• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Rize 23 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 18 °C
  • Trabzon 22 °C
  • Samsun 18 °C

ANADOLU COĞRAFYASINDA YAYLACILIK: 2

Hikmet HABERAL


Türklerin Anadolu’yu yurt edinmesinde en önemli olay olan, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan çok önceleri başlamış olan bu akınlar ile bölgeye çok sayıda Türk boyu gelmiştir. Ancak, yayla yerleşmeleri ve yaylacılık faaliyetlerinin bölgeye yerleşmesinde en büyük etki Kıpçaklar (Kumanlar) ve Çepnilere aittir. Elbette ki bunlardan başka, bölgeye yerleştikleri kendilerine ait yerleşme ve yer adlarından anlaşılan çok sayıda Türk boyunun da, yaylacılığın ortaya çıkışı ve gelişmesinde katkısının bulunduğu da bir gerçektir.
Böylece, yayla yerleşmeleri; yazları hayvanların otlatıldığı köyün dışında olmakla birlikte, idarî ve ekonomik bakımdan köye bağlı ve onu destekleyen bazen yıllık dinlenme amacıyla kullanılan, mevsimlik oturulan konutların da bulunduğu, dağların yüksek kesimlerindeki düzlükler olarak ifade edilmektedir
Bu şekliyle de, genellikle kırsal nüfusun ek geçim sahaları ve yaz mevsiminde hayvancılık faaliyeti ve dinlenmek için çıktıkları geçici yerleşmelerdir.
Öncelikli olarak, tarihi bir olgu olarak ortaya çıkan hayvancılığa dayalı yaylacılığın, bölgede Türklerle başladığı ve yüzyıllardan beri sürdürüldüğü bilinmektedir. Zaten, tarihî bakımdan Anadolu’daki konargöçer hayat tarzının çok eskilere gitmediği dikkati çekmektedir. 
Esasen konargöçerlerde birbirine çok yakın ailelerin oluşturduğu sosyal bir yapı olan Oba’nın bölgede bu şekilde kullanılması, şüphesiz vaktiyle bölgeye yerleşen Kıpçak ve Çepni gibi Türk boylarının tarihi ve kültürel izlerini göstermesi bakımından önemlidir. Bu bağlamda, yaylacılık ve yayla hayatı, Türkler için Orta Asya’dan günümüze kadar süregelen sadece bir yaşam tarzı değil, aynı zamanda Türk kültürünün yapı taşlarının oluşmasında ve şekillenmesinde en önemli faktörlerdendir.
Günümüzdeki oba-yayla yerleşmelerin bulunduğu yamaçlar, çoğunlukla güneş gören yerlerdir. Coğrafî şartlarla ilişkili diye düşündüğümüz bu yer seçiminde, tarihî bağlantıların da etkisi bulunmaktadır. Öyle ki, eski Türkler, gerek yaz gerekse de kışın yaşayacakları yerleri belirlerken güneş gören yerleri tercih etmekte ve buna büyük önem vermekteydiler. Özellikle de kalabalık hayvan sürülerine sahip olan Türkler, çadır-köy veya çadır-şehir halinde, otları bol ve karı az olan, güneş gören bir yer seçerdi ve oraya konarlardı. Bu şekilde konaklamaları, daha sonraki Selçuklu ve Osmanlı döneminde de görmek mümkündür.
Böylece ilk zamanlarda çadır kurulan obaların kuruluş yerlerinde daha sonraları sabit evlerin yapıldığı düşünülürse, oba-yayla yerleşmelerinin yer seçiminde eski geleneklerin etkili olduğu ortaya çıkar.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 474 76 40