• BIST 103.929
  • Altın 148,575
  • Dolar 3,5497
  • Euro 4,1792
  • Rize 24 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 16 °C
  • Trabzon 24 °C
  • Samsun 23 °C

AÇILIM POLİTİKALARI ÇÖKMÜŞTÜR

Seyfullah FIRAT

             Millet olmak veya millet diye tanımlanabilmek için belli başlı olgunlaşma, kaynaşma ve bütünleşme süreçlerinden geçilerek mümkün olur. Tarihi süreçlerden geçmeden, millet olmayı hak etmeden bir takım zorlamalarla veya çıkar odakları istedi diye yapay bir millet inşa edemezsiniz. Kaderde, kıvanç ve tasada; bir bütün olmaya azmetmiş, birlikte yaşama noktasında ortak bir toplumsal sözleşmeye gönül koymuş topluluklar millet olmayı hak ederler. Ortak aidiyet duygusu geliştirememiş, konuşma dili ve yazı alfabesi inşa edememiş insan harmanları kozmopolit topluluklardır.
             Türk milleti tarihin en köklü milletlerindendir. Bizim millet yapımız içerisinde farklı köklerden gelen, kendilerince mahalli konuşma dilleri olan çeşitli topluluklar vardır. Söz konusu topluluklarla asırlarca birlikte yaşamayı becermiş bir milletiz. Küresel eşkıyaların kendi çıkarları doğrultusun da mahalli veya mikro milliyetçilikleri kaşıması sonucu çeşitli toplumsal sancılara maruz kaldık. Söz konusu sancılarımız İmparatorluk dönemlerinde de zaman zaman zuhur etmiştir. Çeşitli isyanlarla baş gösteren suni başkaldırılar özellikle Osmanlının son zamanlarında çoğalmış ve Cumhuriyet tarihimiz boyunca sürüp gelmiştir.
             Söz konusu başkaldırı hareketleri veya ihanetleri önce Balkanlarda başlamış ve Anadolu içlerine kadar taşınmıştır. Cumhuriyetin ilk yılların da düşmanların kaşımasıyla ortaya çıkan iç isyanlar akılcı ve zamanında müdahalelerle bastırılmıştır. Özellikle doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde yaşamakta olan ve kendilerini Kürt olarak adlandıran insanımız en çok istismar edilen ve isyana teşvik edilen unsurlar olmuştur. Açık yürekle ifade etmeliyiz ki, söz konusu iç ihanetler hiçbir zaman bugün cereyan ettiği ölçekte genişleme fırsatı bulamamış ve her zaman marjinal düzeylerde kalmıştır.
          Maalesef, üzülerek söylemeliyiz ki; son on yılda AKP iktidarının söz konusu sancıları dindireceğim iddiasıyla geliştirdiği veya dışarılardan ithal ettiği yanlış politikalarla bağrımızın bir köşesinde yanan ihanet ateşini genişletmiş ve neticede ülkemiz bugün bölünme tehdidiyle burun buruna getirilmiştir. AKP iktidarı öncesinde ihanet örgütü olan PKK resmen nefes alamaz hale gelmişken, AKP iktidarının anlaşılmaz yaklaşımları sebebiyle marjinal olmaktan çıkarak bölge halkını toptan etkileyebilecek seviyelere yükselmiştir. Bir tarafta terörle mücadele etmiş insanımız hesaba çekilirken diğer bir yandan da Kürt meselesi denilerek bütün Kürt kardeşlerimiz adeta değnekle örgütün saflarına kovalanmıştır.
        Son on yıl içerisinde örgüt yeni yeni mevziler elde ederken, diğer bir taraftan da resmen siyasallaşarak Türk devletiyle muhatap kılınmıştır. Hiçbir milli devletin tahammül edemeyeceği tavizler verilmiş, mücadele stratejilerinin hepsi askıya alınarak terör örgütüyle uzlaşma arayışlarına girilerek çeteler resmen şımartılarak başımıza bela edilmiştir. Terörle mücadele veren birçok Asker bugün tutuklu bulunurken, binlerce insanımızın kanını akıtanlar TBMM sinin çatısı altına kadar girebilmişlerdir.
         Şimdi gelinen nokta vahim olmanın da çok ötelerine geçerek ülkenin omurgası kırılacak noktaya taşınmıştır. Bütün bu istenmeyen gelişmeler olurken, iktidar sözcüleri gerçekleri milletten gizlemek için çeşitli dil oyunlarıyla millet çoğunluğunu uyutmayı veya meseleyi çözme noktasında beklentiye sokmayı başarmışlardır. Bir yandan terör örgütü militanlarını Kuzey Irak’taki inlerine taşıyor denilerek bölgede birçok yerden Askerimiz çekilerek örgüte rahatça mevzilenme alanı tahsis edilmiş ve bölge bugün tamamen terör örgütün tekeline terk edilmek üzeredir. Gelişen yeni psikolojik ortam sebebiyle, bugüne kadar terör örgütüne sempati duymayan geniş halk katmanları istemese de terör örgütüne şirin bakmaya zorlanmış ve birçok aile yüreği yanarak iki evladından birisini örgüte militan olarak vermeye mecbur edilmiştir. Son iki ay içerisinde terör örgütüne mevcut militan sayısına yakın yeni bir gençlik kesimi peşkeş çekilerek örgüt gücünü ikiye katlamış durumdadır.
           Bu olup bitenlerden sonra halen birileri çözümden bahsediyorsa, halen birileri bu milleti dil oyunlarıyla oyalamanın peşindeyse, bunun adı gaflet değil de başka bir şey olur. Önümüzde mahalli seçimler var. Bölgedeki iktidar partisinin oy oranında ciddi manada düşüşlerin olacağını kestirebilmek için siyaset uzmanı olmaya gerek yoktur sanırım. Sivas’tan öteye geçemezsiniz diyerek çalım satan iktidar partisi bu gidişler bir iki seneye kalmaz bölgeyi tamamen terk etmek zorunda kalacaktır. Biz şimdiden hafızalara not düşüyoruz. Yaşarsak hep birlikte göreceğiz. Dileriz ve temenni ederiz ki, biz yanılalım ve bu iddiamızda mahcup olalım. Bundan sonra olacakları, bunca tavizi verenlerin takınacakları yeni tavırlarını hep birlikte bekleyelim ve görelim. İktidar partisi dönüşü olmayan bir menzile girmiştir. İki tarafı da kirli olan bir çomağı iki eliyle kavrayan iktidar şimdi bu kirli değneği kendine can simidi olarak görmektedir. Ne yazık ki, bu ihanet denizinde bu can simidiyle daha fazla yüzemeyeceksiniz. Politikalarınız çökmüş ve ülkeyi enkaza çevirmiş bulunuyorsunuz. Elbette yaptığınız hayırlı işleriniz olmuşsa mükâfatını alacağınız gibi yanlışlarınızın da hesabını mutlaka vereceksiniz.

  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40