• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Rize 13 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 10 °C
  • Trabzon 21 °C
  • Samsun 19 °C

ATATÜRK DİNSİZ MİYDİ?-1

Osman KAYA

Aslında bu yazıda başka bir konuyu ele alacaktım... Ama baktım ki, Atatürk ü bir kaç kez ele almama rağmen hala ısrarla anlamamaya çalışanlar, yazılarda söylenilenleri manipüle edenler yüzünden bu konuyu ele almaya karar verdim... tek yazıda anlatılmayacak kadar geniş ve önemli bir konu... Lehte ve aleyhte fikir sahibi olan okurlarımın bu konudaki daha sonra yazacağım diğer yazıları da okumalarını istirham ediyorum...

Elbette ki üzerinde en fazla kitap yazılmış insanlardan biri olarak Atatürk hakkında gerçekler çoğu boyutuyla, çoğu yönüyle ortadadır.Ama malümdur ki evrensel cevherler ne kadar işlenirse işlensin , asla bitirilemezler, tamamlanamazlar ve herkese hitap eden , herkesin ele alabileceği bir yön mutlaka vardır.

Atatürk , insanlık tarihinde en önde gelen cevherlerden biridir. Ve sadece Türk insanının değil , tüm insanlığın ondan alacağı çok değer vardır.

Konumuza dönelim:Atatürk dinsiz miydi?

Ya da Atatürkün dinn anlayışı neydi?

Öncelikle belirtelim ki bu konuyu böyle ele almak bizi çok fazla sevindirmiyor.

Çünkü , dinsel inanç , kişinin kendsine özel durumlarından biridir. Dinsel inanç ne zamanki reklamunsuru haline gelir, işte o zaman temel özelliğini, değerini ve önemini kaybeder. O , reklam , ticaret ve siyaset aracı olur.Din özeldir, özel kalmalıdır. Ve kişi herhangi bir dine inanıp , inanmamakta , ya da ne şekilde inanıp yaşayacağında tam anlamıyla özgür olmalıdır.Atatürk dahil, herhangi bir kişinin dinsel inancını sorgulamak ve hele hele bundan yola çıkarak onu yargılamak, artı ya da eksi puan vermek, en hafifinden özewl yaşamına müdahelede bulunma haksızlığıdır ki bu öncelikle ahlaki değildir.Ama mademki emperyalizm bir damar olarak bu ülkede Atatürk düşmanlığı ile işliyor, Atatürk düşmanlığı da en etkin yöntem olarak onun dinsizliği üzerinden , inançsızlığı ve tanrısızlığı üzerinden işliyor, böyle denip bu çerçevede o yıpratılıyor, o zaman biz vatanseverlerin boynuna borç olmuştur bu konuyu ele almak...

Tekrar soralım: Atatürk dinsiz miydi? ya da Atatürkün din anlayışı neydi?

Atatürkü kendi seviyelerinde bir yapıda görenler , onun kendileri gibi donmuş, fikri sabite dayalı bir yapıda olduğunu düşünürler, ya da öyle olması gerektiğini ifade ederler.

Oysa Atatürkün düşüncesi yaşam kadar dinamiktir.

Mesela bir fikir toplantısında şunları söyler:

'' Felsefe , evren karşısında akılcı davranıştır. Bu yüzden felsefe bilmeyen insan edebiyatçı da , politikacı da olamaz. Felsefe bilmeyen bir asker , belki bir savaş kazanır ama savaşın kendisini anlayamaz. Ve anlayamadığı için yararlanamaz. ''

Bu sözlerden sonra asıl can alıcı şu ifadeleri kullanır:

''Ben felsefeyi severim , fakat sistemleri sevmem. Çünkü sistemler'' TEK GERÇEK'' e dayanırlar. İşte Mustafa Kemal , bu tarz bir bilimsel anlayışın temsilcisidir. Hatta bu yapısıyla , 19. yy da ve 20. yy ın ortalarına kadar egemen olan pozitivist anlayışı da aşabilecek bir öngörüye sahiptir. Çünkü pozitivizm '' tek gerçek'' yaklaşımının en önemli ögelerinden biri olan '' indirgemecilik '' i çoğu zaman benimser.
Mustafa Kemal i dinsiz göstermeye çalışan yaklaşımların çoğu , onun şu sözünü referans alırlar.


''Biz İlhamlarımızı gökten ve gaipten gelen kitaplara ve onların mesajlarına göre değil, doğrudan doğruya hayatın gerçeklerinden alırız.''

Şimdi bu söze baktıkça ben Atatürkün aslında İslamın tam karşısında bir duruş alışını değil, tam aksine buna da ap açık İslamın özüne bir gönderme ve net bir yöneliş görüyorum..

Ve Mustafa Kemal in İslamı ne kadar da iyi anladığını , ne kadar mükemmelce yöneldiğini ap açık görüyorum...

şimdi adım adım bu ifadeyi analiz edelim:

*biz ilhamlarımızı

yani yönümüzü, pusulşamızı, ne yapacağımıza dair yol haritalarımızı

* gökten ve gaipten gelen kitaplara ve onların mesajlarına göre değil...

yani kutsal kılıflara büründürülmüş , metafizik nitelikte olan , tartışamayacağımız, üzerinde gözlem ve deney yapamayacağımız, sınayamayacağımız, sorgulayamayacağımız unsurlara ve onun mesajlarına göre değil,

* doğrudan doğruya hayatın gerçeklerinden alırız...


evet.... biz yaşamda yol gösterici olarak şeyhleri, dervişileri , müritleri, abileri , ablaları ve bunların saçma sapan tezlerini, öğretilerini değil... evet biz yalnızca yaşamın gerçeklerinden ve onun sistematik ifadesi olan bilimden ilham alırız...

Burada ehli hurafenin ortaya çıkardığı argüman şudur:

- ee... Kuran ne olacak?

işte bunu sormak.... bu açıklamalardan sonra hala daha bu soruyu sormaya devam etmek, aslında Kuran a açıktan açığa hakaret etmektir.

Bir adam benim yol göstericim bilimdir ve yaşamın gerçekleridir diye bir ifadede bulunuyorken biri çıkıp :

-Kuran ne olacak diye soruyorsa,

''Kuran ın bilimle ve yaşamın gerçekleriyle hiç bir ilgisi yoktur '' önermesini de cümlesinde saklı olarak ortaya koyuyor demektir.

(Çünkü İslama göre evren büyük kuran, kuran küçük evrendir. dolayısyla evreni okumak demek olan bilimle ve yaşamın gerçekleriyle uğraşmak, aslında kuranla uğraşmak demektir.)

zaten bu kafadır İslam Dünyasını 1300 yıldır kan banyosu yaptıran...

Bu kafadır insanı insana kul eden...

Bu kafadır islam dünyasını emperyalistlere peşkeş çeken ...

Bu kafadır mazluma din soran...

Bu kafadır İslam tarihinde bilimle uğraşanların başına bela olan..

Bu kafadır kıbleyi Washington a çeviren...

Mustafa KemalAtatürk Yukarıdaki ifadeyi kullanırken , Hz Peygamber in,

'' Hurma aşılama işini siz benden daha iyi bilirsiniz .'' sözüyle aynı şeyi söylemektedir.

Mustafa Kemal Atatürk yukarıdaki ifadeyi kullanırken Hz Peygamber in Selman-ı Farisi nin Hendek önerisine izin vermesine benzer bir tavra işaret etmiştir.

Söyleyin ey idrak fukaraları!

Atatürk hayatın gerçeklerini ilham almayacaktı da nereden ilham alacaktı?

Kuran yorumluyorum deyip milleti karanlıklara gömen , bilimdışı yolun sözcülüğünü yapan , hayatta kandan ve gözyaşından başka bir şey bilmeyen , saltanat sevdalısı örümcek kafalıların sözlerinden mi?


Şimdi biraz da bilgi felsefesi bağlamında bakalım soruna... Azıcık bilgi teorisi bilen biri , bilginin başlıca türlerinin şu şekilde sıralandığından haberdardır:

*Gündelik bilgi
*Sanat bilgisi
*Felsefi bilgi
*Teknik bilgi
*Bilimsel bilgi
*Dinsel bilgi

Yine azıcık bilgi felsefesi bilen , bilginin tanımının ,

'' suje ( algılayan) ve obje ( algılanan- nesne) arasında kurulan bağdan doğan ürün.''

olduğunu bilir.

Şimdi dinsel bilgide bilen ile bilinen arasındaki bağ inançla bilimsel bilgide bilen ile bilinen arasındaki bağ, deney ve gözlemle kurulur.

Dine inanırsınız.. Ama yaşamı bilimle kurarsınız.
Kansewri dua ile değil , tıbbi müdahele ile tedavi edersiniz.

Uzaya Oruçla değil , deney ve gözlemin tekniğe dönüştürülmesi yoluyla ürettiğiniz araç ve geerçlerle çıkarsınız.

Hiçbir savaş , büyüyle , şununla , bununla kazanılmaz.

Hiç bir savaş duayla kazanılmaz. Bütün savaşlar strateji ilew savaş tekniğinin akılcı kullanılmasıyla kazanılır.

siz bu alt yapıyı sağlarsınız ve bunun yanında dua edersiniz.

Yani sizi savaşı kazanmak istiyorsanız gaipten gelen metafizik unsurlara değil direkt savaşla ilgili olan yaşamın gerçeklerine yönelirsiniz.

Uhut savaşı nı Müslümanlar dua etmedikleri ya da namaz kılmadıkları için, yasin suresini ya da başka bir sureyi okumadıkları için değil , yaşamın temel bir gerçeği olan stratejik bir ilkeyi , yani peygamberin ortaya koyduğu stratejiyi terk etileri için kaybettiler.

İşte yaşamın gerçeklerinden ilham almak budur.

Eğer siz , yaşamın gerçeklerini anlayıp bu gerçeklerden ilhamınızı almazsanız hiç bir şeyi anlayamazsınız.Emperyalizmi de anlayamazsınız. Ve dün kürde küfreden siz bu günde açılırsınız taa bop sal ideallere...

Dün dua edersiniz işgalci yankilere .. Bu günde orda burda yankilerin etkilerini ararsınız sizin işinize gelmeyen gelişmelerde .

Atatürk dinsiz miydi?

Atatürk ün değil dinsiz olması , bu topraklar üzerinde İslamı en iyi anlayan insanlardan biriydi diye nitelenmesinden başka söylenecek söz yoktur onun için...

Bekleyin bunu göstereceğiz, gelecek yazılarımızda....

  • Yorumlar 8
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40