• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Rize 23 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 18 °C
  • Trabzon 24 °C
  • Samsun 23 °C

Atatürk ve Atatürk dönemini eleştirelerin sefaleti

Osman KAYA

Kapitalizmin genel olarak içinde bulunduğu ahlak dışılığın yansımasını her halükarda görmek mümkün.
Dünyamız da ülkemiz de derin bir krizden geçiyor. Bu kriz, ‘ne yapmalı?’sorusunu da beraberinde getiriyor.
İşte bu durumdan vazife çıkaran birileri, mal bulmuş mağribi gibi bozuk olan düzenin üzerine atlıyor ve buradan da bu düzenin temeli olarak ilan ettiği Atatürkçülüğü suçluyor. Hatta daha ileri gidiyor, Atatürkçülüğün, bugünkü bozuk düzenden daha bozuk bir içeriğe sahip olduğunu iddia ediyor.
Bugün ve dün çok yanlış bir mantıkla değerlendirilerek kıyaslanıyor ve bugünün sözde bir takım kazanımları örneklenerek Atatürk ve dönemi karalanıyor.
Nereye doğru karalanıyor ve neden karalanıyor Atatürk dönemi?
(Şunu belirtmek gerekir: İdeetik (fikir ahlakı) açısından ele aldığımız zaman eleştirilmeyecek hiçbir kurum, kişi ya da düşünce olamaz. Bu, dinler için de geçerlidir.
Bir tarihsel dönem ve bir tarihsel şahsiyet olarak Atatürk ve Atatürk Dönemi de eleştirel perspektifle değerlendirilebilir. Zaten Atatürk de bunu istemektedir. Ve Atatürk’ü önder yapan özelliklerden biri de budur. Ama yapılan eleştirilerin mutlaka daha ileri, daha aydınlanmacı, daha mükemmel bir toplumsal yapıya dayalı, daha uygar bir içeriğe dayalı olması gerekmektedir.
Bir teşbih yapacak olursak bir katilin bir hastanenin işleyişi hakkında eleştiride bulunma hakkının olmamasındaki gerekçe burada da yani kapitalizmin şakşakçılarının, emperyalizmin yandaşlarının Atatürk’ü eleştirememesinde de ileri sürülebilir.
Faşizm özlemcileri, kapitalizm yanlıları ve din sömürüsünün bezirgânları bana göre asla Atatürk’ü eleştirme hakkına sahip değildirler.)
Atatürk ü eleştirenler ne yazık ki hep daha geri, daha yoz bir toplumun özlemcileri oldular.
Bu kesimler ya emperyalizmin gönüllü sözcüleri oldular, ya da tolumu sömürmek için izledikleri yolda Atatürk’ün kale gibi dikildiğini gördükleri için, Atatürk’e ha bire yüklenirler.
Atatürkçülük, Atatürkü aşmaktır. Elbette ki dün bugünle aynı değildir. Bu durumda elbette ki dünde donup kalmak akılcı bir tavır değildir. Atatürk’ün devrimci kişiliğini göz önünde bulundurarak elbette ki Atatürk aşılabilir ama bunu gerici, faşist, kapitalist bir çizgiyle değil Atatürkçü bir devrimcilikle yapmak gerekir.

Geçelim eleştirilere:
Eleştiriler birkaç noktada düğümleniyor.
Bunlardan biri Atatürk’ün dine baskı yaptığı noktasındadır.
İkincisi Atatürkçü anlayışın başta Kürtler olmak üzere değişik etnik kökenlere baskı yaptığı noktasındadır.
Üçüncüsü darbecilerin Atatürk’ten yola çıkmasından hareketle Atatürk’ün darbe yanlısı, Atatürkçülüğün ise darbeci bir nitelik taşıdığı noktasındadır.
Bir başka iddia ise Atatürkçülüğün çağı geçmiş ve ilerici olmayan bir düşünce sistemi olduğu noktasındadır.
Bu iddiaların hepsi tutarsızdır, iftira, çamur ve aşındırma maksadı taşımaktadır.
Atatürk- çağına göre –en özgürlükçü liderdir.
Ve bu çerçevede İslam dinine de çağına göre en yüksek hoşgörüyü göstermektedir.
Şunu unutmamak gerekir, İslam dininin de emperyalist saldırılardan kurtulmasının yolu da Atatürkçülükten geçer.
Atatürkçülük, dini baskı altına almak değil, dindarı özgürleştirmektir.
Dine en yüksek düzeyde saygı göstermektir.
Ama aynı zamanda dine saygı çerçevesinde hareket eden Atatürkçülük yobazlığa, din bezirgânlığına da dur demektedir.
Geliştirilmeye son derece açık bir düşünce sistemi olan Atatürkçülük başta Türkiye olmak üzere tüm doğu halklarının kurtuluş yolu olarak gözükmektedir.
Yıllardır Atatürk düşmanlığı üzerinden sözde İslam ümmetçiliği inşa edenler, nerede başarılı oldular ve özgür, demokratik, eşitlikçi ve barışçı bir yapılanma oluşturdular?
Bu gün İran ulus – devlet tezinden başka hangi ekonomik – politik tezi yaşama geçirebilmiştir ki?
Bütün muhalefete ‘dış güçlerin hain oyunları’ diyen bir yaklaşımın dışında hangi bakış açısını sergiliyor?
Ya da Amerika’nın oyuncağı durumuna gelen Suudi İslamcılığını mı model olarak getireceksiniz?
Ya da Sudan’daki General El Beşir’in faşizmini mi model alacaksınız?
Söyleyin Atatürkçülükten koparak nereye kurtarıcı model olarak yöneleceksiniz?
Amerikan Emperyalizminin neoliberal politikalarına mı?
Atatürkçülük etnik azınlıkların hepsine saygılıdır.
‘Savaş Tarihin motorudur’ diyen Hitler ve Musollini ile yaklaşık olarak aynı jenerasyon olan Kemal Atatürk ‘Yurtta Barış Dünyada barış’ diyerek herkese örnek olan bir tutum sergilemiştir.
Çanakkale’de savaştığı milletlerin çocuklarına bile sahip çıkarak bunu göstermiştir Atatürk.
Atatürk’ün ‘Türk vurgusu’ faşist bir anlayışın ürünü değil, oryantalist bakışın horladığı bir milletin ‘ezilen halk ulusçuluğ’nun dile gelişinden kaynaklanan bir insani refleksin adıdır.
Bu refleks, sadece Türkmeni, yörüğü değil, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Manavı, Abhazı, Romanı, Ermeniyi, Rumu dahi kapsar.
‘Benim en önemli mirasım cumhuriyettir, cumhuriyet fazilettir, egemenlik bila kaydü şart milletindir’ diyen Atatürk’ü darbecilikle suçlamak, Ebu Cehil’in Arap olmasından dolayı, yine Arap olan Hz Ali’yi suçlamasına benzer bir çarpık mantığın ürünüdür.
Atatürk ömrü boyunca darbelere karşı çıkmıştır. Darbenin faşist karakterine , ‘Cumhuriyet fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller ister’ diyerek en etkin cevabı vermiştir.
Darbeciler neleri kullanmadılar ki Atatürkçülüğü kullanmasınlar.
Darbeciler dini kullanmadılar mı?
Din tacirleri, bugünün sözde darbe karşıtları dünün darbecilerini ‘Anarşiyi durdurdular, Allah onlardan razı olsun’diye alkışlamadılar mı? Bundan ötürü dine savaş mı açalım?
Atatürk’ün ilerlemeye karşı olduğu iddiası ancak Erzurumlu Teyyo Pehlivanın tefrikalarındaki palavralardan biri olabilir.
Çağdaş medeniyetin de üstüne çıkmak gerektiği ideali Atatürk’ün ileri bir hedef gösterdiğini en açık bir biçimde göstermektedir.
Atatürk’ü en iyi özgürlükçüler anlar.
Atatürk’ü en iyi eşitlikçiler anlar.
Atatürk’ü en iyi dindarlar anlar.
Atatürk’ü en iyi devrimciler anlar.
Atatürk’ü en iyi emperyalizmin nasıl işlediğini bilenler anlar.
Atatürk’ü en iyi Enternasyonal ruhla milliyetçi ruhu birleştirebilenler anlar.
Atatürk’ü eleştirenler!
Atatürk dönemini eleştirenler!
Eleştirin ama onun ilkelerini aşabiliyorsanız eleştirin!
Onun getirdiklerinden daha güzel şeyler getirebiliyorsanız getirin.
Bu halkı ondan daha mutlu edebiliyorsanız hodri meydan!
Ama birilerini, sizin diktatöryan ütopyalarınıza maske oluyor diye laf kondurmamazlık edip saklıyorsanız Atatürk’e yüklenemezsiniz.
Eleştiri adına neoliberal politikaları besleyen post modern bir üslupla laf gargarası yapıyorsanız size hop demek bizim hakkımız.
Proje adına neo emperyal fitneliklerin sözcülüğünü yapıyorsanız, diktatörlüğü demokrasi diye gösteriyorsanız, zorlaştırılan yaşamı, kudurtulan kapitalizmi, gelişme olarak lanse ediyorsanız, şeffaflık diye katakulliyi yaygınlaştırıyorsanız, kusura bakmayın biz de Atatürkümüze sahip çıkarız, çıkacağız.
Hem de kimsenin arkasına sığınmadan.
Kimsenin vesayetine ihtiyaç duymadan.
Tam demokrasi,
tam özgürlük,
dayanışma,
paylaşma ve bölüşme,
ve dünya barışı için,
insanca yaşam ve insana saygı adına yaparız bunu.
Çünkü biz,
Anadolu’nun, emperyalizme isyan eden, bu uğurda kurtuluş savaşı veren bir kuşağın,
dirilen ruhuyuz.
Biz Hz Muhammed’in ruhaniyetinde,
Mustafa Kemalin gösterdiği en hakiki yol gösterici olan bilimi harmanlamayı başarmış, kutlu bir kervanız.
Sırrımıza erenlere selam olsun.

  • Yorumlar 22
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40