• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Rize 14 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 8 °C
  • Trabzon 14 °C
  • Samsun 11 °C

Bir ülke nasıl batar?

Seyfullah FIRAT
Her canlı organizmanın varlığını sürdürebilmesi için; yaşamını için uygun bir zemin, hayatta kalabilmesi için yetecek kadar besin, tehlikelere karşı kendisini koruma içgüdüsü ve kendisini savunma yeteneklerine sahip olabilmesi gerekir. Yaşamını sürdüreceği mekânı olmayan, hayatını sürdürebilmesine yetecek kadar beslenemeyen, varlığını koruyabilecek kadar savunma gücü olmayan hiçbir canlının, uzun süre ömrünü devam ettirmesi mümkün değildir. Milletler de tıpkı bir canlı organizma gibi, hayatlarını sürdürebilmeleri için bir takım kurumlara, bir takım değerlere, bir takım vazgeçilmezlere ihtiyaç duyarlar. Her şeyden önce millet olma bilincine ulaşmak, diğer milletlerden farklı olan dilini, kültürünü, koruyup yaşatmak, sahip olunan ve üzerinde hayat sürdürülen vatan topraklarının yeraltı yer ve üstü zenginlik kaynaklarını milli ekonomisinin hizmetine sunmuş olmak, bağımsız olarak yaşayabilmek için düşmanlara karşı yetecek kadar caydırıcı askeri güce sahip bulunmak ve toplum yaşantısına adaleti hâkim kılmak gibi bir takım temel dinamiklere ve güç kaynaklarına ihtiyaç duyar. Toplumu meydana getiren bireylerin sahip olacakları milli şuur ve birlikte yaşama ülküsü, milletleri sağlıklı kılar. Nasıl ki her canlı yaşadığı ömür içerisinde, sürekli bir şekilde mücadele vermek zorunda ise, milletler de sağlıklı, zinde ve uyanık bulunmak durumundadırlar. Bir millet veya topluluk zaman zaman çeşitli sıkıntılara düşebilir. Milyonlarca sayıda dertle yüz yüze de gelmiş olabilir. Bütün bu sıkıntıları aşmak mümkündür. Ancak; öylesine dertler var ki, bu hastalıklara yakalanan milletler, tarihin mezarlığına gömülmeye mahkûmdurlar. Her şeyden önce kendi dilini unutan, milli şuur ve ülkülerinden kopan, kültürü dejenere olup başkalarına benzeyen, adalet mekanizması bozulan veya siyasallaşan toplumlar, bir daha ayağa kalkamaz hale gelirler. Diline sahip çıkan, hukuk sitemi siyasallaşmayan, milli ve manevi değerlerini yaşatan toplumlara, hiçbir düşman esaret gömleğini giydiremez. Dilinin yozlaşmasını, kültürünün yabancı kültürlerle dejenere olmasını, adaletin siyasallaşmasını, milli ekonominin küresel sermayenin emrine verilmesini engelleyemeyen toplumlar, sessiz sedasız bir şekilde esaret altına girmiş olurlar.
Türkiye’nin bugünkü fotoğrafına baktığımız zaman, yüreklerimiz ağzımıza geliyor. Bahsettiğimiz kalelerimiz resmen işgal edilmiş durumda. Birileri din adına soysuzluk tohumları ekerken, başka birileri de, çağdaşlık adına geçmişi reddi miras etmektedir. Birileri dini duyguları çıkar malzemesi haline getirirken, başka birileri de resmen din düşmanlığı yaparak, batının kirli yaşam tarzı olan sekülerizmi bu ülkenin insanlarına dayatmak istemektedir. Başka birileri de, vatan topraklarının yabancılara satılmasını, yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarımızın başkalarının emrine verilmesini, milli bir felaket ve tehlike olarak görmemekte, özelleştirme aldatmacası ardına gizlenerek, geleceğimizin satılmasına göz yumabilmektedir. Başka birileri de, bütün hukuk kurallarını zorlarcasına, hukuk ihlalleri yapabilmektedir. Bendeniz AKP hükümetinin bütün icraatlarını sürekli olarak tenkit etmiş bir insan olarak, sayın Tayyip Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkmasına sıcak bakamayanlardan birisi olarak, Başbakan’ın Çankaya yokuşuna tırmanmak istediği bu dönemde, bazı çevrelerin yasal engeller üretmeye çalışanlarını hiç anlayabilmiş değilim. Kocaman adamlar; bir yandan hukukçu diye çalım atacaklar, diğer bir yandan hukuku siyasallaştırıp ayaklar altına alacaklar. Olmaz böyle bir şey. Mevcut yasalara göre Sayın Başbakan Çankaya’ya çıkar, hiçbir engel yoktur. Ancak sıkıntı doğar, ülke gerilir ve birilerine iş kotarma fırsatı doğmuş olur. Bir defa Sayın Başbakan şunu çok iyi bilmek zorundadır. Cumhuriyet Türkiye’si birileri istedi diye rota değişikliğine gitmez. Bu sevdada olanların bu güne kadar yaptıkları oldubittilerin hesabı da, gün gelir mutlaka sorulur. Bu ülkenin topraklarını hiçbir kimse babasının tarlasını satar gibi satamaz. Bu devletin kara kutusu hiçbir zaman soysuz ve köksüzlere emanet edilemez. Türkiye Büyük Ortadoğu Projesinin ayağı olamaz. Türkiye akraba devleti yönetilir gibi yönetilemez. Türkiye kaoslara ve iç kargaşalara sürüklenemez. Unutmayalım ki; hiçbir ülke parasızlıktan batmaz, ahlaki yozlaşma ülkeleri batırır. Ahlaki yozlaşma derken, bunun içine her türlü sosyal, siyasi, ekonomik çürümeleri katabilirsiniz. Türkiye; çok ciddi bir ahlaki yozlaşma içerisindedir. Allah bu milleti; din istismarcılarının, Atatürk’ten geçinenlerin, hukuku siyasallaştıranların, Ankara’dan nefes almayanların şerrinden korusun.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40