• BIST 89.573
  • Altın 146,325
  • Dolar 3,6382
  • Euro 3,9067
  • Rize 11 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 13 °C
  • Trabzon 11 °C
  • Samsun 16 °C

BASKI VE DAYATMA!

Burhan OKUTAN

İnsan yeri geldiğinde çok merhametli ve lütufkârdır.  Bazen bu durum tam tersi işler.  İnsanoğlu hemcinsini yok edecek düzeye gelebiliyor. Oysa aynı güneşten istifade eden, aynı yıldızların romantizmi ile büyülenen, aynı gök kubbeden ıslanan ve aynı toplu taşıma araçlarına binen bizler değil miyiz?

İnsana ne oluyor da hemcinsine karşı, çevresine karşı bu denli acımasız olabiliyor, yeryüzünü fesada boğuyor!

Allah’ın bize verdiği nimet paylaşımında “ben” merkezli bir hayatı yaşamaya kalkarsa insan, bireyselleşir, yalnızlaşır, kendisine ve başkasına haksızlık eder. Problem burada…

Benim gibi düşüneceksin, benim gibi konuşacaksın, benim gibi giyineceksin…

Baskının yoğunlaşmış şekli dayatmadır.  Dayatmalar devlet eliyle ve sivil uzantılarıyla gerçekleşir. Devlet ne kadar demokrat olursa birey-vatandaş ta öyle şekil alır.

Devlet, özgürlüklerin uygulayıcısı ve takipçisidir. Durumu tersine işleten bir devlet yapısında dayatmalar ortaya çıkar. Bazıları bunu “dinsizlik” adına yapar, bazıları da “dindarlık”  adına…

1980 öncesi “sağ-sol” çatışma zemininde olan olaylara bakalım. Birbirini yok etmeye programlanmış iki kesim var. Biri “dindarlık” pazarlıyor, diğeri “dinsizlik” pazarlıyor. En azından böyle bir “algı” oluşturulmuştu.  Biri diğerini ötekileştirmek için elinden geleni yapıyordu. 1990’lara gelindiğinde bu guruplar nitelik değiştirmiş, “laik ve anti-laik” şeklinde sahneye getirilmeye çalışıldı…

Yakın geçmişin moda tabiri “mahalle baskısı”  bu anlayışların ürünüdür.   Hatırlayacaksınız medyamızın bir zamanlar (28 Şubat Sürecinde) muhafazakâr kesime acınmasızca, insafsızca saldırıları zirve yapmıştı.   “Bizim mahalle, karşıki mahalle” ekseninde bir baskı unsurundan söz ediliyordu. Münferit olayları bile genele mal ediyorlar, “Laik” kesimin bundan rahatsız olduğunu iddia ediyorlardı. Bunu söylerken kendilerini “azınlık” sınıfına düşürseler de “hâkim gücün kendileri olduğunu” söylemleri ve eylemleriyle ortaya koyuyorlardı. Haddi zatında esas baskı unsurları kendileriydi. Zira devletin baskı ve dayatmaları kendilerine sırt veriyordu…

Baskı unsurları her fırsatta bu milletin kahir ekseriyetine galebe çalıp “mahalle baskısı” var diye nara atılırdı. Şimdi bu naralar eskisi gibi pirim yapmıyor. Artık moda tabir “ileri demokrasi” oldu.

Bakalım bunda muvaffak olacak mıyız?

  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40