• BIST 97.533
  • Altın 145,901
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Rize 17 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 10 °C
  • Trabzon 20 °C
  • Samsun 14 °C

Ahlaki bir siyasetin kodları -1

Osman KAYA

Yönetim bilimi ve sanatı olarak siyasetin tarihi hemen hemen insanlık tarihiyle yaşıttır. Tarih öncesi dönemde insanoğlu yaşadığı klanı yönetebilecek kadar , onu mağaralarda düzgün yaşatabilmek , çayda bayırda düzgün yürütebilmek, avda düzgün organizasyonlara katkıda bulunabilmek için ihtiyaç duydu siyasete…zaman geçtikçe insanlar basit toplumsal yapılanmalardan çıkıp çok daha kompleks bir yapılanmanın içinde buldular kendilerini…özellikle toprağa yerleştikten sonra (m.ö10000 yılları) mülkiyet olgusu ortaya çıktı, savaşlar başladı ve insan insanı kul etmeye başladı.Binyıllar boyu, kralların , imparatorların iki dudağı arasından çıkan her söz bir kanun oldu… nice kelleler gitti.. Niceleri aslanlara kaplanlara yem oldu… Nicelerinin de ömrü zindanlarda geçti bu süreçte… (Tarihsel perspektif açısından düşünelim… Eski Mısırda m.ö 2400 lerde yapılan piramitlerden biri olan Keops Piramidi… Tanrı sayılan Firavunlara yönelik , Tanrısal görkemli bir ebedi istirahat gah olarak düşünülmüş…her biri yaklaşık 20 ton ağırlığında 2000000 adet taştan yapılmış bir yapı… Muazzam görünüyor değil mi yaklaşık 145 metrelik yüksekliğiyle… ama asıl muazzamlığı onun heybetinde değil insanın insanı kul etmesiyle ne büyük bir cinayetin işlenebileceği gerçeğinin tarihten bu günlere yönelik haykırışı, uyarışı, dürtüşü…. Büyük düşünür Ali Şeriati her piramidin inşasında 200000 e yakın işçinin çeşitli nedenlerden dolayı öldüğünü söylerki bu tespit çok yerindedir.

İnsanlık, varoluşundan çok uzun süre sonra ilk kez ilk yazılı hukuk kuralları ile Sümerler tarafından oluşturulan yasalarla tanıştı.. Bu özellikleri ile Sümerlere dünyadaki ilk Hukuk devleti denebilir. Otoritenin korunmak istenmesi hukuk kurallarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Lagaş Kralı Urukagine tarafından oluşturulan ilk yazılı kanunlar "fidye ve bedel" sistemine dayanıyordu.
Daha sonra Urgakina yasalarını görüyoruz…
Sonrasında Solon yasaları… Atina’nın yedi bilgesinden biri olarak kabul edilen Solon yasaları ahşap tabletler üzerinde yazıldı ve yaklaşık 100 yıl kadar geçerli oldu.
Hukuksal yönetimin tarihteki bir diğer adımını da Eski Türk Devletlerinden Hunlarda görmekteyiz.Bu dönemdeki hukuk ve yasa anlayışında Aile,savaş,ölüm sonucu ailenin ve malların idaresi rejimi, trampa kuralları,kardeşlik anlaşmaları( farklı klanların birleşmesi), toplum içindeki kategorilerin oluşum kuralları(sınıflar),kölelik düzenine ait anlayışlar, ölüm,yaralama,kan davaları,kız kaçırma gibi hallerde uygulanacak kurallar bu döneme damgasını vuran hukuksal kural ve uygulamalar olarak görmekteyiz.
Bir başka hukuk metni Magna Carta dır.
Magna Carta, ya da Büyük Berat, Haziran 1215'te İngiltere'de Kral John'un bazı baron ve piskoposların baskısıyla onayladığı ve uyruklarına tanıdığı haklara ilişkin yazılı belgedir. 63 maddeden oluşan Magna Carta'nın içeriği kralın, kilise ve uyrukları karşısındaki hak ve yetkilerinin sınırım belirler. Bu belgeyle, feodal beylere tanınan hakların yanında, kentlerde özellikle Londra'da yaşayan halka ve tüccarlara da bazı haklar verilmiştir. Ayrıca, hukuk ve yargı alanında düzenlemeler ile krallık ormanlarına ilişkin yasaların yumuşatılması konusunda hükümler de yer alır. Magna Carta'nın sonunda. baronlardan oluşan bir kurula, bu beratı uygulamayan krala karşı çıkma ve onu zorlama hakkı tanınır.
Batıda ki büyük gelişmelerden biride Amerikan Bağımsızlık Bildirgesiydi.Benjamin Franklin, Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi'ni hazırlayanlar arasındaydı.
Resimde Thomas Jefferson komitenin öteki üyeleriyle birlikte, Philadelphia'da toplanan Kıta Kongresi'ne Bağımsızlık Bildirisi'ni sunarken görülmektedir. 4 Temmuz 1776'da onaylanan bu belge, Amerikan yönetiminin temel ilkelerini kapsamaktaydı.
Bağımsızlık Bildirgesi'nin onaylanmak için 4 Temmuz 1776'da Kıta Kongresi'ne sunulması
ABD anayasasının onaylanması, federal yönetimden yana olanların başarısını teşkil etmiştir.
ABD Anayasası 1787'de Philadelphia'da hazırlanmış ve gerekli dokuz eyalet tarafından 21 haziran 1788'de onaylanmıştır Konfederasyon Maddeleri'ni iptal eden Anayasa, 1789'dan bu yana yürürlükte olan federal sistemin temelini atmıştır.

Bizde Öncelikli olarak Veda Hutbesini anmak gerekir. Veda Hutbesi, 632 yılında İslam dininin peygamberi Muhammed bin Abdullah tarafından yüz bini aşkın müslümana irad edilmiş olan dini metnin adı.
Veda Hutbesi Hz Muhammed'in 124000 kadar Müslüman'a hitaben irad ettiği bir hutbedir. Hz Muhammed bu son hutbesinde, bundan sonra bir daha haccedemeyeceğini bildirip vefatının yaklaştığını ima ettiği, sonraki gelen günler de onun bu sözlerini doğruladığı için bu hacca Veda Haccı, bu hac esnasında irad ettiği hutbeye de Veda Hutbesi adı verildi. Veda Hutbesi her ne kadar tek bir hutbe imiş gibi kabul edilmekteyse de, gerçekte bu hutbe, Arafatta, Minada ve bir gün sonra yine Mina'da olmak üzere arife günü ile, bayramın 1. ve 2. günlerinde parça parça irad edilmiştir. Değişik yer ve zamanlarda irad edildiği için de hutbe, birçok kişi tarafından birbirinden farklı şekillerde rivayet edilmiştir. Kişinin ya da gurubun duyduğunu başkaları işitmediğinden, hutbenin tamamının bir araya toplanmasında bu farklı rivayetlerden yararlanılmış ve daha sonraki yıllarda bu üç ayrı yer ve zamanda tamamlanan hutbe tek bir hutbe olarak bir araya getirilmiştir.Bu hutbe insan haklarının ebedi belgelerinden biridir. Ve insan hakları konusunda çok büyük açılımlar getirmiştir ve siyasetin temel değerinin insan hakları olduğu vurgusunu çok net bir biçimde ortaya koymuştur.
Daha sonra bizim tarihimizde Nizam-ül Mülkler, Fatihler, Kanuni ler hep kanunlar çıkararak, o döneme göre ileri sayılabilecek çok önemli hukuksal adımlar attılar.

Tanzimat Hattı Hümayyünü Osmanlıdaki insan hakları bağlamında bazı gelişmelere neden oldu. Ama bu daha çok emperyalistlerin işine yaradı ve bunu kullandılar.Çünkü bu Batılı güçlerin dayatmasıyla oluşturulmuştu ve bir proje olarak Osmanlının zayıflamasına hizmet ediyordu.
Daha sonra 'Abdülmecid'in 1856'da yayımladığı hattı hümayun, 1839'da yayımlanan Tanzimat Fermanı'nın (Gülhane Hattı Hümayunu) bir tamamlayıcısı, Tanzimat döneminin yeni bir aşaması olarak değerlendirilmiştir.
18 Şubat !856'da yayımlanan Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanı'nın padişah iradesini sınırlayan ve kişi haklarım öne çıkaran hükümlerim tekrarlıyor, ırk ve din ayrımı yapmaksızın bütün Osmanlı uyruklarının can. mal ve namus dokunulmazlığım, yasalar önünde eşitliğini, özel tasarruf haklarım güvence altına alıyordu. Ayrıca kamu görevlerine ve askere alınmada kimseye ayrıcalık tanınmaması, vergi adaletinin sağlanması. Müslüman olmayanlara belli koşullarla ulusal ve dinsel eğitim özerkliği verilmesi karar altına alınmıştı. Bu arada iltizam kaldırılıyor. müsadere, işkence ve kötü muamele yasaklanıyordu. Fermanın Tanzimat Fermanı'ndan içerik olarak önemli bir farkı, yabancılara Osmanlı topraklarında önemli ayrıcalıklar tanımasıydı. Örneğin yabancı sermayeye madencilik, tarım işletmeciliği, demiryolu ayrıcalıkları, ortak yatırım olanakları getirilmişti.
Yani Osmanlıda ki İnsan hakları adına ortaya konan gelişmeler hep Batılı güçlerin baskısıyla ve Emperyalist , para dolaşımının önünü açmaya hizmet eden bir nitelik taşımaktaydı.
Bizim topraklarımızda karşı olsanız da yanında olsanız da şunu kabul etmek durumundasınız ki Mustafa Kemal Atatürkün Türk siyasetine çok büyük katkıları olmuştur.Onun kurduğu cumhuriyet sayesinde bu coğrafyanın insanı sultanın kulları olmaktan kurtulmuştur.

İnsanoğlu Hukuk mücadelesini çok değişik boyutlarda vermiş ve gerek sosyalist gerek kapitalist gerek dinsel gerekse faşist yasalarla siyaseti sürdürmeye çalışmıştır. )

Siyaset insanoğlunun en tartışmalı, en zor ve en karmaşık , yönlerinden, konularından, boyutlarından biridir. Siyaset insan yaşamında hem olmazsa Olmazdır ama bir o kadar da risklidir. Hem çok iticidir, hemde inanılmaz derecede girdabına çeker insanı.

Şu bir gerçektir ki insan yaşamında hemen her şey siyasetle bağlantılıdır. Bilim sanat, spor , ticaret, ahlak her şey siyasetle ya doğrudan ya da dolaylı olarak bağlantılıdır.Çünkü hemen her şeyi belirleyen ve şekillendiren olgu yönetim tarzlarıdır.

İnsanlık tarihinde bütün büyük hukukçular, bilgeler, namuslu siyasetçiler siyasette iki şeyi aradılar ( ki aslında bu iki şey de tek şeye irca edilebilir) ahlak ve adalet.

Doğru siyaset elbette ki ahlaklı olmayı zorunlu kılar ve siyasette ahlak ise adalettir , her aşamada adaleti tesis etmektir.
Şimdi bu bağlamda günümüz siyasetini ele aldığımızda özelde Ülkemizin durumu nedir?
Ülkemizde maalesef siyasetin ahlakı yoktur çünkü ülkemiz siyaseti:

1- Güçlüden yanadır… Her aşaması ile güçlüye hizmet eder.
2- Yoksul, niteliği ne olursa olsun bu tarzı siyasette esemesi okunmayan bir figürandır sadece
3- Ülkede ilke siyaseti değil kişiye endeksli siyaset yapılmaktadır. Mesela ben x partisinin liderini seviyorum diyerek siyaset e dahl olanlar olduğu gibi sırf bir milletvekiline ya da lidere ‘’ gıcık’’ olduğundan dolayı bir partiye tavır alanlarda vardır.Kişi, imaj ve paraya dayalı siyaset asla ahlaki değildir. Siyaseti belirleyecek olan tek şey ilkeler ve o ilkelerin ayakta tutulması olmalıdır.
4- Ülkemizde basın , dünyanın beklide hiçbir yerinde olmayacak kadar vefasızdır, çıkardan yanadır, dönektir, yalanlara dayalı bir söylemle bazen rezili vezir, bazen veziri rezil edebilir.Bu konsepte sahip olan basın oldukça asla ve kata ahlaka dayalı bir siyaset gelişmeyecektir.
5- Türkiye’de ki siyasetin entelektüel ve felsefi derinliği zayıftır. Düşünün yedi köye sahip ağaların kaç dönem milletvekili olduğu , içeriksiz ama şatafatlı konuşanların karizma yaptığı, samimi olmayan vatan , millet Atatürk, ve din in siyasal pirim yaptığı ve insanların bu klişe sözlerle alabildiğine kandırıldığı bir ülkede yaşıyoruz ki bunlar oldukça asla ülkemizde siyasal bir derinlik olmayacaktır.
6- Türk siyaseti çoğu kere öz dinamiklerle değil, uluslar arası emperyalizmin etkisiyle şekillenmekte, sınırları ve hedefleri belirlenmektedir.
7- Türk siyasetinin bir belirleyicisi de , aşiretçilik, sülalecilik, bölgeciliktir. Bu niteliğinden dolayı Türkiye’de siyaset her zaman faşist gölgeler, izler taşır. Ve bu izleri taşıdıkça da Türk siyaseti asla demokrasinin evrensel değerlerini taşıyamayacaktır.
8- Türkiye’de siyaset adam kayırma temeline dayalıdır.
9- Türkiye’de siyaset Batıcı ve pragmatist imler taşır ki buna siyaset terminolojisinde ‘’ Makyavelizm’’ denir. Makyavelizm’in fikir Babası Makyavel dir. Makyavel ‘’ Prens ‘’ adlı kitabında politikacıları öğütlerken onlara ‘’ hedefe varmak için her yolu mübah görmeleri gerektiğini’’söyler.Oysa bizim siyaset geleneğimizde böyle bir sistem yoktur. Siyasal düşünceler tarihimizin değerli kaynaklarından biri olarak da görebileceğimiz Yusuf Has Hacib in ‘’ Kutadgu Bilig ‘’ inde şöyle ifade edilir: ‘’ Küfr ile abad olunur, zulm ile abad olunmaz.’’ İşte bu konsept bizim siyasal düşünceler geleneğimizin sloganlaşmış ilkelerinden biridir. Fakat pratiğimiz öyle midir?heyhaaat… bizim tarihimizde zulümlerle doludur.
10- Bizim siyasal geleneğimiz maalesef darbelerle doludur. Yeniçeri zorbalığından ittihad ve terraki zorbalığına, Abdülhamidin meclisi mebusanı kapatmasından 27 mayıs ihtilaline, 12 mart cuntasından 12 eylül rezaletine, oradan 28 şubata hep darbeler mahvetmiştir yarım yapıldak demokrasimizi ve siyasetimizi…
11- Bizde adalet yalnızca ve yalnızca partilerin adlarında ve meydanlarda konuşan siyasetçilerin naralarında salınan bir sözcüktür o kadar… aslı ve karşılığı yoktur…
12- Adalet ve ahlakın yanında olanlar ise siyasete şöyle bakar:
*HER ŞEYİN TEMELİ AHLAK OLDUĞU GİBİ SİYASETİN TEMELİ DE AHLAK OLMALIDIR.
* SİYASET EĞER AHLAKİ ZEMİNDE OLMAZSA, YANİ SİYASETİN ZEMİNİ AHLAKIN ÖTESİNE KAYDIRILIRSA İŞTE ORADA İNSAN KALMAZ... O SİYASET AHLAKA HİZMET ETMEZ...
İNSANA HİZMET ETMEZ..
*SİYASETTEKİ AHLAKIN GÖSTERGELERİNDEN BİRİ ADALET VE EŞİTLİKTİR
HİÇ KİMSEYE YÖNELİK KAYIRICI, İNCELEYİCİ, TOLERANSLI DAVRANMAMAKTIR
*BUNUN SAĞLANMASININ EN ÖNEMLİ YOLU DA SANDIKTIR... ADAYLARIN SEÇİMİNDE HER AŞAMADA SANDIĞI SAVUNMAK, SİYASETTE AHLAKI SAVUNMAK DEMEKTİR
* BU NEDENLE ADAY ADAYLARI SEÇİLİRKEN HER AŞAMADA SANDIĞIN ÖNCELENMESİ VE EŞİT BİR ORTAMDA YARIŞIN SAĞLANMASI GEREKİR
* ŞİMDİ BİZİM SORUNUMUZ NEDİR... BİZ İLKE SİYASETİ Mİ YAPIYORUZ YOKSA PARTİ HOLİGANLIĞINA DAYALI SİYASET Mİ YAPIYORUZ
*EĞER PARTİ YE DAYALI BİR SİYASET YAPIYORSAK BİZİM SADECE KİŞİLERLE İŞİMİZ VAR DEMEKTİR... ZULÜMLE İŞİMİZ YOK YANİ ZULMÜN ORTADAN KALDIRILMASIYLA İLGİLİ BİR DERDİMİZ YOK DEMEKTİR.
OYSA BİZ KİŞİLERE ENDEKSLİ DEĞİL İLKELERE ENDEKSLİ SİYASET YAPMAK VE BU DOĞRULTUDA HERKESE EŞİT OLANAKLAR VERMEK ZORUNDAYIZ...
FALAN PARTİNİN İKTİDARA GELMESİ, ZULMÜ YAĞMAYI, TALANI AYNEN SÜRDÜRECEKSE , O ZAMAN PARTİNİN DEĞİŞMESİ YANLIŞIN VE HAKSIZLIĞIN EL DEĞİŞTİRMESİNDEN BAŞKA NEYİ ORTAYA KOYAR Kİ
MESELE ZULMÜN EL DEĞİŞTİRMESİ MİDİR YOKSA ZULMÜN ORTADAN KALKMASI MIDIR
ZULÜM ORTADAN KALKMAYACAKSA , DEVRAN DEĞİŞMEDİKTEN SONRA AMBALAJ DEĞİŞMİŞ, KİŞİLER DEĞİŞMİŞ, İMAJ DEĞİŞMİŞ NEYE YARAR
BİZ EZİLENLER, BİZ YOKSULLAR, BİZ YENİLENLER, BİZ YAŞAM ÖYKÜLERİNİ GÖZYAŞLARIYLA YAZANLAR ZULMÜN EL DEĞİŞTİRMESİNİ DEĞİL ZULMÜN ORTADAN KALKMASINI İSTİYORUZ... BUNUN YOLU DA HERKESE EŞİT OLANAKLAR VERMEKTİR.
Peki dinimiz olan İslam siyasete nasıl bakar? Hangi donelerle yaklaşır?
1- İslam Siyasette erdemlilerin, paradan , çıkardan ve emperyalizmden yana olanların değil, ahlaktan, adaletten ve erdemden yana olanların birleşmesini ister.(hepiniz toptan sımsıkı Allahın ipine sarılın; parçalanıp ayrılmayın.-KUR AN-3/103)
2- İslam adaletin temel yapılmasını ister- emreder.(Kuran-5/8)
3- Her türlü kötülükten arınmayı emreder.(Kuran -60/12)
4- Her şeyin danışmaya dayalı olmasının gerekliliği vurgulanır. Yani yönetimde asla ve kata BEN DEDİM OLDU tavrı İslami değildir.( Kuran -42/6)
5- İnsanlığın düşmanı olmayan herkese hoşgörü esastır.(Kuran-2--/256)
6- İslam’da insanın insana doğuştan üstünlüğü veya aşağılığı yoktur. Üstünlük ancak hak ve hakikat mücadelesindeki gayrettedir.( Kuran -6/165-----49/13)
7- İslam’da paylaşmak ve bölüşmek esastır.. Mal yığmak, mal ile şov yapmak, mal ile ezmek, malı saklayıp aç bırakmak, mal yığmak için emek sömürmek katiyetle yasaktır. Çünkü Mülk yalnızca Allahındır.
8- İslam’da siyaset, ne köşeyi dönmek, ne akrabaları, evlad-ü iyali bir yere getirmek, ne de MABAD ı makam koltuğu ile sağlama almak , karşı cinsin en latiflerine sahip olmak için vesile kılmak vb. amaçlarla katiyetle yapılmaz… Bunu yapmak kesinlikle münafıklık alametidir. Hele bu kirli emellere ulaşmak için dini alet etmek Alemlerin biricik sahibinin asla affetmeyeceği bir şeydir.İslam’da siyaset hakkı hakikati, adaleti egemen kılmak için mücadele vererek Allaha yanaşmanın araçlarından biridir.

Siyasilerin hepsine bir felsefeci olarak neler söyleyebilirim:

1-Siyaseti asla nefsiniz, kişisel çıkarlarınız için yapmayın.
2- asla ayrımcılık yapmayın , taraf tutar tavrın içinde olmayın.
3- Siyasi çıkarlar uğruna asla dini değerleri , milli değerleri sömürmeyin.
4- Başarı için hile ve sahtekarlığa asla tenezzül etmeyin.
5- Hesap verin ve hesap vermekten asla korkmayın. Bunun için de hesap veremeyecek davranış ve uygulamalardan uzak durun..
6-halka hizmet yapıyorsanız , iyilik yapıyorsanız birine bunu asla medyatik ya da toplumsal show aracı haline getirmeyin
7- dünyayı kendi çevrenizde dönen topaç ve insanları da kendi köleleriniz sanmayın…herkesi dinlemesini bilin… düşmanınızı bile…
8-Başarısız iseniz başarısızlığınızı da kabul edin başarısızlığı başarı imiş gibi kabul etmeyin
9- Koltuk düşkünü olmayın.. Bu dünya kimseye kalmaz…
10- Siyasi ihtiraslarınızla insanların gelecekleriyle kumar oynamayın.
11- Hurafeyi değil bilimi rehber edinin..
12- Çevrenizde mert , gözü kara ve size gerçekte muhalefet eden insanları alın ki hatalarınız görebilesiniz… yalakaları yanınıza alıp kendinizi de ülkenizi de perişan etmeyin
13- Daima gerçekçi ve akılcı olun… hayalci ve maceraperest olmayın
14- Kendinizi tamamlanmış değil daima gelişmesi, kendini yenilemesi gereken bir insan olarak ele alın ve değerlendirin…
15- Statükocu değil değişimci olun… Değişimi de kendi çıkarınıza göre yontarak yapmayın… tüm boyutlarıyla yapın..
16- Değerleri sömüren de olmayın, değerleri kullananda
17- Siz milletinizin efendisi değil , hizmetkarısınız unutmayın..
(devam edecek)

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40