanına doğru çekmek için uğraştı. Bugün kendi içinde farklı uçlara savrulmuş olan Kürt halkı, bir yandan kadim değerlerine bağlılığının bedelini öderken, diğer yandan da bu değerlere düşman olanların baskısını yaşamaktadır.

                Tarihini bilmeyen nesiller, köksüz ağaçlar gibi, küçük fırtınalarda savrulurlar. Bir koyun ahırına bir kurt saldırsa, çoban da bir elinde fener, bir elinde baltayla koyunlarını kurtarmak için ahıra girse, kurdun saldıracak olduğu ilk el, fener tutan eldir. Kurt bile karanlıktan istifade etmesini biliyor da, bir milleti küçük düşürmek veya yok etmek isteyenler bunu bilmezler mi?

                Doğu’dan gelen Moğol istilalarına karşılık, dinmek bilmeyen ve Batı’dan gelen Haçlı sürüleri, bugün de en şiddetli bir biçimde ve fakat kılık değiştirerek ve “demokrasi” dedikleri ve ne olduğunu asla kimsenin bilemeyeceği bir sistemle üstümüze geliyorlar. Bu saldırıları def etmek elbette hiç kolay değildir. Ne var ki, tarihin ve zamanın ruhu denilen bir şey vardır; sizi öne çıkarır veya batırır. Bugün, zamanın ruhu, İslam’ı ve Müslümanları öne çıkarıcı bir kimliğe bürünerek ilerliyor. İşte bunu görerek ümitli olmak gerekir.

                Geçmiş dönemlerde elli yılda alınamayan mesafeler, inanınız şimdilerde bir ayda, bir haftada ve hatta bir günde bile alınabiliyor. Dar bir geçitten kalabalıkların geçmeye çalıştığını düşünün: Ezilenler, geçidi saatlerce aşamayanlar, yorgunluğun, bitkinliğin ve ölüm korkusunun getirdiği kardeş kavgaları, düşmanlıklar üst üste yığılır. Sonra, geçit aşılınca geniş ovanın getirdiği huzur ve beraberindeki kardeşlik ve paylaşımlar, sanki daha önce bu insanların yanına hiç uğramamıştı. Önümüzdeki dönem inşallah kardeşlik ve paylaşım dönemi olacaktır; birilerinin buna hiç aklı ermese de.

                Korku ve baskı, insanı ve toplumları asıl kimliklerinden uzaklaştır. Toplumu yönetenler, topluma rağmen bir düzen kurmuşlarsa, onların vazgeçemeyecek olduğu tek şey, toplumu sindirmek, onlara baskı uygulamak, ölüm korkusu yaymak, geçim derdini ülke sathına yaymak gibi en etkili silahları kullanmak olacaktır. Hayvanlar aç kaldıklarında, insanlar ise tok olduklarında saldırgan olurlar. Toplum, ekonomiyle hizaya getirilir.

                Darbeler, sadece ekonomik değildi bu ülkede, bu milletin ruh kökünü kurutmak için yapılan saldırının da adıydı. Şimdi, bir “Kasımpaşalı” çıktı ortaya, önce Hakk’tan ve sonra halktan almış olduğu güçle ve kapalı tarihin de anahtarını cebine koyarak, milletinin gönlüne ümit ekiyor. Bugüne kadar ekmiş olduğu ümitlerin de meyvesini topluyor. Bu arada zakkum bahçeleri kuruyanlar da feryat etmekten başka çare bulamıyor.

                Yetmedi mi yahu, bunca yıldır aksırıncaya kadar, tıksırıncaya kadar götürdükleriniz? Bütün değer yargıları para olduğu için, karşı tarafı da kendi değer yargılarıyla, yani parayla, vurmaya çalışıyorlar. Kefenini giymiş, ahirete tam iman etmiş ve huzuru secdede yakalamış adamın duygularını siz bilemezsiniz; bu halkın kodlarının da bunlar olduğundan haberiniz olmadığından yuvarlanıp gideceksiniz.

                7 Haziran seçimleri bunun için çok önemli. Ya medeniyetimizin aydınlık yoluna bineceğiz yahut tarihin çöplüğüne düşeceğiz. Bu halkın irfanî duruşu medeniyet yolu olduğundan, benim önümüzdeki seçimle ilgili hiçbir endişem yoktur.

                                D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40