• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Rize 12 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 2 °C
  • Trabzon 15 °C
  • Samsun 8 °C

Bilinç yönlendirmek

H. Basri CANCA

 

Geçen yazımızda, zihni etkileme, bilinç yönlendirme ve bilinç altına yönelik telkinlerle ilgili algı operasyonlarına kısmen değinmiştik. Bugün aynı konuya bilinç yönlendirmenin tekniklerine değinerek devam etmek istiyoruz. 

Önce bilinçaltını/şuuraltını etkileyen telkin ve teknikler deyince ne anlıyoruz? Bu sistem nasıl işliyor? Bu tekniklerle, bireysel ve kitlesel seviyelerde insanlar nasıl etkileniyor? Bunlara bakalım. Şimdilik sosyopolitik[1] etkilerini bir kenarda tutarak, teknik işlerliğine değinerek başlamak istiyoruz.

‘Subliminal mesaj’ kavramı genel olarak “şuuraltına gönderilen gizli mesajlar için kullanılıyor. Bu mesajlarla eylemleri ve refleksleri kontrol altına alınan insanların yönelimleri değiştirilerek istemedikleri sistemlerin içine dâhil edilebiliyorlar. Aynı tekniklerle, insanların doğal iç itkilerinin refleksleri[2] bile etkilenebiliyor.

Kişinin şuuraltına  ‘subliminal mesaj’ göndermenin birçok yöntemi bulunmaktadır. Dijital ses dosyalarına gizlenen işitsel ses dosyaları bunlardan biridir. Bunlar gözle algılanamayacak kadar kısa süreyle sık patlayan flaşlar”,  sinema ya da televizyon görüntüsü yoluyla şuur-altına itilen yirmi beşinci kareler”, “reklâm afişlerinin, çeşitli logoların[3] ve benzeri nitelikteki görsel malzemenin içine saklanmış şekiller, kelimeler ve rakamlar” gibi yöntemlerin/tekniklerin kullanılmasıyla istenilen/hazırlanan mesajların biz farkında olmadan bilinçaltımıza gönderildiğinden bahsedilmektedir.[4]

Bu yöntemler, bir ürünün reklâmını yapmaktan, bir inancın ya da görüşün propagandasını yapmaya kadar varan geniş bir yelpazede kullanılmaktadır. Bu yöntemlerde mesajların , ‘görsel ve işitsel olarak (şuurlu) algılananlar ile değil; şuuraltı [5]seviyesinde algılanan söz, resim, görüntü ve şekiller vb. ile verildiğine dikkat çekmek istiyoruz.

Bu yöntemlerin kullanım alanlarından biri olan dijital ses dosyalarına gizlenen ses mesajlardır. Üzerinde oynanabilirliği ve/veya üzerine işlenilmesi, yayılması daha kolay olduğundan örneğin çeşitli müzik dosyalarına gizlenerek gizli mesajlar verilebilmektedir. .

Sistemin işleyişi

İnsan kulağı sadece belirli frekans aralıklarındaki sesleri duyabiliyor. Eğer siz bir müzik parçasını rahatça duyabiliyorsanız, bu, ‘sizin duyduğunuzun’  ‘duyabileceğiniz frekans[6] aralığında olduğunu’ gösterir. İnsan beyninin algısı ise, bundan daha düşük ya da daha yüksek frekansları algılayabilecek kapasitededir. Burada dikkat etmemiz gereken sadece duyacaklarımızın/duyduklarımızın değil, algılayabilecek olduklarımızın/algıladıklarımızın da ne olduğunun önemli olduğudur. Yani, kulağımız ancak belirli bir frekans aralığındaki sesleri duyabilirken, beynimiz bu aralığın çok daha ötesindeki sesleri algılayabiliyor hissedebiliyor.

Subliminal mesajların ‘algı oluşturma ”ya yönelik kullanım alanlarına birkaç örnek verelim:

 8–12 hertz dalga boyundaki Subliminal mesaj içeren bir MP3′ü kulağınızla dinlersiniz, ancak içindeki gizli-mesajı beyniniz dinler. Bu esnada kulağınız hiçbir şey duymaz. Günümüzde internette ve paylaşım programlarının çoğunda şuuraltı mesajları içeren MP3’ler gibi müzik dosyaları bulunmaktadır.

Mesela; en korkunç uygulamalarından birinin: “Amerika’nın Irak’ı işgal etmeden önce yaptığı bir uygulama olduğundan bahsedilmektedir.  Bir yıl boyunca (daha fazla da olabilir) Irak radyolarında Kur’an yayınlarının altından, çok düşük bir frekansta, kulakla duyulmayan, ancak dimağla algılanabilecek sesler ile Iraklıların şuur-altına: “Direnmeniz faydasız” gibi bazı mesajların verilmiş olduğu belirtilmektedir. Bir ülke işte bu şekilde şuuraltı mesajlar ile işgale hazırlanmıştır.

 ‘25. Kare tekniği’, kişinin şuur-altına subliminal mesaj gönderme yöntemlerinden sadece biridir:

“Gördüğümüz bir anlık görüntü: 655 satır ve frame/çerçeve denilen 24 küçücük kareden oluşur. Sinema bandında, saat, dakika, saniye olarak bir diziliş vardır. Saniyeden sonra kare gelir ve bir saniye 24 karedir. Her 24 kare ise bir ekran büyüklüğündeki kareyi oluşturur. Her 327,5 satırda bir de "control-track" denilen aralık vardır. İşte bu aralıktaki görüntüler kesilip, aralarına başka görüntüler atılarak 25inci kare oluşturulur ve bu son kare olan 25inci kare anlıktır. Yani görüntü saniyede 1/24 olacakken, bu 1/25'e çıkar. Kareler 25 olunca bir anda bir görüntü gelir ve ânında kaybolur. Genellikle görünmez, daha doğrusu görülür ama şuuraltında kalır.”

Göz bunları görmüyor ama saniyenin 3 binde biri gibi bir zaman aralığında bu görüntü şuuraltına ulaşıyor. Bu gizli mesajlar sayesinde, o reklâmı, diziyi, filmi ya da herhangi bir resmi hazırlayan kişi/ yapımcı/ yönetmen kendi hedefine, niyetine ve ideolojisine göre vermek istediği mesajı  ‘25inci karelerle’ şuuraltına göndermiş oluyor.

25. karenin temel mantığı, mesajı şuur-altına göndermektir. Günümüzde artık dünya ‘Sinema Sanayii’nde’/Sektöründe bu tekniği kullanmayan yok gibidir. Herhangi bir televizyon kanalındaki herhangi bir dizi/ film ya da bir belgeseli seyrederken aynı zamanda 25. karelerle şuur-altımıza gönderilen mesajlara/ telkinlere/ saldırılara maruz kalabilme riskiyle karşı karşıya olabiliriz!

Böyle bir durumda, tepki ve reflekslerimizin yeri neresidir? Tepki ve reflekslerimizi harekete geçiren nedenleri ve İrademizin yerinin neresi olduğunu kendimize soralım ve düşünelim.

Haftaya; göremediğimiz halde 25 karelerden etkilenme biçimleri konusuna devam etmek üzere hoşça kalın 



[1] Sosyo-politik: Sosyal yapı anlamında kullanılan toplumu düzenleme sanatı.

[2] Refleks  İçgüdüsel tepki

[3] Logo; Tanıtım simgesi

[4] Subliminal etki; istem dışı algı yükleme tekniği.

[5] Şuur : Bilinç; Farkındalık

[6] Frekans: Ses ve görüntü dalgalarını açıklayan birim

 

  • Yorumlar 5
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40