• BIST 105.026
  • Altın 162,577
  • Dolar 3,9187
  • Euro 4,6430
  • Rize 5 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 4 °C
  • Trabzon 6 °C
  • Samsun 5 °C

Aba altından sopa!

Bilge FIRAT
“Uçuyordum, sonra beni melekler tuttu!”
Bu sözler, bir iki hafta öncesinde TV kanalının haber programında yer alan görüntülerdeki küçük bir evladımızın sözleriydi.
Şaşırıp kalmıştım!
Simsiyah gözleri ışıl ışıldı.
Fakat bir kolu ve iki bacağı, vücudunun hemen hemen 3’te 2’si alçılar içerisindeydi.
Sadece başını ve bir kolunu hareket ettirebiliyordu.
Doktorlar iyileşeceğini söylemiş, en azından bu sevindiriciydi.
Ne mi söylüyorum ben?
TV’lerde izlediği dizilerden etkilenip kendini 7. kattan aşağıya uçmak için bırakan küçük evladımızdan bahsediyorum.
Onun da söylemiş olduğu gibi, O’nu melekler tuttu. Yoksa… 7. kattan düşüp betona çakılıp sağ kalmak, sakat kalmamak mucizeden başka bir şey değildir. Allah korumuş, bir anlık dalgınlık sonucu bu küçük yaramaz fırsattan istifade, dizilerdeki gibi uçacağını düşünüp kendisini pencereden aşağı bırakmış.
Yine birkaç sene önce iki küçük yaramaz bir duvardan aşağı atlamışlardı, aslında onlar dizilerdeki ablaları gibi, çizgi filmlerdeki kahramanlar gibi uçabileceklerini sanmışlardı.
Benim küçüklüğümde Ninja kaplumbağalar vardı. Biz 4 kardeştik. Tesadüf bu ki onlar da tam 4 kaplumbağa idi. Her birimiz bir kaplumbağayı kendimiz olarak görür, öyle izlerdik çizgi filmi. Tam hatırlayamıyorum ama sanırım ben mavili kaplumbağaydım.
Güzel bir anı aslında bu benim için.
Şimdi tebessüm ediyorum o halimize.
Bizlerin o halleri tebessümlerimizi hatıra bıraktı bugünlerimize. Fakat ne yazık ki günümüz çocukları dizilerde, çizgi filmlerde gördükleri olayların yozlaşmışlıklarını hatıra olarak saklıyorlar.
Aslında onları hatıra olarak saklamak mecburiyetinde bırakılıyorlar.
Önlerine sunulan bu tür saçmalıklarla bir gelecek hayal etmeleri beklenilmekte.
Zamanı geriye almayı bir el şaklatmasına bağlayan, uçan halılarda Türkiye gezisi düzenleyen, duvarların ötesini görebilen ablalar, cici, sevimli kızlarla yıkamaktalar küçücük çocuklarımızın beyinlerini.
Onlar bizden değil, onlar ölümsüz(!) bende ölümsüzüm diyor artık Ali’miz, Zeynep’imiz.
-Ben de uçabiliyorum anne.
- Bizim halımızda uçarda bakma sen şimdi yakıtı bitmiş, ondan uçamıyoruz.
-Bizim evdeki ekmek kızartma makinesinden geçen gün elime bir mektup ulaştı, meğer makine bozukmuş mektup yandı okuyamadım.
- Yaşasınnn artık kapıyı açmadan ardında kimin varolduğunu görebiliyorum (kızılötesi gibiyim mübarek)
-Sihirli bir değneğim var artık, TV’deki cici ablamın değneği gibi. En son model dün pazardan anneme aldırdım.
-Dün duvardan atladım, bir görsen nasıl uçuyodum, yarın 10 katlı apartmanımızın çatısından atlayıp uçacağım….
Türk gençliği uçacak, dizilerde izledikleri yozlaşmışlıklarla, saf görüntü tuzaklarıyla büyüyecek ve düşmanlarımızın önündeki en büyük engel olan bir “vatan’ın gençliği” bu şekilde yok olacak.
Çocuklarımıza kızmıyorum, onlar hep hayal âleminde yaşar belirli bir yaşa gelinceye kadar. Asıl kızdığım analarımız, babalarımız. El kadar yavrusunu yanına alıp, bu saçma sapan dizileri seyreden sözde yetişkinlerimizedir tepkim.
Ne buluyorsunuz bu tür filmlerde, dizilerde?
Artık gözünüzü açın, o pembe sandığınız diziler, katran karası (!) Bunu fark edin artık, ne olur(!)
O katran kazanlarında diri diri yakıyoruz bir geleceği….
Çocuklarımıza korku içerikli filmler izletmemek için çabalayan RTÜK nasıl oluyor da bu tür saçma olayları çocuklarımızın zihinsel gelişimi açısından uygunsuz görmüyor ve yasaklama getirmiyor. RTÜK hep bize mi RTÜK?
Biri biterken öteki başlıyor, bizim saf analarımız da aman çocuğum yaramazlık yapmasın evi karıştırmasın dağıtmasın diye hop o kanaldaki saçmalığı açıyor, hop bu kanaldaki saçmalığı açıp izletiyor küçücük evladına. Belki de geleceğimizin valisine, başbakanına…
Her şeyi RTÜK’ten beklememek gerek. Evimizdeki sansür uzmanımız biz kendimiz olmalıyız. Eğer ebeveynler çocuklarının neyi izleyip izlememesi gerektiğine karar veremiyor, evladına bu tür saçmalıkları sansürleyemiyorsa, aile yapımızın temellerinin çökmeye yüz tuttuğunu söyleyebiliriz.
Açık yüreklilikle söylüyorum ki, bu tür saçmalıkları yayınlayan kanalların, vatanımızın felahı açısından birinci sırada adım atacak olan gençlerimizin zihnini boş işlerle doldurmalarından ötürü cezalandırılmaları gerek. Yok öyle bir gün iki gün ekran karartmalar. Yok öyle 10 saniyelik ekranda uçar gibi kayan, hızlandırılmış özür metinleri. Onlar bizlerin geleceğini temelli bir şekilde karartırken, biz onların bir günlük iki günlük karartma cezalarını hoş karşılayamayız. RTÜK dâhil olmak üzere, aklıselim düşünen vatandaşlarımızın öncülüğünde tepkimizi ortaya koymalıyız. Gençlerimizin, küçük evlatlarımızın gelişimlerinde olumsuz etkisi olacak olan bu tür yayınları, bu tür yayınlara öncülük eden, bu yayınlara gıkı çıkmayan yayın kuruluşlarını, duyarlı insanlar olarak yola getirmemiz gerektiği kanaatindeyim.
Sihirli Annem; Ben annemin hep Allah vergisi bir sabır’a sahip olduğunu düşünürdüm ki düşüncem hala daha değişmiş değil. Fakat o elleri mis kokulu anam sihirlidir diye hiç aklımdan geçirmemiştim, böyle bir düşünceye sahip olacak kadar TV bağımlısı olmamışım çok şükür.
Ben bile o zamanlar ki çocuk aklımla annelerimize sihirli muamelesi yapmazken, şimdi bu koca koca adamlar, kadınlar…
Annemin değil de anneannemin bir değneği vardı, ama ben bildim bileli bir sihrini göremedim. Yürürken ona dayanırdı ninem, arada da yaramazlık yaparsak kafamıza bir iki denk getirirdi…
Selena; Adını dahi doğru düzgün telaffuz edemediğimiz, kaşıyla, gözüyle, burnuyla dünyayı kurtaran bir el kadar kız. Yetenekleri saymakla bitmez. Masum çocukları etkisi altına alan, öyle ki bazı masum büyükleri dahi etkisi altına alan saf sarışın.
Acemi cadı: Aman Allah’ım! Bunun hakkında yorum dahi yazamam, hepsi aynı aslında, al birini vur ötekine tarzı.
Sadece bunlarla sınırlı değil elbette… Her hangi bir TV kanalının yayın kuşağını alın elinize, bir bakın bakalım bugün ne kadar anlamlı yayınlar yapacaklar(!).
Duruşundan, Türklük kimliğinden, Millet olabilme şuurundan taviz vermeyen tüm basın yayın kuruluşlarımıza en içten şükranlarımı iletmek isterim. Vatan evlatlarını, kendi evlatları gibi bilip, onların eğitimleri için, zihinlerini boş işlerle donatmayan basın-yayın kuruluşlarına tüm iyi dileklerimizi buradan iletelim. Allah yolunuzu açık etsin. Allah yolumuzu, gençliğimizin ve dolayısıyla bu vatanın yarınlarını açık etsin inşallah.
Gözlerimizi açmanın vakti geldi, pembe gösterilenler içerisindeki katran karalarını görmeliyiz. Bu güzel vatanın, bu güzel gençliğini, geleceğini bu şekilde yok etmelerine izin vermemeliyiz.
  • Yorumlar 5
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40