• BIST 73.929
  • Altın 132,168
  • Dolar 3,5237
  • Euro 3,7703
  • Rize 8 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 3 °C
  • Trabzon 7 °C
  • Samsun 5 °C

Arzulara mezar kazmak

D. Ali TAŞÇI
Toprağa düşmeyen insan mı vardır? Toprağa düşmeyen ve inlemeyen? Bütün hayat maceramız, inleyişimizin şiddetiyle doğru orantılı olarak gelişmez mi?
Her “ah” bir acıyı simgelerken, kimi zaman da hayat bestesi olabiliyor.
Toprağa her ayak basışımızda fanilik bestemizi duyamıyorsak, arzularımızın kurbanıyız demektir.
Arzularımıza mezar kazabildik mi?
Arzularına mezar kazamayanlar ruh bestelerinin sonsuzluk şarkılarını nasıl duysunlar?
Her sabahı bize yeniden emanet eden aşkına mı sokağa çıktık, yoksa arzularımızın ardından sürüklenen birer köleler gibi mi caddelerde akıp duruyoruz?
Kölelik devrine lanet okuyanlar, ihtiraslarının ardından zincirsiz gidiyorlarsa, buna “çağdaşlık” deyip susacak mıyız? Hangi çağ tanrısız kalmıştır ki? Her çağın tanrısı farklı farklıdır; fakat kulluğun özü değişmemiştir. Faniliğini idrak edemeyen her zihin, tanrılara kulluğa açık bir arena gibidir. Bu arenada ne boğa ne de matador eksik kalır.
Yalnız doğduk ve yalnız öleceğiz. İki yalnızlık arasında yaşananlara “hayat” diyorlar. Yaşarken hayatı kutsayanların görkemli mezarlarını görmüyor muyuz?
Ölümden kaçış, hayattan kaçıştır; çünkü ölüm, hayatın anasıdır.
Hayat, şehvetle şöhret arasında dolanıp arzuları tanrılaştırırsa, ölüm, korkunç bir yüzle gelir karşınıza ve bütün yaşamınızı yutar. Ama hayat, ibret ve ibadetle donatılırsa, ölüm, sevgilinin en can alıcı tebessümüyle sizi karşılar.
Arzularını toprağa gömenler, hakikat ağacının tatlı meyveleri olurlar.
Gönlünü kabir yapıp oraya benliğini gömebiliyor musun? İşte o zaman ruhunun türbesi alemleri tutacak ve alem senin gönül bestelerini bütün makamların diliyle seslendirecektir.
Nice besteler var şu alemde, duyabilene…
Renk içinde renkler var, görebilene!..
Kendilerini gönül toprağına gömebilenlerin hayat meyveleri cennet sofralarında sergilenir. Can tohumunu, kalp toprağına ekersen, tuba ağacına dönersin.
Canını aşkına şehit edenler, beden yurdunda kuş gibi uçar dururlar. Hiçbir dünya zenginliği, arzu kölelerini özgürleştiremez. Arzularına mezar kazamayanların özgürlükten dem vurmaları, çekirdeği toprağa gömmeyenlerin ağaç beklemelerinden daha gülünçtür.
İnsan kendi bildiğini “mutlak bilgi” olarak kabul ettiğinde, yer yüzü bir savaş alanı, anarşi yuvasına dönüşür. Mutlak bilgiden arınmak için fani olduğunun bilincinde olmak gerek.
Ölüm fanilik beratıdır.
Hiç beklenmeyen bir anda, bir arabadayken belki, bir sevgiliyle yürürken, konuşurken içinize girer! Ve fısıldar size:
“Fanisin!”
Ne fısıldayıştır o, sesi evreni tutar.
Anlamayana anlatandır, ölüm.
Bilmeyene bildiren.
Her değişiklik biraz huzursuzluktur, yorgunluktur. Ölüm, hayatın yorgunluğu ve yoğunluğudur. Hiçbir ilaç, ölüm yorgunluğunu gideremez.
Ölümün ilacı aşktır; aşkın karşısında ölüm, bir kuş kadar ürkektir.
Hayat, tabutla beşiğin birlikte yürüdüğü yoldur. Beşiktekine gülüp, tabuttakine ağlamak da insanlığın gereğidir. Ne var ki, yaşam devam ederken tabutu unutmak gaflettir ve hayattan kaçıştır. Hangi firari mutlu olabilmiş ki?
Hayattaki bütün yapıp etmelerimiz, acaba ölümden kaçışın hikayeleri midir? Böyleyse, bu hikayenin kahramanı kim? Hiç kimse bu hikayenin kahramanı olmak istemez mi? sanal hikayelerle hayatımızı uyuşturma gayretlerimiz bundan mıdır? Ve en büyük sanal hikaye ve hatta masal, televizyon mudur? Yoksa biz, hayatımızı değil de masalımızı mı yaşıyoruz?
Hayatı masallaştıranlar, ahirete masal diyorlar!
Sözü, gönüllerine indiremeyenler, Hak söze “ eskilerin masalları” diyorlar.
Oysa dünya hayatı bir rüya, ahiret ise bu rüyanın uyanıklık halidir.
Bedenin çıplaklığından daha kötü bir çıplaklık, hakikatin örtüsünü açmaktır. Hakikat, sende olandır. Öyleyse, içinde kendine ait olmayan plağı neden çalarsın?
Medeniyet, arzuların türbesinden doğan güneşin adıdır. Uygarlık ise, ihtiras apartmanının, depremle imtihanıdır. Ne var ki bu depremin şiddetine bugüne kadar dayanabilen apartman yapılamamıştır.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40