• BIST 97.713
  • Altın 144,219
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Rize 17 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 17 °C
  • Trabzon 16 °C
  • Samsun 14 °C

Bilimde pozitivist paradigmanın sonuçları, yeni anlayışların gerekliliği

Osman KAYA

Bati bencildir. Ben merkezcidir. Kültür merkezcidir.( Etnosentrizm egosentrizm)Natı materyalisttir. Kaba materyalisttir. Bu haliyle ya tanrıyı yok sayar, ya da insan biçimci ( antropomorfik )olarak algılar tanrıyı...Hz İsa yı tanrının oğlu kabul etme inancı işte bu antropomorfik tanrı anlayışının bir sonucudur.Batı , istisnalar hariç soyut olanı anlayamayanların coğrafyasıdır.
Bati düşüncesinde '' inanmanın temel koşulu görmek'' tir. Oysa Doğu daha fazla soyutçudur. Doğu, öteleri , uzakları , derinleri arar, düşünür. Batı ise madde dünyasına saplanıp kalmanın adıdır. Doğu düşüncesi ve doğulunun algılayış biçimi '' Şair ile Çoban'' hikayesini çok andırır.

(Bir gün şairin biri dağlarda gezerken bir çobanla karşılaşır...çoban sorar:

-begim sen ne iş yaparsın?
şair cevaplar:

-ben şairim

- o ne ola ki? şair ne iş yapar?

- bak şimdi...başını kaldır... gökyüzüne bak.... ne görüyorsun?

- ayı yıldızları....

- şimdi gözlerini kapa bakalım...şimdi görüyor musun ayı yıldızları?

- begim gözüm kapalı iken ayı ve yıldızları nasıl göreyim...

şair de gözü kapalı cevap verir çobana:

- oysa bengözü kapalı çok daha iyi görüyorum ayı ve yıldızları... yani anlayacağın dostum şairlik, her şeyi gözü kapalı iken daha iyi görme işidir....)

Bu hikayede çoban Batıyı şair ise doğuyu simgeler...

Batının bu kaba materyalistik hali, düşüncesine de , bilimine de , sanatına da yansır..

Bati mevcut bilim anlayışıyla tanrıya yaklaşmaz , tanrıdan uzaklaşır.

Çünkü Batı düşüncesinde bilgi , insanın tanrısal olana karşı elini güçlendiren unsurlardan biridir.Çünkü Batılı nın tanrısı insana dost değil, bir düşman rakiptir..

Mitolojik olarak Promete efsanesinde ifadesini bulan bu yaklaşımda mitolojik kahraman Promete tanrılardan kutsal ateşi çaldığından ötürü yine tanrılar tarafından her gün ciğerinden bir parça , yırtıcı kuşlar tarafından koparılmak suretiyle cezalandırılmıştır. Oysa islam düşüncesinde bilgi, insanı Allaha yaklaştıran bir kutsal unsurdur. İnsan öğrendikçe derinleşir.Derinleştikçe daha delici bir bakışla bakar Evrene ve bu bakış sayesinde maddesel olanı deler ve bakışı mavera ya , ötelere ulaşır.

Müslüman bilge , güneşteki patlamaları gördükçe her patlamada 4 milyon ton maddenin enerjiye dönüşünü kavradıkça bunu sadece kimyasal reaksiyonlara indirgeyen bir bakış açısıyla yorumlamaz..O, dünyanın 10 kat büyüklüğündeki güneş patlaması alevlerini gördükçe Kudret-i İlahi yi görür.

Bir bebeğin gülümsemesini sadece yalın psikolojik süreçlerle değil , ilahi sanatın varlık üzerine tecellisi olarak görür ve bunu böyle yorumlar..Bir ölüyü, bir kaç kilo cansız et ve kemik yığını olarak görmez... Ölüme metafizik bir bakışı giydirir ve derki,
'' Bu dünya bir han imiş, her geçen bakıp geçmiş...''

ya da ölümü görünce şu mısralar dökülür dudaklarından:

''ölenler yeniden doğarmış gerçek
tabut değildir bu, bir tahta kundak,
bu ağır hediye kime gidecek
çakılır çakılmaz üstüne kapak''

Ama ne yazık ki bu ülkede , Auguste Comte un zırvalamasından başka bir şey olmayan , pozitivist felsefe , bilimsel düşüncenin olmazsa olmazı olarak lanse edilmiş ve bunun sonucunda '' tahsilli insana yakışan , dinsiz olmaktır.'' zırvası , zorunlu bir husus olarak boy göstermiştir eğitim yuvalarında. Mesela Dr Yaman Örs şunları yazar:

'' dinlerin dayandığı ilkeler ve savlar doğrudan incelenemez... kanıtlanamaz...içlerindeki doğruluk payı araştırılamaz...Bu bakımından dinsel inanç ve düşüncelerle bilimsel araştırma ve bilgiler karşı karşıya gelirler...''

( Bilim ve Teknik.... sayı 168- kasım -1981 sayfa-25)

Oysa bütün bu cümlelerin hepsi tartışmalıdır.ve bir inanç unsurudur.Yani yazarımızda aslında '' din ile bilimin karşı karşıya olması gerektiğine'' inanıyor sadece...

Çünkü bilimin olmazsa olmazı olan determinasyon zinciri son tahlilde Tanrıya dayanmaz mı?
Ya da Evrende İNDETERMİNASYON hakimse eğer kuralsızlıktan simetriyi çıkaran hangi kudrettir Tanrıdan başka?

Bunun yanı sıra yazarın kendisinin belirttiği gibi:

'' Bilimsel bilgi de , bilim aracılığıyla incelenen dış dünya ve insanlar gibi , insan toplumları gibi , değişmez değildir, tersine sürekli bir değişim içindedir... En başta dayandığı varsayımlar , kavramlar , inceleme yöntemleri ve benzeri temel düşünsel ve nesnel araçları değiştirdiği için..''

( aynı yazı ... sayfa-25)


E madem bilim değişim üzerine kuruludur, mademki bu değişim metodolojiyi de kapsar , o zaman siz neden pozitivist metodolojiyi olmazsa olmaz bir unsur olarak dayatıyorsunuz?

Batı bilimi dediğimiz anlayış- bu gün çok ciddi itirazlar yapılmasına rağmen- uzun zaman pozitivist bir nitelik taşımıştır.
Pozitivizm insanlık tarihinin üç aşama geçrdiğini savunur:

teolojik dönem- metafizik dönem- pozitivist dönem...

Pozitivizme göre din teolojik dönemin zırvalarından başka bir şey değildir.ve bu yaklaşıma göre insanlığın en son dönemi olan pozitivist dönemde bilim egemen olacaktır. Din ortadan kalkacaktır.insanlık cenneti dünyada kuracaktır.

Tanrıdan yoksun bilim.... yeryüzünde cenneti kurabilmiş midir?

Heyhaat!

Kurulan cehennemi başımızdan defetsin de cennetini istemiyoruz....

Bizim ayrı bir bilime, ayrı bir sanata, ayrı bir felsefeye ihtiyacımız var...

Öyle bir bilim ki,çalışmalar sonucunda her bilgi bizi mevlaya biraz daha yaklaştırsın.... öyle bir tefekkür ki insanı materyalizm batağından kurtarsın...İki ışıldak misali bakışla bize öteleri , daha öteleri göstersin.. öyle bir sanat ki , bizim dudaklarımızdan ...

'' anladım işi, sanat Allahı aramakmış..
marifet bu , gerisi yalnız çelik çomakmış..''

mısraları dökülsün...
Medeniyetimizi bu bilimin tuğlaları üzerine kuralım...
Ve inşa ederken kendi medeniyet evimizi, bir türkü süzülsün yanık seslerimizle, yeryüzünden gökkubbeye , hoş bir sada bırakmak adına...

sözleri şu mısralar olsun türkümüzün:
'' Allahım , eşyanın hicabındasın..
sensin suda , kuşta, telde ses veren..
nice hasret varsa gıyabındasın...
aynalarda sensin, seni gösteren''
 

  • Yorumlar 5
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40