• BIST 73.929
  • Altın 132,168
  • Dolar 3,5237
  • Euro 3,7703
  • Rize 8 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 3 °C
  • Trabzon 7 °C
  • Samsun 5 °C

AK PARTİ’NİN GÜCE TAPANLARLA İMTİHANI!

Burhan OKUTAN

 

Kozmik âlemde insan ne ise kâinatta aynıdır. Mikro varlıkla makro varlık arasında tam bir paralellik vardır. Aile yönetimi ne ise devlet yönetimi de nitelik açısından birbiriyle paraleldir. Bir de zıtlıklar paradigması vardır ki, bu da kozmik dengedir. 

Evet, her şey zıddıyla kaim olur. Denge korunmazsa orada ifsat, bozulma vardır demektir ve önlem alınması gerekir.

 Türkiye özeline dönersek;

Düne kadar “derin devlet”   diyorduk. Bu günlerde “devlette paralel yapılanma” söylemi moda haline geldi. Yarın başka söylemlerde ortaya çıkabilir...

Devlet içinde bir takım aksaklıklar ve eksiklikler çıkıyorsa, bu durum birazda devletin hangi dengeler üzerinde kurulduğuyla alakalıdır.  Burada derinlik veya sığlık aranmaz. Devletin hedefleri vardır. Hedeflerde açık ve şeffaf olur. İcraatlar ise dengeyi koruyanların tasarrufundadır. Gizli olması gereken icraatlar vardır, aleni olması gereken icraatlar vardır…

Türkiye’de Osmanlı döneminden kalma  “Doğu-Batı” fenomeni bir türlü milletin lehine dengelenememiştir.  Batı’nın gelişmişlik düzeyi karşısında ezilenler, komplekse girenler, “geri kalmışlığı” İslam’a fatura etmişlerdi.  Gericilik ve yobazlığı  “irtica” kavramında düğümlediler.  Akıllarını duygularına mahkûm etmiş insanlardı bunlar. Melon şapkalarla cadde ve sokaklarda volta atmayı “Batılı olmak” zannettiler.

 Ülkeme hizmet ediyorum diye ülkesine isteyerek veya istemeden ihanet içinde oldular.  Elan da aynı hastalık devam etmektedir ve edecektir…

Bu topraklarda gerçekten ülkesine hizmet edenler  “hain, gerici, yobaz, terörist, anarşist” diye çeşitli yaftalamalar olmuştur, olacaktır...

 Kavram diyalektiği çatışmaya dönüştüğü zamanları hatırlayalım. 1980 öncesi...

 ”Sağ –Sol” diyerek ülkenin evlatlarını tükettiler, heba ettiler, harcadılar.

Olanlar oldu...

 Birileri ders verdi, birileri ders aldı ve Türkiye gelinen bu noktada bir şeye karar verdi…

Gelinen bu noktada dengeler yeniden hesaplandı. Kuru kuruya Batı taklitçiliğinin fayda vermez naraları iflas etti.  Davos bu anlamda bir kırılma noktası oldu. Davos’ta masaya yumruk indiği zaman dengeler yeniden kuruldu.     Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Türkiye’nin inkişafına kimse mani olamayacaktı. Buna ister “Ankara’nın derin devleti” deyin, İster “Nizam-ı Âlem” ideali deyin, İster “Büyüyen Türkiye”  deyin ne derseniz deyin ben buna Allah’ın büyük lütfü diyorum.  Kader çizgisinde  AK Parti’ye bu görevi yürütmek nasip oldu. Yarın başka yönetimler gelecek…

Bu gayreti akamete uğratacak çeşitli araçlar, yöntemler devreye sokulmak isteniyor. “Dini ve dindarları kullanarak” yapılan her kalkışma, sadece fenomendir. Devletimizin bekasında büyük fotoğrafı görmeyip sadece  “paralel” yapıda odaklaşmak, ufkumuzu da daraltır. Dünyayı yöneten küresel güce karşı direnen Türkiye, İslam ümmetinin de muhatap olduğu  “Güce Tapan Modern Selefilik” kamuflajına veya “Ilımlı İslam” projesi gibi anlayışlara teslim olmayacaktır. 

“Vahdet” temelli Ümmetin sorunlarına dikkat kesilmeyen hangi camia olursa olsun,  küresel güçlerin taşeronluğuna soyunmuş demektir.    Tayyip Erdoğan,  temsil ettiği hükümetin rotasını bu hassasiyete dönük işlettiği müddetçe, yolsuzluk ve kaset tehditleri halkımızın nazarında pirim yapmayacaktır.  Türkiye bu imtihanı başarıyla geçerse, gerçekten “küresel bir devlet” olacaktır.

AK Parti üzerine düşeni yapma gayretindedir. Düşünsenize; Uzakdoğu’ya, Balkanlar’a, Asya’ya,  Somali’ye, Suriye’ye, Mısır’a uzanmanın sebebi ne olabilir?

Selam ve dua ile. 

  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40