• BIST 89.931
  • Altın 145,423
  • Dolar 3,5968
  • Euro 3,9078
  • Rize 10 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 10 °C
  • Trabzon 9 °C
  • Samsun 8 °C

Ayaklar altındaki akıl, kuşa çevrilen felsefe

Osman KAYA

Akıl insanı insan yapan en temel olmazsa olmazlardan biri. Aklımız olmasaydı eğer, kuşkusuz ki varlık âleminde bizi insan yapan pek çok özellikten mahrum kalırdık. İnsanoğlu akıl sayesinde doğruyu yanlıştan ayırabilmektedir. Sürü olmaktan kurtulmaktadır. Söz söyleyebilmekte, söylenen sözü anlayabilmektedir. Akıl sayesinde bilim ve teknoloji üretilebilmektedir.
Akıl sayesinde iyi insan olmanın ne demek olduğunu anlayabilmekte ve bu doğrultuda kendine yol haritası belirleyebilmektedir. Ve en nihayetinde insan, aklı sayesinde yaratıcısına kavuşabilmekte ve kendisini Allah ile kandıranların tuzağına düşmekten kurtulabilmektedir.
Evet, akıl insanı – sömürüden uzak – Allah inancına götürür.
Bu yolculuğun aracı ise ancak derin bir akıldır.
Bu yüzden az felsefe inançsızlığa çok felsefe de inanca götürür derler.
Her sağduyulu insan bilir ki insanın sahip olduğu en önemli şey düşünebilmektir.
Onu, o yapan şeylerde bu özelliğinden ortaya çıkmıştır. Düşünce dediğimiz şey ise insandaki akıldan doğar. İnsan yaşam ve evrende olup bitenleri ancak bu gücü sayesinde kavrar, yorumlar ve değerlendirir.

İnsan aklının ürünlerinden birini ele alalım, örneğin matematik… Sayılarla ilgili sabit kavramlar yalnız insan aklında bulunur. Nesneleri saymak, ölçmek ve bundan doğan sonuçları değerlendirmek, sadece aklımızın gücüyle yapılır.
Birden sonra iki gelir. Üç gelmez. İki kez iki dört eder. İşte aklın bu gücü önce felsefeyi sonra matematiği doğurdu. Felsefe ve matematik ile insanoğlu cisimlerin hareketlerini gözleyip kurallarını belirlemek ve daha pek çok doğa olayını kesin bir biçimde açıklamak olanağını buldu. Sözün kısası akıl, değişmez ve şaşmaz kuralları ile insanın dünyayı, evreni sezip anlaması ve kavramasını sağlar.
Bundan dolayıdır ki gerçekleri saptayabilmek için ilk önce akıl kullanılır. Bilgiler akıl yoluyla kazanılır. Deneye dayalı olan bilgilerde de asıl olan gene akıldır. Çünkü her şeyden önce bir olayı açıklayabilmek için ‘deneye’ başvurmak da aklın bir buluşudur. Deneyin nasıl yapılacağı ve elde edilen sonuçların değerlendirilmesi de gene akıl yoluyla mümkün olabilir.
İnsanı insan kılan, onu var eden ilk ve en temel öğenin ‘akıl’ olduğunu, daha ilkçağlarda bile bazı düşünürler tespit etmiştir.
Ve Batı bütün pozitif yöndeki varlığını akıl ve düşünce gücünü iyi kullanmaya borçludur.
Bütün bilimlerin babası da yargılama noktasında yargıcı da aklın sistematik kullanımı demek olan felsefedir.
Batı, bilimsel devrimini yapmadan önce kafalarda bir devrim gerçekleştirmiştir. Bu devrim ‘aydınlanma’ devrimidir. Bu akım Avrupa’nın en önemli ülkelerinden olan İngiltere – Fransa ve Almanya’da kendini göstermiş ve diğer Avrupa ülkelerine de adım adım yayılmıştır.
İngiliz John Locke, Fransız Rene Descartes ve Alman İmmanuel Kant’ın başını çektiği bu yaklaşım Sanayi Devrimi’nin en önemli arka planıdır.
Hal böyle iken son 30–40 yıldır gittikçe hızlanan bir biçimde genelde İslam Dünyasında – en acısı da – ülkemizde felsefeye ve onun şahsında akla düşmanlık yaygınlaştırılmaktadır.
Askeri darbeler döneminde ‘Anarşizmin kaynağı’ gözüyle bakılıp kuşa çevrilen felsefe, sivil iktidarlar döneminde ya ‘para kazandırmayan laf salatası’ ya da ‘küfre götüren sözler’ gözüyle bakılıp hiç de hak etmediği muameleye tabi tutulmuştur.
Ve bu tutumlar yüzünden Üstat Cemil Meriç’in ifadesiyle ‘düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı’ bir ülkeyiz yıllardır.
Ve ne acıdır ki bu tutum yüzündendir ki akıl dini olan İslam, din tacirlerinin cemaatlerinde ‘ey dost, dergâhımıza postunu sermeden önce bilesin ki, akıl ağızdaki çürük dişe benzer, onu çekmeden Hak yolunda yürümek imkânsızdır’ gibi zırvalar cirit atmaktadır.
Büyük bir külliyat gerektiren felsefe eğitimi, ‘lütfen’ bir yıllık sürede haftada iki saate sığdırılan bir zaman dilimiyle verilmekte, o da kuşa döndürülen bir müfredatla verilmektedir.
Oysa durum tam tersi olmalıdır.
Acilen akla, hak ettiği önem verilmeli ve bu bağlamda felsefe gurubu dersleri eğitim müfredatımız içinde hak ettiği önemle muamele görmelidir.
Medeniyet yarışında 1. ligde oynamanın olmazsa olmaz koşullarından biri budur.
 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40