• BIST 73.929
  • Altın 132,168
  • Dolar 3,5237
  • Euro 3,7703
  • Rize 8 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 3 °C
  • Trabzon 7 °C
  • Samsun 5 °C

BİR GÜZEL İNSAN: ERBAKAN

Osman KAYA

Tarih içinde insan onurunu bir adım daha öne çıkaran, güzel insanlar vardır. Bunlar kendileri için yaşamazlar. İnsanlık için yaşarlar. Yaşarken belki gün yüzü görmezler ama terk-i dünya ettiklerinde insanlık bir deprem görmüş gibi sarsılır.

İnsanlık bu güzel insanların güzel atlara binip gitmesiyle çok şey kaybeder. Ama neyse ki o güzel insanlar öldükten sonra da yaşamaya devam ederler. Ölümleri bir diriliştir onların. Onlar ölümleriyle de üzerine ölü toprağı serpilmiş insanlığı diriltirler, her dem.

Evet Erbakan dan bahsediyorum.

Hayatım boyunca hiçbir dönem ‘’ Erbakancı’’ olmadım. Ama daha küçük yaşımdan itibaren yüreğimde bir şeyler kımıldamaya başladı.

Onun secde izli alnı, kadife tonlu pembemsi yanakları bende her daim bir ulvi yönelişe kaynaklık etmiştir. Ondaki yüksek zekâ, derin felsefi insicam, yüksek ahlak, fevkalade sabır, her insanda bulunmayan meziyetlerdi.

O, her yüksek insanın, her dehanın karşılaştığı hazin bir darbeyle karşılaştı ne yazık ki:

‘’ Anlaşılmamak, ya da yanlış anlaşılmak ve anlatılmak.’’

Bana göre Erbakan siyaset dünyasında en az anlaşılmış ama değeri ve anlattıkları vefatından sonra her geçen gün daha fazla anlaşılacak bir insandır.

Onun aksiyonu, teknokratlığı, züht ve takvası, materyal dünyanın perdelerini delip, maveraya ulaşabilen derin filozofik yönü, Müşvik ve mülayim kişiliği hep göz ardı edilmiş ya da istismar edilmiştir.

Almanya gibi teknolojinin alfabesini yazmış muhteşem bir sanayi ülkesinin sanayisinde bir bilim adamı olarak kendini üst düzeyde kabul ettirmek, her baba yiğidin harcı değildir.

Türkiye üniversitelerinde darbe yalakalığı ve bot yalayıcılığından başka marifeti olmayan mason ya da faşist veya mıymıntı dinci ‘’ prof’’ lardan geçilmezken o, bu toprakların köklerinden kopmadan yalnızca zeka ve çalışkanlığıyla kendini kabul ettirmiş, yüz akı bilim ve teknik adamlarımızdan biridir.

O her daim halktan yana ve emekten yana duruşuyla örnek bir idarecidir. İktidar ortağı olduğu dönemlerde elinde olan bakanlıklara bağlı personele ve bakanlığın izdüşümü olan vatandaşlara insanca yaşam için gerekli olan zammı yapmayı ilk işlerden biri olarak kabul etmiştir.

Benim Erbakan ile ilgili hayret ettiğim birkaç konu var ki açıklama getirmekte zorlanıyorum.

Bunlardan biri Erbakan ekonomik olarak çok iyi koşullara sahipken neden bu düzene muhalif tutum takındığıdır.

Bir diğeri nasıl oluyor da bu kadar iyi koşullarda ve nazik bir şekilde yaşamış bir insanın, bu kadar çileli yolda hiç umudunu kaybetmeden sabırla yürümeyi başardığıdır.
İşte bu soruların cevabı ‘’ dava adamlığı’’ nda yatmaktadır.

Erbakan iyi bir dava adamıdır.

Erbakan Türkiye İslamcılığını kapitalizmin bataklığından kurtarmış bir değerdir.

Erbakan öncesi İslamcılığa baktığımızda( yer yer bunun aksi görülse de genel olarak) İslamcıların kapitalizmle ciddi anlamda sorunlarının olmadığını görürüz.

Yine Erbakan öncesi dönemde İslamcı çevrede, Antiemperyalist, Anti amerikancı, Antisyonist düşünce hemen hemen yoktur. Bu bilinci Erbakan kazandırmıştır. Yine bu dönemde Türkiye İslamcılarının ‘’ Filistin ‘’ diye bir sorunları yoktur.

Ne enteresandır ki Erbakan öncesi dönemde ‘’ İslamcı’’ çevre Kore ye asker gönderilmesini alkışlamakta ama Filistin in özgürlüğü için savaşanları ‘’ anarşist’’ olarak nitelendirmektedir. Filistin Davasını Türkiye İslamcılarına anlatan Erbakan olmuştur.

Yine Erbakan Kapitalist ekonominin ‘’ zorunlu bir kader ‘’ olmadığını, alternatif olarak yeni bir ekonomik düzenin uygulanabileceğini ‘’ Adil Düzen’’ adını verdiği projeyle Türkiye İslamcılarına anlatan bir değerdir.

Bu haliyle o, İslamcıları sağın karanlığından çıkarmış, kendi durmaları gereken yere bir adım daha yaklaştırmıştır.

O din faşizmine karşı da, hurafelere karşı da, tarikatlara karşı da mücadele etmiştir.

Eğer Türkiye İslamcılığı Erbakan gibi bir liderin elinde değil de fanatik, slogancı bir kişiliğin elinde olsaydı bu ülkede kan gövdeyi götürürdü. Ama o her zaman sağduyudan, sükûnetten yana olmayı tercih etmiştir.

Bu yüzden din faşistleri onu ‘’ Batıcı, pasifist, işbirlikçi, şer bakan’’ vb . Yaftalarla anmışlardır. Yine kapitalizmin işbirlikçisi ya da faşizan unsurlar ‘’ yeşil komünist ‘’ deme cüretinde ya da terbiyesizliğinde bulunabildiler.

Bir sağcı yayınevi tarafından basılan ‘’ Eco ile Neco’’ adlı kitap bu hususta sağcılığın Erbakan’a ne kadar şirretçe saldırdığının ibret vesikasıdır.


Erbakan vatanseverliğin yılmaz ve yıkılmaz kalesidir. Yıllarca Erbakan’a ‘’ bizi çağdaş dünyaya düşman ediyor’’ diye eleştirenlere tükürdüğünü yalattırmıştır o.

Avrupa topluluğuna getirdiği bilimsel eleştirileri nedeniyle iftira çamurunda onu boğmaya çalışanlar tarihin garip cilvesi gereği bu yapılanmaya eleştiri hususunda onunla yarışmak durumunda kalmışlardır.

Erbakan dosta sadakatin, vefanın tarih boyunca ender görülen numunelerinden biridir. O, kendisiyle beraber yürüyen hiç kimseyi satışa getirmemiştir. Müşvik bir baba gibi hep korumuş, gözetmiş, el uzatmış, himmet göstermiştir. Ama o her ehl-i vefa gibi defalarca ihanet görmüştür.

O firavunlardan ateş çalan bir efsane kahramanıdır.
Her zaman zulmü ve zalimleri eleştirip yerin dibine batırmıştır. O faşizmin batağında boğulan Türkiye İslamcılığına enternasyonal ruh vermiş ve ‘’ mazlum nerede olursa olsun bizden, zalim kim olursa olsun bizim düşmanımızdır’’ şuurunu taşımış ve aktarmıştır.

O neoliberal rüzgârlara kapılmamış, kapitalizmin vaatlerine aldanmamıştır. Kapitalizmi yeşile boyamamış ve kapitalizmin boy abdesti alma sürecine katkıda bulunmamıştır.

Devletçidir ama ceberutlaşmış faşist bir aygıt haline dönüşmüş bir devlet anlayışına karşıdır.

Türk ü sever ama Türkçü değildir.

Arabı sever ama Arapçı değildir.

Kürdün ezilmişliğini bilir, vurgular ama Kürt faşizmine ve bölücülüğe karşı yıkılmaz kaleler gibi durur.

Eşe sadakatin, iyi bir aile babası olmanın yıldızımsı bir örneğidir.

O güzel yüzünün, eşinin tabutu önünden geçirilirken nasıl da hüzne boğulduğunu yüreğim parçalanarak hala hatırlarım.

Dindarlığın en temiz, en arı, en duru ve samimi örneklerini ortaya koymuştur.

Dindardır ama hurafenin de baş düşmanıdır.

Onu anlayamayanlar, tarikat ilişkilerinden dolayı onu eleştirmişlerdir.

Oysa O, tarikatları Amerikan Emperyalizminin ve yüzyılların köhnemiş bataklığından kurtarmaktan başka bir hedef gütmemiştir.

Çünkü O biliyordu ki, tarikatlar sahipsiz bırakıldığında Amerikanın ileri karakolu olacaklardır.

Yok edilmeleri de mümkün değildir. O halde en doğru yol, onlara İslami tebliğ etmektir. İşte Erbakan bunu yapmıştır.

Erbakan hem büyük bir evrimci hem büyük bir devrimcidir. Ona yapılacak en büyük iftira onun ‘’ Ilımlı İslam projesinin sacayaklarına benzetmektir.’’

O kapitalist ekonominin, karma ekonominin, din baronluğunun, din oligarşisinin, neoliberal sapma ve savrulmanın en büyük düşmanıdır.

Yalakalık yapsa, birileri gibi kapitalizmin payandası olsa en yüksek makamlara gelebilecekken O, bu onursuz tutumu elinin tersiyle itti ve zor olanı, bildiği gerçekleri her platformda savunma yolunu tercih etti.

Bu ülkenin sanayi devrimini gerçekleştirmesine yönelik her daim sesinin çıktığı kadar bağırarak anlattı durdu. Kimseyi kırmadan, herkesin gönlüne girmeye çalışarak yaptı bunu. O bu haliyle,
‘’ en güzel söz ile…’’

Emr-i ilahisinin Vanlı örneğiydi.


Onu solda olanlar da asla anlayamadı.

( solun her türlü versiyonunun lanetlendiği ve yakın durmanın aforoz edildiği bir dönemde CHP ile koalisyon kurabilecek kadar siyasi cesarete sahip bir ilerici lider olmasına rağmen)sol ve sosyalistlerin bir kısmı da ona cephe alarak zülüm çarkının ekmeğine yağ sürdüler. Oysa Erbakan’ı en fazla anlayacak olanlar yeni bir dünya özlediklerini iddia eden sol ve sosyalistler olmalıydı.

Yanlışları yok muydu?...Hiç mi hatalı yönler mevcut değildi?...Elbette ki vardı…Ama O , her şeye rağmen acılarla dolu , dik durma örneği sergileyen , onurlu bir hayat sürdü. Ve her fani gibi ruhunu asıl sahibi olan Mevla ya teslim etti…

Geride Necip Fazılda dile gelen şu şiire benzer bir ömrü miras olarak bıraktı:

‘’Gideriz, nur yolu izde gideriz,
Taş bağırda, sular dizde, gideriz,
Bir gün akşam olur, biz de gideriz,
Kalır dudaklarda şarkımız bizim...’’

Ruhu Şad olsun..Allah rahmet etsin..

( Gelecek yazımız 28 Şubat süreci ile ilgili olacaktır)

  • Yorumlar 24
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40