D. Ali TAŞÇI

D. Ali TAŞÇI

Yazarın Tüm Yazıları >

ARI

A+A-

 

 

Soru: Bir odadaki masanın üzerinde biri yapay, diğeri doğal olan iki buket çiçek var; siz de uzaktan bunları görüyorsunuz. Hangisinin yapay, hangisinin doğal olduğunu nasıl anlayacaksınız?

            Siz düşüne durun, ben cevabını vereyim: (Soru hangi bilim dalından ise, cevap da ona göre verilir.)

           

Odanın içine birkaç arı bırakırsanız arılar gider, doğal olan çiçeğe konar.

           

            Çünkü doğal çiçeğin canı vardır; öbürü ne kadar albenili olursa olsun candan mahrumdur. Arı, konacak olduğu çiçeği bilir.

           

            Nice insanlar vardır, yapay çiçek gibidir; onlardan bal çıkmadığı için arılar yani “dost”lar onlara gitmezler. Sayısal üstünlüğe sahip olmaları hiçbir kıymet ifade etmez. Meydana bir miktar pislik bırakın, yüzlerce sinek konacaktır; bal bırakın birkaç arı gelecektir. Kimin nereye konduğuna bakın, ürettiği şeyin değerini anlarsınız, tabii irfan sahibi iseniz.

           

            Kişiliği gelişmemiş insanın kendine faydası yoktur ki başkalarına faydası olsun. O, bal yapamaz. Bazı arılar da vardır ki onların da bal yapma yetenekleri yoktur; beleş bala konan asalaklardır. Bunlar asla üretmezler, daima tüketirler. Eşek arısı tıynetindeki bazı insanlar da çok konuşur ve hayatları eleştiri ile geçer; asla çözüm önerileri yoktur. Uzun yaşarlarsa, ömürlerinin sonuna doğru en yakınları tarafından da yalnızlığa terk edilirler.

           

            Baktığınız zaman kerli ferli adamlar, bir şeyler umarsınız onlardan, ama eşek arısı gibidirler, bal yapamazlar; ne var ki ısırmayı iyi becerirler.

           

            Bir kilo bal yapabilmek için arıların bir buçuk milyon çiçeğe konması gerekmektedir. Bal bunun için kıymetlidir.

           

            Gönül çiçeğine konmamış insandan iyilik bekliyorsanız, eşek arıları gönlünüzü, evinizi doldurur da anlayamazsınız.

           

            Yaratılış değerleriyle tanışmamış olan insanın gönül kovanı bomboştur. Dışarıdan baktığınız zaman ne güzel kovan, ama içinde bal yoktur.

           

            Aslında bir kovanda arının olup olmadığını anlamak için kovanın içini açmanıza gerek yoktur, kovanın yüzünde arılar yoksa o kovan ölü kovandır.

           

            Kalbinde yaratılanlara karşı sevgisi olmayan insanların gönül telleri kopmuştur; onun için onlardan ruh nağmeleri duyamazsınız. Fıtrat sesini, sevgi notalarıyla besteleyemeyenlerin medeni vahaları olmaz; onların sesleri eşek sesine benzer. Modern zamanların mağaralarında cırtlak seslerin mahkûmu olmamak için, içimizde yankılanan Davudi seslere beste yapmak zorundayız.

           

            Kim içindeki fıtrat sesine beste yapmışsa o mutludur, mağarada olsa bile. Bunu yapmayanlar saraylarda, atlas döşeklerde kıvranarak, uykusuz hayat geçirirler.

           

            Bal, çiçeklerden yapılır, ama çiçeğe benzemez. Binbir çeşit çiçeğin özünden arı bal yapar; ne var ki hiçbir çiçeğin adı okunmaz balda, onun adı baldır.

           

            Öze ulaşan insanın isme, şana, şöhrete ihtiyacı yoktur; çünkü bilir ki, bütün bunlar kabuktur, öz/ bal değildir.

           

            Çıkın bir gün kırlara çiçekleri seyredin; onların içindeki balı düşünün, göremeseniz de. Çiçekten bal çıkmaz, diyenler, henüz bal arısıyla tanışamamış, eşek arılarıyla ömür tüketiyor demektir.

           

            Ruh çiçeğiniz kurumasın ve varoluş arısı sizi terk etmesin. Terk edildiğinizde bilin ki, doğallıktan çıkmışsınız, yani insanlıktan da!

                                                                                                       

D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.