• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Rize 2 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara 0 °C
  • Trabzon 6 °C
  • Samsun 5 °C

70.

Ali GÜNAY

Yüksek Öğretime Geçiş Sınavında ilimizdeki başarı düzeyi; 81 ilin içinde 70. sırada. Bu düzey hak ettiğimiz bir düzey değildir. İlimize yakışmamıştır.

Yıllarca paylaşırım; “ölçme ve değerlendirmede sınavı kazanmak tek başına bir başarı değildir” diye. Görevde iken bu görüşümü paylaşan pek olmamıştır. Bazı amirlerimce zaman zaman eleştirildim. Onlara göre başarının ölçüsü bu sistemle, bu sınavlarla yüksek öğretime ne kadar öğrenci gönderildiğidir. Tek ölçüt yüksek öğretim için düzenlenen sınav sistemi idi.

Madem ölçüt bu, madem başarı böyle ölçülür; o zaman 70. sıra neyin ölçüsü?

Başarısızlığın ölçüsü değil midir?

Hemen günah keçisini aramaya kalkmayalım isterseniz. Amirlerimize haksızlık etmeyelim.

Çünkü onların bunca işlerinin arasında eğitimin kalitesini arttıracak çözüm yollarını bulmak için zamanı var mıdır? Hele bir bakalım. Bunca işlerinin yanında;

Kendileri gibi düşünmeyenleri, kendilerinden olmayanları ve kullanamadıklarını elemek, görevden almak, sürgüne göndermek ve emekliliğe zorlamak gibi zor uğraşları,

Eğitimin en küçük birimlerine kadar (liyakat ve kariyer ilkelerine uymaksızın) kadrolaşmak, bunlara zemin hazırlayabilmek için inceleme, soruşturmaları yürütmek gibi kutsal görevleri,

Sistemin dayattığı sınavlar yetmezmiş gibi aklımız estikçe sınav yapıp velimizin cebinden parayı, öğrencimizin beyninden aklını alarak onları yarış atı gibi yarıştırma çabaları,

Yarım saatlik bir gösteri için aylarca, haftalarca süren bayram ve törenlere hazırlık çalışmaları ile öğrencilerimizi meşgul etmek, onların bayram ve törenlerde keyif almalarından çok protokol kuralları içinde hapsetmek gibi meşgaleleri,

Kendi yerini, makamını sağlamlaştırmak için Atama Yönetmeliğinde emsali bulunmayan, son Türk icadı hülle yöntemlerine başvurmak, siyasi parti temsilcilerine ve bir takım yerlere şirin gözükmek, yaranmak gibi işleri varken eğitim-öğretime zamanları olur mu?

Bütün bunları yapmak, becermek kolay mı sanıyorsunuz? İlle de bir sorumlu arayacaksanız, o da hazırdır. Kabahat bu işin kahrını, zorluğunu çeken ve uygulayan okullarımızda ve ekonomik sıkıntılarla boğuşup görevini fedakârca yapmaya çalışan öğretmenlerimizdedir. Hemen onlardan hesap soralım. Başarısızlığın faturasını onlardan çıkaralım. Onları hemen bir yerde toplayalım ve fırçalayalım. Öyle fırça atalım ki; kimse korkusundan “kral çıplak” diyemesin. Het, hut ile korkutalım, sindirelim. Disiplini sağlayalım. Disiplin buysa eğer,

Aslında Eğitim-Öğretim; çocuğun bedensel gelişimine paralel olarak psikolojik, sosyolojik, pedagojik, zihinsel gelişimini olumlu yönde sağlamaktır.

Matematik dersi ile muhasebe ve hesap işleminden öte düşünmeyi, muhakeme etmeyi, problem çözmeyi ve hayatın her türlü zorluğuna karşı direnebilmeyi, Fen Bilimleri ile bilime kapı açmayı, bilinenden yola çıkıp bilinmeyenlere ulaşmayı, insanlık adına yeni buluşlar ve denemeleri gerçekleştirmeyi, Türkçe ve Edebiyat dersi ile dilimizi güzel konuşmayı, kendimizi ifade etmeyi, güzel sanatlardan anlamayı, Sosyal Bilimlerle doğayı, dünyamızı, toplumu anlamayı, iyi bir yurttaş olmayı, milli ve manevi değerlerimizi bilmeyi, hayata katılmayı, Beden Eğitimi ile sporun çok enerjik, çok dinamik ve ülke koşulları nedeniyle şiddete meyilli, şiddete yönlendirilmiş gençliğe bir supap oluşturabileceği, bir soluk alma alanı bir deşarj alanı olduğu, Resim dersi ile illaki manzara, porte çizmeyi öğrenmek olmadığı, resim dersi ile bakmayı, görmeyi, gördüğünü algılamayı, Müzikle bir müziğin bir enstrümanın zirvesine ulaşmaktan öte; uyumu, ahengi, dengeyi aramasını, kendini bulmasını, düşünmeyi, yorumlamayı, değerlendirmeyi öğreneceği bilinmelidir.

Almış oldukları eğitimle çocuklarımızın kendi sorunlarını çözmeyi, etken değil edilgen olmayı, sorumluluk almayı, katılmayı, katkı yapmayı öğrenir. Bu anlayış ve bu felsefe üzerine oturtulan eğitim politikalarının sonucu eğitimde kalite yükselir, kaliteli eğitim sonunda kaliteli birey yetişir. Bu bireylerin oluşturacağı toplum çağdaş bir toplum olur. İşte o zaman;

Muasır medeniyet seviyesine” ulaşmış, hedefi 70’ten değil ama 12’den vurmuş oluruz.

  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40