• BIST 106.926
  • Altın 151,352
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Rize 14 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 13 °C
  • Trabzon 15 °C
  • Samsun 14 °C

BEN NEYİM SORUSUNU SORMAK!

Seyfullah FIRAT
Ben bir insanım, melek değilim ve elbette bir robot olmadığımı da biliyorum. Her insan gibi benimde kendime has bir düşünce ve inanç dünyam var. Doğrularım kadar yanlışlarımla da bir yumak gibiyim.

Bir kul olarak diğer insanlarla olan ilişkilerimde hep doğrularımı onlarla paylaşmak istemişimdir. Asla yanlışlarımı başkalarına aktarma veya başkalarının yanlışlarıma ortak olmalarını arzulamadım ve başkalarının benim yanlışlarımı alkışlamalarını da asla hiç istemedim ve istemem de.

Ben bir insan olarak ‘hiç yanlış yapmaz mıyım?’ veya ‘hep doğruyu mu yaparım?’ sorularının her ikisine de verebileceğim en samimi cevabım, kocaman bir “hayırdan” ibarettir. Çünkü ben bir insanım ve yanlışlarla doğruların harmanı olduğumu biliyorum.

Asla başkaları gibi kendimi hiçbir zaman bir iyilik meleği olarak görmediğim ve hiçbir zaman da bütün güzelliklerini kaybetmiş bir biçare insan olarak kendimi görmüyorum.

Her gün ve her saniye iyiye, güzele, doğruya ve hakka ulaşmanın gayret ve çabası içerisindeyim ve nefsimle savaştayım.

İnsani insan yapan veya milletleri millet yapan değerler vardır. Bu değerlere değer verdiğimizce değerimizin olabileceğini düşünüyorum ve buna inanıyorum.

Aklımın yetmeyeceği konuların, aklımın erebileceği konulardan milyonlarca kat daha fazla olduğunu bildiğim için sürekli bir arayış içerisindeyim ve doğruyu aramaya devam etmeye kararlıyım.

Bir arı gibi çiçekten çiçeğe yolculuk eden bir kâşif olmak niyet ve emelindeyim. Polen bulduğum her yerde gönül kovanımı kurarım.

Doğruyu ve güzeli her nerede görürsem oranın misafiri olmayı bir şükür vesilesi olarak görürüm. Nerede bir çirkinlik veya kötülük varsa, orada da kılıcını kuşanan bir süvari olmaktan onur ve gurur duyarım.

Geride kalan koca bir ömrü barıştan daha çok hep kavgayla geçirdim. Bunun sebebi benim kavgacı bir yapıya sahip olmamdan daha ziyade, içinden geçmekte olduğumuz süreçte, hakka doğru yolculuk ederken karşımıza çıkan ejderhaların bize olan saldırılarıdır.

Bana dokunmazsanız size dokunmam, bana çiçek atarsanız size asla taş atmam prensibimin gereği olarak sert ve katı görüntümün arkasında, yaratılan her şeyi seven bir gönül insanı olduğuma inanıyorum veya bir gönül kuyumcusu olmak arzusunda ve duasındayım.

Hayatımın hiçbir safhasında kendimi başka birileri gibi, diğer insanların inanç derecelerini ölçen bir iman testçisi olarak görmedim ve kendilerini bu şekilde görevli addedenlerden de hep nefret ettim, onlardan uzak durdum. Çünkü biz bir insanız ve bizim başkalarını iman testine tabı tutmak gibi bir hakkımızın olmadığına hep inandım.

Her kul yaratanına hesap vermek zorunda olduğuna göre, hesap vermek zorunda olan bir kulun, başka bir kulu hesaba çekip teraziye koyup tartma hakkının olmadığına inandım. Allah’ın kulunu yine ancak Allah’ın hesaba çekeceğine iman ettim.

Ben çok iyiyim veya ben herkesten daha iyiyim gibi şeytanı bir düşünce tuzağına düşmemek için bütün gayretimle çabalıyorum ve “ucup” illetine yakalanmaktan Allaha sığınıyorum.

Bu çizgideki nefsimle olan savaşımın bitmediğini, nefsime karşı daha çok çetin mücadeleler vermek zorunda olduğumu, kendi iç dünyamda avazım çıktığı kadar yine kendime haykırırken, başka birilerinin de cennet yolculuğunda şeyhlerinden peşin bir vize almaları şaşkınlıklarına hep şaşırıyorum.

İnsanlar havada uçan bir uçak gibidirler. Her zaman havada kalmaları veya sürekli olarak uçabilmeleri zor ve imkânsızdır.

Ben hep havadayım, benim yakıtım hiç bitmez diyenlerden olmadım ve olanlara hoş bakamıyorum. Kibirli insanlara inat, her işimde vakarlı insanlardan olmayı düşledim veya kibirsiz, riyasız bir kul olmayı arzuladım.

Güzel insan olmayı, kibirden ve “ucup” illetinden uzak durmayı, sürekli bir arayış içerisinde olup vakarlı bir duruştan yana tavır koymayı çok arzulamama rağmen, henüz bu çizgide bir arpa boyu yol alamadığımı da bilenlerdenim ve gayretlerimi sürdürmeye kararlıyım.

Hayatım boyunca ne kölelerin efendisi, nede zalimlerin eteğini öpenlerden olmadım ve olmam da. Çünkü ben Türküm ve şükürler olsun ki Allah’tan başka önünde eğileceğim ve kendisine secde edeceğim başka hiç bir kudret yoktur. Ancak Allah’a kulluk eder, her şeyi sadece ondan diler ve isterim.

Evren yuvarlağında bulunan her şeyin bir hikmet üzerine yaratıldığına inanırım. Mensubu olmaktan onur ve gurur duyduğum Türk milletinin de, dünyaya nizam vermek gibi ulu bir misyonla yüklendiğine, hak yolda hakkın savunucusu bir millet olduğuna inanmışım.

Biz bu yollarda uzun yıllar düşe kalka yürürken, bir yerlerden gelen bir takım şaşkınlar ve bizim önümüze geçerek, bize cennet bileti satmaya veya bizi kefere diye paketleyip cehenneme postalamaya kalkan şarlatanlara da bir o kadar acırım ve acıyorum.

Ben aciz bir insan olduğumu ve musalla taşından sonraki ebedi yolculuğumda vereceğim hesabin çok çetin geçeceğini de çok iyi biliyorum. Hesap gününü düşündükçe de korku terleri dökerek ürperiyor ve her şeyin gerçek sahibinin sonsuz merhametine sığınıyorum.

Ben bu duygularla, kutupların eksi kırk derecesinde hayat süren bir canlı gibi tırtır titrerken, başka birilerinin de Ekvator kuşağında serinlendiklerini zanneden veya onları bu şekilde inanmanın kibrine taşıyan din tacirlerine de bir o kadar acıyorum.

Ben bir insanım ve sevaplarım olduğu kadar günahlarımın olduğunu da biliyorum. İslami kurtaracağım diye çalım satanlardan uzak durup, İslam’la kurtulmaya çalışanların saflarında mücadeleme devam edeceğim ve etmeye çalışıyorum.

Ben bir insanım, haddimi ve kul olduğumu biliyorum ve savaşımın insanlardan daha çok insanları yanlışa taşıyan kötü sebeplerle olduğunu açıkça ilan ediyorum.

En büyük düşmanlarımızın yalan, iftira, riya ve kibir olduğunu biliyor ve çağın fitnelerine karşı kulluğumun gereği olarak savaşmayı kendime kutsal bir görev olarak addediyorum. Doğruları insanımızla paylaşmak ve doğrularda insanımızla kucaklaşmak sevdasını yaşıyorum.

Ben neyim sorusunu kendime sorduğumda; yanlışlarla doğrular, sevaplarla günahlar arasında bir sarkaç topu gibi sallanan aciz bir kul olduğumu biliyorum ve nefsimin, kötülerin şerrinden Allah’a sığınıyorum.
  • Yorumlar 8
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40