• BIST 107.700
  • Altın 143,961
  • Dolar 3,5286
  • Euro 4,1426
  • Rize 27 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 22 °C
  • Trabzon 26 °C
  • Samsun 24 °C

AKIL- GÖNÜL BİRLİKTELİĞİ

Osman KAYA

BUNALIM ÇAĞININ İNSANINA ÇÖZÜM NİTELİKLİ TOPLUMSAL FELSEFE:
AKIL- GÖNÜL BİRLİKTELİĞİ

İnsanlık tarihi ne acılarla, ne zulümlerle doludur.Sanki bir acı ağıt gibi gelir geçer okuyanın gözünün önünden..İnsanın çektiği acıların çok ezici kısmı insanın insana zulmünden kaynaklanır.
İnsanoğlu, uzun zaman din aygıtıyla sömürüldü, baskı altına alındı. Kişiliği ve özgürlüğü yok sayıldı. Kendisi gibi etten kemikten olan varlıklar adına, kuleler, piramitler, zigguratlar inşa etti.
Örneğin Mısır Piramitleri insanlığı kul eden firavunların, tabiri caizse kölelerin ölü bedenleri üzerine yükselttikleri zulüm yapılarıdır.
Bazıları zulümlerin sadece şirk dinlerinden kaynaklandığını iddia etselerde ben aynı fikirde olmadığımı beyan etmek istiyorum..Hıristiyanlık tevhidi bir din değil miydi?Tarihin pek çok döneminde zulmün kalesi olan Avrupa , zulümlerini yaparken Hıristiyanlığı referans olarak almadı mı? Bizzat din adamları zulme ön ayak olmadılar mı?ya da terör makinesi İsrail, katliamlarını din adına , Tevhidi dinlerden biri olan Yahudiliğin etkisiyle yapmıyor mu?Rabiler, Hahamlar, her katliamdan sonra katledenleri kutsamıyor mu?Hatta din adamları minik yavruları toplayıp savaş uçaklarının atacağı bombaların yanına götürüp, o bombaların Filistinlileri iyi katletmesine yönelik dualar, şekiller ve ifadeler içeren yazılar yazdırmıyorlar mı?İsrail askeri , elinde bulunan M-16 nın tetiğine, rabilerinde n aldığı dualarla motive olup ta vahşice saldırmıyor mu?Burada bir itiraz daha yükselecek:
O da ‘’ bunlar tahrif edilmiş dinler, islamda böyle bir şey olmaz’’ itirazıdır.
O zaman, Taliban, El kaide, El Nusra, güneydoğudaki din adına işlenen cinayetler? Tarihte derisi yüzülenler, kitabı, düşünceleri yüzünden katledilenler, din adına katledilenlerin kellelerinden yapılan başı dumanlı dağlar misali göğe yükselen kelleleri, bunun böyle olmadığını göstermektedir.
Ali Kuşçunun rasathanesini yıktıranda, matbaayı 300 yıl bu ülkeye geç getirende aynı kara kuvvettir.
Bu kara kuvvet insanlığın başına bela olmuş ve hala daha bela olmaya devam etmektedir… Hemen hemen yüzyıl önce Usta Şair Nazım Hikmet bakın ne diyor:
Asırlar vardır ki, bu memleketin
En sade, en temiz gönüllerine,
Göklerin ezeli ruhu yerine,
Zulmeti siniyor kara kuvvetin.
Asırlardan beri bu kara kuvvet,
Bir yara ki ruhumuzda kanıyor,
Susuz bir kurt gibi homurdanıyor,
Bir nura koşuyorsa eğer memleket.
Bu kara kuvvetin elleri
Böyle sarılırken boğazımıza,
Gönüllerimizde biz bu hırsıza,
Hala veriyoruz en kutsi yeri,
Nankördür imanlı gönüller bütün,
Şükranla secdeye varmazsa eğer,
Gençliğin nurunu çalan bu eller,
Hırsız eli gibi kesildiği gün!


NAZIM HİKMET-1921

İnsanlık bu kara kuvvete karşı devrimler yaptı… Fransız devrimi bu devrimlerden biri idi… Rönesans, reform bu devrimler arasında yer almaktadır… Ama insanlığın zulme uğraması, insanoğlunun yaşadığı baskı süreci ortadan kalktı mı? Yani Rönesans, Reform, Fransız devrimi insanlığın sorunlarını çözdümü? Heyhat….değil çözmek işler çok daha karışık bir hal aldı…zulümler daha kompleks , zalimler daha komplike bir niteliğe büründü..otorite arttı ve otoriteler ustalaştı…

Daha önceleri akla düşmanlıkla yapılan uygulamalar ve zulümler bu sefer akıl adına zulümler işlenmeye başlandı… Önce gönül katledildi… Merhamet iğfal edildi… Küçümsendi… insan mekanik bir aygıt haline dönüştürüldü… Bu anlayışın en önemli betimleyici filozoflarından olan La Metri şöyle der: ‘’insan mükemmelleşmiş bir hayvandan başka bir şey değildir… Hayvansa bir makinedir… hayvan bir makine olduğuna göre ve insanda gelişmiş bir hayvan olduğuna göre o halde insanda gelişmiş bir makineden başka bir şey değildir.’’ Ali Şeriati ‘’Hac ‘’ adlı kitabında feodal beyin köyden kente indiğini ve burjuva temsilcisi olarak ezmeye devam ettiğini söyler..Yani rasyonalite, rasyonaliteye evrildi ama devran yine aynı devran…Bırakın olan bitenin aynı kalmasını zulüm ivmelendi… Tarihin hiçbir döneminde yaşanmayan dünya savaşları bu dönemde görülmeye başladı… iki dünya savaşında toplam 100 milyona yakın insan öldü… İnsanlık artık aklın vaatlerinden yüz çevirmeye başladı… nice felsefeler, nice akımlar akla düşmanlık üzerine kurdular tezlerini , hemde modern zamanlara ait bir tandansla….
Artık bu günün insanına hiçbir teselli kar etmiyor, kar etmeyi bırakın hiçbir şey teselli etmiyordu artık… Stephan Hawking in ifadesiyle ‘’ şu içinde bulunduğumuz binyıl, insanoğlunun bu gezegende geçireceği son binyıl’’ dı … Artık ondan sonrası yoktu…

Ne olmuştu? İnsanoğlunun bu derin korkusunun temelinde ne yatıyordu?
Evet insanoğlu korkuyordu, çünkü dinden kaynaklanan zulümleri yok etme adına yeryüzü cennetleri vaat eden sekülarizm bırakın yeryüzünü cennet yapmak, yeryüzünü beterin beteri cehennem haline getirmek için devasa adımlar atıyordu…
Yeni bir çıkmazın içinde insanoğlu….bu çıkmaz en az eskisi kadar belki de çok daha derin…öyle ki insanlık tarihinde hiçbir kriz şimdi yaşanan kriz kadar insanlığı derinden tehdit etmiyor ve insan soyunun sonunu getirebilecek kadar tehlikeli nitelikler arz etmiyordu…
İnsanoğlu yeni bir çıkış bulmak zorunda…. Bu çözüm ne ‘’ salt akıl ya da bilimle ‘’ ortaya konur, ne de salt’’ inançsal, dinsel bir paradigma ile belirlenir.
Yeni bir dünya ‘’ akıl, gönül’’ birlikteliğinin sentezinde ortaya çıkacaktır.. Ne aklın sert polisiye çehresi, ne gönlün kandırılabilir merhameti, evreni, doğayı, insanı tek başına tahlil edebilecek ve tek başına medeniyeti kurabilecek güçtedir. Bu sorunlu dünyaya çözüm getirecek olan şey ‘’ gönül dağını dumanlayacak kadar sevgi ve karanlık gecelerde ışıklı bir sabah olabilecek kadar akıl ve bilim….
Akıl insanlığa doğayı yorumlayacak ve onu yaşamı kolaylaştırmada aracı haline getirecek verileri insanlığa sunacak bir aygıt iken, gönül de bir köprüdür insanı insan yapacak değerleri sunan….

Evet çözüm akıl ve bilim kardeşliğindedir…

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40