• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Rize -4 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -8 °C
  • Trabzon 4 °C
  • Samsun 2 °C

Alabildiğine eleştirilmesi gerekenler

Osman KAYA
Atatürk çok önemli bir şahsiyet, fikir, siyaset ve devlet adamı, büyük bir asker, büyük bir devrimci aynı zamanda…
Yaptıkları bir yılda, on yılda unutulacak gibi basit biri değil kesinlikle.

Ama bu gerçeklere rağmen bu ülkede hala Atatürk’ü ‘ölmüş gitmiş bir adam’ olarak değerlendirenler, hatta ona karşı düşmanlık besleyenler var.

Atatürk sıradan bir kişilik olsa onun hakkında kimin ne düşündüğü fazla önem arz etmezdi. Ama Atatürk’e bakış şu ya da bu biçimde Cumhuriyet, demokrasi, bağımsızlık, özgürlük, devlet- birey ilişkisi, hukuk devleti, laiklik vb gibi temel kavramlara bakışınızı da belirliyorsa Atatürk'ü o şekil değerlendiremezsiniz.

Bu durumda bana göre her ehli vicdan ‘Atatürk bu ülkede neden yeterince anlaşılamadı?’diye kendine sormalı ve bu hususta kafa yormalıdır.
Ben de kendi halimce bir ehli vicdan olarak bu soruyu devamlı soruyorum.
Kuşkusuz ki bir ağaca en büyük darbeyi vuran; sapı yine ağaçtan olan baltadır.
Mustafa Kemal Atatürk e de en büyük zarar yine Atatürk’e yakın gözüken ‘Kemalist’lerden gelmiştir.
Bu hususun bilinmesinde Peyami Safa’nın ‘Türk İnkılâbına Bakışlar’ adlı eseri çok önemli bir pusuladır.
Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak bir eserinde şöyle bir olayı aktarır: ‘Atatürk’ün o meşhur sofrasında verilen bir yemekte, yemekte bulunan şair ve yazarlar Atatürk’e methiyeler düzmeye başlarlar. Atatürk bu yalakalıklarla dolu methiyelerden sıkılır kaşlarını çatar ve gürler; ‘Yeter, kesin!’
Ve ekler; ‘Tarih benden bahsedecekse şöyle bahsedecek, ‘Büyük işler yaptı’ ama şunu da ekleyecek bahsinde ‘etrafındaki hergeleler olmasaydı daha büyük şeyler yapacaktı’
İşte bu ülkede Atatürk sömürüsü üzerinden rant elde eden bir güruh var ki bunlar Atatürk’ün kendi tabiriyle ‘hergeleler’dir.

Bunlar, dikkat edin, Atatürkçü değil, Kemalist değil, ‘Kemalist’tirler. Yani tırnak içinde.

Neden böyle bir sınıflandırmayı uygun gördüğümü sorarsanız hemen cevaplayayım: Atatürkçülük, Kemalizm ve ‘Kemalizm’ birbirine benzermiş gibi görünen ve birilerinin işine öyle elverdiği için birbirlerine benzetilen kavramlar. Ama birbirlerinden tamamen farklı üç olgudur.

Bunları tanımlayalım ve tanımlama içinde birbirlerinden alabildiğine farklı olduğunu görelim:

*Atatürkçülük, Atatürkü anlamak, onun yaptıklarının iyi, insancıl ve ilerici olan yönlerini yapmak, Atatürkün istediklerini, gösterdiği hedefleri, onunla duygudaşlık kurarak yorumlamak, Atatürk’ün ilkelerini önce özümseyip sonra özellikle inkılâpçılık ilkesiyle aşmak demektir.

(Burada bir örnek vererek konuyu açmak istiyorum; Atatürk’ü izlerken Atatürkçü asla kör bir taklitçilik durumunda değildir ve bu en başka Atatürk’ün gösterdiği hedeflere terstir. Mesele bir Atatürkçü Atatürk sigara kullanıyordu diye kendini sigara kullanma zorunda hissetmez ama Atatürk’ün kitap okuma özelliğini Atatürkçülük adına sahiplenir ve buradan kendine Atatürkçülük adına görev addeder.)

* Kemalizm Atatürkü bir ideoloji, hatta bir din haline getirmek, onu putlaştırmak, onunla kör olmak, onu anladığını zannederek ondan kilometrelerce ayrılmak demektir.
Çünkü Kemalizm Atatürkün en önemli vurgusu olan ‘yaşamın gerçekleri’ni ‘en hakiki mürşit olan ilim’ ile kavramak ve ‘laikliğin’ ışığıyla ‘hurafelerden kurtulmak’ ve bu kurtuluş sürecini insanlığın lehine kullanarak daima değişmek ve değişirken ilerlemek gerçeğine muhalif olarak daima statükoyu savunur vatansever reflekslerle doludur Kemalizm ama değişim gerçeğini farkında olmadan inkâr ederek vatanseverlik olgusuna istemeden de olsa zarar verir. Taklitçidir.
(Bu hususta açılım getirmesi için bir örnek vermek istiyorum, Mustafa Kemal İstanbul Üniversitesini ziyaret ettiği zaman içtiği sigaraların izmaritlerini sehpanın üzerindeki küllüğe atar. Mustafa Kemal ziyaretini tamamladıktan sonra müstahdem odayı temizlerken boşaltmak amacıyla küllüğe uzanır ama küllükte bir tane dahi izmarit göremez, çünkü Atatürk’ün içtiği sigaraların izmaritleri orada bulunanlarca hatıra olması amacıyla kapışılmıştır.)

Bir savaş sonrası ideolojisi olarak Kemalizm her zaman ‘düşman’ bilincine sahiptir. Bu bilincin oluşmasının son derece haklı sebepleri vardır. Ama bazen bu bilinç haklılık sınırlarını aşar, bir paranoyaya dönüşür.

Ama son tahlilde Kemalistler iyi niyetlidirler, vatanseverdirler. Kemalistler, Atatürkçüler kadar olmasa da ‘bilim’ bilincine sahiptirler ama yanlışları şudur: ‘Bilimi temsil eden tek mümkün paradigmanın pozitivizm, hatta scientizm olduğuna inanırlar.’’

Yine Kemalistler Atatürkün önerdiği ekonomik sistemin karma ekonomik sistem olduğunu savunurlar. Atatürkçüler ise bunu aşmıştır.
Atatürkçüler ‘hayatta en hakiki mürşit ilimdir’ yaklaşımını kabul ederken bunu bilimi tekil bir anlayışla ele alıp o şekilde yorumladıkları anlamına gelmez Çünkü yaşamın gerçeği olan değişim, beraberinde bilim anlayışında da değişimi getirir.

Atatürkçü Düşünce sistemi bu gerçeği kabul edecek kadar dinamiktir.

Yine Kemalistler dine her zaman korkuyla karışık bir ürkeklikle yaklaşırlarken, Atatürkçüler dini toplumsal ve bireysel bir gerçeklik olarak kabul ederler ve bu kabul ediş içinde dini ele alırlar ve yobazlarla din sömürücülerinin eline bırakmazlar dini.

Ve Atatürkçüler ekonomi nin altyapı olgusu olduğunu bilirler ve bu bilinç içinde alabildiğine eşitlikçi bir ekonomik yapıyı savunurlar. Atatürkçülüğün karma ekonomi modeline saplanıp kalacak kadar statik bir ekonomik anlayış içinde olamayacağının farkındadırlar.

*Bir de ‘Kemalistler’ vardır ki bunlardan el aman!

Din sömürücülerinin zıt kutbunda duran ama hep zıt yerlere giden iki insanın ekvator üzerinde hareket ettiklerinde birbirine kavuşması örneğinde olduğu gibi sonunda birleşen bir nitelikleri vardır.

Din sömürücüleri dini sömürürken neyi murat ederlerse, bunlar da Atatürk’ü sömürürken onu murat ederler.

Bunlar Doğuya oryantalist bir gözlükle bakarlar. Nazım Hikmet’in ‘Piyer Loti gözlüğüyle bakanlar’ diye nitelediği kesim işte bu güruhtur.

Korkunç derecede batıcıdırlar. İsrail’le dostluk için Atatürk’e yamanarak yırtmadıkları yerleri kalmaz ama Arapları günahları kadar sevmezler. İnat olsun diye köpeklerine ‘Arap’ adını takarlar.

Taklitçidirler. Atatürkçülükten de Çağdaşlıktan da anladıkları tek şey körü körüne taklittir.

Onlara göre Allah kelimesinin A harfini dahi ağzına alan olursa derhal kellesi vurulmalıdır. Bunlara göre ‘Kürt’ten adam çıkmaz’.
İçki içmeyen adam değildir, bunlara göre.
Kadınlara kibar feyzoluk yaparlar ama bunun temelinde yatan düşünce bu kesime kur yapmaktır.

Bunlara göre bütün camiler kapatılmalıdır. Hacca gitmek yasaklanmalıdır çünkü hacca gidilirken verilen paralar ‘pis Araplara gitmektedir’.
Hacca gidenlerin hepsi aptaldır bunlara göre.
Hawaii Adalarında cennet hurilerinin çıplak baldırlarını görmek varken illa da ‘Kâbe’ diye ısrar etmek niye? Din hizmetinin her çeşidi, bütün versiyonuyla gereksizdir. ‘Atatürk’ adına ortadan kaldırılmalıdır. Çünkü Laikliğin gereği budur onlara göre.

Milliyetçilik anlayışları Alman faşistlerini aratır niteliktedir. Türkiye’de Türk olanların dışında herkesin kafası vurulmalı ya da en hafifinden toplama kamplarına alınmalı ya da bu ülke bir cezaevi haline getirilmeli bunun için habire askeri darbeler olmalıdır.

Çünkü bunlara göre Atatürkü en gerçekçi biçimde anlayanlar yalnızca askerlerdir.

Edebiyatlarının ürünleri divan edebiyatındaki, padişah yalakalarının düzdükleri methiyeleri aratmayacak niteliktedir. Atatürk gökyüzünde bir buluttur, bir tanrıdır, onun Çankaya’da oturduğu yer Kâbe ayarında bir mabettir. Onun emirleri bir dogmadır, tartışılmadan kabul edilmelidir. Onun emirleri asla zaman aşımına uğramaz. Atatürk gelinceye kadar insanlık sürekli evrim geçirirdi ama Atatürk geldikten sonra bu evrim tamamlandı. Artık Atatürk insanlığın geçirdiği evrimin son ve en yüksek halkasıdır. Bu böyle kabul edilecektir. Atatürk’ün görüşlerini de temsil etme hakkı sadece bize aittir. En yüksek Atatürkçü bizi, bizim dışımızdakiler sadece bizden sonra gelen Atatürkçüler olabilir. Atatürk adına ne yapılacaksa ne söylenecekse nereye gidilecekse, ya bizle beraber olacak ya da bizden icazetli olacak. Aksi durumu yapanlar hatta düşünenler ‘vatan hainidir’, ‘Atatürk düşmanıdır. (artık bu biz, bir cunta olabilir, bir siyasi parti olabilir, bir klik olabilir, her neyse.)

(Çok enteresandır, bu tavır şeyhini abdest suyunu şifa niyetine içen bir tarikat yobazının ya da din hususunda kendileri dışındaki herkesi ‘kâfir’ ilan edip tekfir eden bir din faşisti yobazın tavrına ne kadar da benzemektedir.)

Bu kesim o derecede faşisttir ki yobazlar nasıl Türkan Saylan hanımefendinin misyonerliği iddiasına cumburlop atlamışlarsa bunlar da annesinin İsviçre asıllı oluşundan yola çıkarak onu Hıristiyan ilan ederler. Laik bir ülkede Hıristiyan olması halinde bile asla kimsenin bir şey diyememesi gerekirken olmadığı halde iftira atarlar.

(Bu arada şunu da belirteyim ki bu ülkeye çok büyük hizmetleri dokunan büyük insan Türkan Saylan Hanımefendiye saygı duymakla birlikte bazı görüşlerine katılmadığımı da belirteyim. Örneğin Türkan Saylan’daki paranoya derecesine varan başörtüsü karşıtlığını asla paylaşmıyorum.)

Yine ‘Kemalist’ kesim, içinde bulundukları makam ve mevkii kendi çıkarlarına yönelik olarak çok güzel kullanır.

Ve bunu yaparken devlet karşısında bireyin esamisini dahi okumayan 82 anayasasından mülhem yasaları vahiy ürünü imiş gibi kutsallaştırarak ele alır, her türlü insancıl yorumundan uzak versiyonuyla uygulamaya geçirir ve bu yasaları da her türlü hak ve özgürlüklerin başında demeklesin kılıcı gibi sallar durur.

Hülasa- i kelam Türkiye bugün, din sömürücülüğünden ve ‘Kemalizm’den kesinlikle arındırılmalıdır. (Burada yanlış anlaşılmaya izin vermemek için söylüyorum,
öncelikle her türlü fikri oluşum bilimsel olarak değerlendirilmeli ve karşı olsak bile ona saygı göstermesini bilmeliyiz. Arındırılmalı derken burada cebri kuvvetlere bir göndermede bulunmuyorum. Bilimle, özellikle de sosyal bilimlerle ikna ve tartışma metodunu salık veriyorum)

Kemalistler ıslah olmalı ve Atatürkçülüğe terfi etmelidirler.
Atatürkçülük ise temel referans olarak bu ülkede temel fikir öğesi olmalıdır.

Bu ülkenin kurtuluşu da buradadır.

  • Yorumlar 11
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40