• BIST 89.878
  • Altın 145,744
  • Dolar 3,6012
  • Euro 3,9233
  • Rize 11 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 7 °C
  • Trabzon 9 °C
  • Samsun 8 °C

BİR ÜLKENİN SİYASAL YAPISININ SAĞLIKLI İŞLEYİŞİ VE LAİKLİK-2

Osman KAYA

 

Laiklik Atatürkçü düşüncenin temelidir. Sadece Atatürkçü düşüncenin değil, yanısıra İslamın da insanlığında, bilim ve bilimsel düşüncenin de temelidir. Laiklik olmadığında insanlıktan eser bulmak olanaksızdır.Neden bu böyledir?Çünkü Laiklik insan olmaya içkin bir olgu olan AKLINI KULLANMA nın olmazsa olmaz koşuludur. Laiklik İnsanın insanlaşmasında, insanın insana yakışır bir düşünsel seviyeye ulaşmasında son derece önemlidir.

Tarih boyunca insanoğlu kendi hem cinsine köle oldu...Bu anlamda İnsanlık tarihi kula kul olmanın ve kula kul olmaktan kurtulmanın tarihidir.İnsanı insana kul edenler, bu metod üzerine sömürenler metotlarına en büyük destek olarak da -maalesef ki- dini kullanmışlardır.

Din , tarih boyu ağırlıklı olarak hep sömüren sınıfların sömürü sürecine destek olma işlevini görürken hep akla saldırmıştır.. Aklın özgür kullanımına hep engel olmuştur.(Ancak burada akıldan yana olan , hakkın yanında olan , zulmün karşısında olan dindarların varlığını da belirtmek gerekir ve onlarında hakkını kesinlikle yememek gerekir.Bu durum bir gerçek ama bu gerçek laikliğin gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Çünkü din sömürüyü amaçlayanların elinde bir estrüman olarak kullanılabilir.Bu durumun kökten bir boyutta önüne geçmenin yolu laikliktir.) Aklın özgür kullanımına engel olunmasının en önemli nedeni düşünmeyen , bir tür uyuşturulmuş kitleler oluşturmaktır.

Egemen sınıflar din ile bir tür verili bir bilinç oluşturmakta, sanal bir aldatmayla aklında kullanıldığı yanılsaması ile kalabalıklar sömürüye hazır ve itiraz edemez hale getirilmektedir.Dinlerin tarihi biraz da ona itiraz edenlere yapılan baskıların tarihidir.Her din ilk çıktığında , erki elinde bulundurmadığı dönemde çok pozitif özellikler taşır.Ama erki ele geçiren dinler zaman süreci içinde baskı kaynağı haline gelebiliyor. Bu , ya erki elinde tutanlar sayesinde oluyor ya da erki elinde bulunduranlardan yararlanmak isteyenlerin sayesinde gerçekleşiyor...

Bilim ancak laik bir akıl, laik bir kafa ile yapılabilir dedik.. Çünkü ancak laik kafa tarafsız araştırmalar yapabilir ve ancak laik kafa hakikati bulabilir...Laik kafa arar.. laik kafa, bilginin sürekli bir arayış olduğunu bilir ve arayışına asla son vermez...Çünkü yaşam doğumdan ölüme bir yolculuktur.. Dinci kafa dini de anlayamaz.. Çünkü bulduğunu düşündüğü şeyi, son, nihai, tamamlanmış bir olgu olarak kabul eder...

Dinden kaynaklı yobazlığın akla ve bilime düşmanlığının en somut örneklerinden biri kitapların yakılmasıdır.Mesela Katolik Kilisesi 15. yy da Endülüs Emevileri ne ait olan kitapları harmanlayıp yaktırmıştır.İslam Kitaba ve bilgiye çok önem vermesine rağmen yine laik olmamanın getirdiği dinsel refleks kaynaklı olarak 639 yılında Mısır Fatihi Amr İbnül-As tarafından yakılmıştır. New derecede doğrudur bilinmez ama Amr İbnül - As a bu emri Hz ömer vermiştir. Hz Ömer e mal edilen emir şöyledir:“Bu kitaplardaki bilgiler Kuran’a aykırı ise haramdır, Kuran’da yazanlarla aynıysa gereksizdir.”... Hz Ömer bu emri gerçekten vermiş midir bilinmez ama Hz Ömer bu emri vermemişse bile bunu kim yaktıysa bu yakma eylemini kutsala büründürerek, kutsala büründürmeden kaynaklı meşruiyet zemini içinde yaktırmıştır. Tarih buna benzer kültür katliamları ile doludur.(devam edecek)

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40