• BIST 107.882
  • Altın 143,804
  • Dolar 3,5304
  • Euro 4,1439
  • Rize 28 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 24 °C
  • Trabzon 28 °C
  • Samsun 25 °C

ADI DEMOKRASİ KENDİSİ MONARŞİ

Seyfullah FIRAT

Demokratik ülkelerde seçimlerle işbaşına gelenlerin veya milletin mukadderatına hükmeden siyası iktidarların milletten almış oldukları vizeyi milletin istekleri ve beklentileri istikametinde kullanmaları parlamenter demokrasinin gereklerindedir. Seçilenlere vize veren seçmen kitleleri verdikleri yetkinin takipçisi olmalıdırlar. Seçmen kitleleri seçtikleri ve memleketi idare etme yetkisiyle donattıkları siyasilerin enselerinden nefeslerini eksik etmemelidirler. Verdikleri oyların takipçisi olmayan seçmen kitleleri demokrasilerde güç olmaktan çıkarak resmen tepkisiz ve mecalsiz insan yığınlarına dönüşürler.

Bizim parlamenter demokrasimiz henüz tam olarak oturmuş değildir. Lider ağırlıklı bir demokrasi geleneğimiz vardır. Milletvekillerinden alında parti teşkilatlarının en ucundaki bir görevliyi bile genel başkanların işaret ettiği bir yerde parlamenter demokrasinin sağlıklı olduğunu hiçbir akliselim siyasetçi iddia edemez.

Bu ülkenin ve bu ülkede yaşayan her insanımızın bugün en çok ihtiyaç duyduğu konu huzur ve güven meselesidir. Her şeyden önce insanımız can ve mal güvenliğinden emin olmak istiyor. Türk insanının çok büyük bir ekseriyeti bugün bırakın lüks bir hayat yaşamayı veya talep etmeyi bir yana, sırtının serin ve karnının tok olmasından başka istediği bir şeyde yok. Türk insanı bu ülkede kargaşaların, gereksiz kardeş kavgalarının yaşanmasını istemiyor artık. Kardeşçe ve hakça bir paylaşımdan başka talep ettiği bir şeyde yok.

Kurumlar arası zıtlaşmalardan, iktidar ve muhalefet arasında ki gereksiz didişmelerden insanımız artık gına getirmiş bulunuyor. AKP şu gerçeği çok iyi idrak etmek zorundadır. Tek başına iktidar olmasını en önemli sebebi geçmiş iktidarların milletin söz konusu beklentilerine çözüm üretmede gecikmiş olmalarıdır.

AKP iktidara geldiği günden beri milletin umut ve beklentilerini ertelemeyi çok iyi becermiş olsalar da milletin vermiş olduğu açık çekin süresi bitmek üzeredir. Millet AKP iktidarının devletle, devletin geçmişiyle ve devletin kurumlarına savaş açmış olmasından çokta hoşnut değildir. Darbecilerden hesap soracağız diyerek koca bir orduyu imha etmeyi düşlemek, geçmişte birileri yanlış yaptı diye şimdi yanlış yapma sırası bizde demek hiçte doğru bir yaklaşım değildir.

Sayısal çoğunluk elbette demokrasilerde önemli bir kriter olduğu kadar elbette her şeyde değildir. Sayısal çoğunluğun sayısal azınlığı yok sayması veya karşısına alması öteleştirici ve bölücü bir yaklaşım değil de nedir. Muhalefet veya sivil toplum kuruluşlarının her hangi bir konuda iktidar
karşıtı görüş bildirmeleri alaya alınmamalıdır. Siz oturun oturduğunuz yerde, sizin dediğiniz burada sökmez, bundan sonra ancak bizim dediğimiz olur mantığı çok hoş bir mantık değildir.

Her koşunun bir sonu, her yükselişin bir düşüşü, her uçuşun bir inişi mutlaka vardır. Hiçbir uçağın sürekli olarak havada kalamayacağı gibi hiçbir iktidar da sürekli olarak zirvelerde kalamaz. Gönül ister ki, iktidarların gelip gidişleri bizden sonrası tufan mantığına mahkum düşmesin.

Millet evlatları kısır çekişmelerden, gereksiz didişmelerden bu ülkeye fayda gelmeyeceğini biliyor ve bizim insanımızın herkese akliselimin hakim olmasını temenni ediyor. İktidarıyla muhalefetiyle ortak bir akıl geliştirilmesinden yana olan insanımız kavgadan çok barış, zıtlaşmadan çok kucaklaşma, kapkaççılıktan çok hakça paylaşma, yalan dolandan daha çok gerçekleri dillendirmeden yana tavır koymuş bulunuyor.

Bu devletin kurumları arasında olması gereken eşgüdüm bu dönemde bozulduğu kadar başka hiçbir dönemde bozulmadı. Devletin aort damarları durumunda olan kurumlarımız arasında maalesef sen ben kavgası bu dönemde ayyuka çıktı. Kurumlar arası kavga bir tarafa, iktidarın bünyesinde koalisyon kurmuş olan Milli görüşçülerle diyalogcular bir birlerini kuşatmanın peşindeler.

Bu dönemde süslü püslü laflarla millet evlatları çok güzel uyutuldu. Demokratikleşiyoruz denilerek hukuk resmen siyasallaştırıldı. Çağdaşlaşıyor denilerek millet kendisinden koparak kendisine yabancılaştı. Dini hizmet veriyoruz denilerek İslam in içi boşaltıldı ve diyalog hikayeleriyle dindar kesimlerin inançları çalındı. Medeniyetler arası ittifak denilerek milli olan her neyimiz varsa tersyüz edilerek her türlü kültür saldırılarına karşı kapılar sonuna kadar açıldı. Yenidünya düzenine uyum adı altında milli çizgilerimizin hepsi tarumar edildi.

Devlete kurşun sıkanlar, devlete başkaldıran çevreler masum ilan edilirken, söz konusu isyankarlarla mücadele edenler maalesef suçlu ilan edildiler. Kürt sorunu denilerek bütün Kürtler PKK denilen terör örgütünün saflarına kovalandı. Sessiz sedasız yapılması gereken birçok operasyon davulla ve zurnayla adeta intikam alırcasına yapıldı. Yapılan gürültülü ve tantanalı operasyonlar sebebiyle özellikle Askeri çevreler gibi millet evlatları üzerinde de ciddi bir moral katliamı yapıldı.


Özelleştirme adı altında Cumhuriyetin bütün birikimleri yabancılara satıldı. Serbest piyasa ekonomisi denilerek millet çoğunluğu bankalara esir edildi. Geçmişte bu memleketin bankalarının içini boşalttılar diye yakınanlar bu dönemde milletin cebini boşaltan Bankaları görmezden geldiler.

İşin çivisi çıktı diyenler bana göre yerden göğe kadar haklıdırlar. Bin yıllık muhteşem bir geçmişi olan ve bütün dünyanın gıpta ile baktığı Türk Ordusu bu dönemde terör örgütü olarak ilan edildi. Geçmişte bu memlekette siyaset yapmış gelip geçmiş bütün iktidarlar yine bu dönemde terör örgütünün ortağı olarak görüldü.

Bütün bu tahribatlar bu dönemde yapıldı. Şimdi gelinen noktada iktidar içerisinde kavga başladı. On yıllık bir çıkar birlikteliği artık çözülme noktasına geldi. Esas gümbürtü bundan sonra kopacak. Cepleri dolanlarla cepleri boşalanlar veya bu dönemde irtifa kaybı yaşayanlarla uçuşa geçenler arasında kıyasıya bir kavgaya doğru sürüklenmek üzereyiz.

Parlamenter demokrasilerde çok seslilik söz konusudur. Lider ağırlıklı yönetimler demokrasiden daha çok monarşiyi andırılar. Tek kişinin hakimiyeti hiçbir zaman demokrasi olarak tanımlanamaz. Bizim parlamenter demokrasi serüvenimiz maalesef demokrasi ve monarşi karışımı bir durum arz eder. Demokrasimizi söz konusu ikilemden kurtarabilmek için tek başına iktidarlar esasında iyi bir şanstır. Ne yazık ki, tek başına iktidara gelenler bu şansı iyi kullanmamışlar ve düşe kalka bu günlere gelmişiz.

Şimdi AKP uçağı inişe geçmiş ve pistle temas kurmuş bulunuyor. İnşallah kazasız belasız iniş gerçekleşir. Pistin kaygan olması durumunda pas geçme şansı da bırakmamış bulunuyorlar. Çünkü uçağın çıkış kapıları açılmış durumdadır.

  • Yorumlar 11
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40