• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Rize 13 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 9 °C
  • Trabzon 22 °C
  • Samsun 19 °C

BİZ, BİRLİKTE TÜRKİYE’YİZ!

Burhan OKUTAN

Gezi olayları ile başlayan bir süreç var…

Tarafgirlikten uzak, ideolojik saplantılardan arınmış, psikolojik baskıların altında ezilmeksizin dik durabilmek!

Olayların farkında olmak!

Analizlerimizi sağlam kulpa dayandırmak!

 Sergilenmek istenen senaryonun figüranı olmamak!

“Ben şu görüşte olmama rağmen gelişmelerden kesinlikle rahatsızım ve beni zorla AKP’li yapacaklar” diyen solcular, milliyetçiler var!

Peki, bu insanlar bu noktaya nasıl geliyor?

“İktidar partisi daima kan kaybeder” anlayışı niçin tersine işliyor?

Sonucu kestiremeyen müzmin muhalefet, günü birlik siyasi mülahazalarla politika yürütüyor, proje üretemiyor. Muhalefetin zafiyeti, senaristlerinde işine geliyor ve insanlara çiçek-böcek toplatmaya götürüyorum diyerek her tarafı yakıp yıktırdı…

Efendim bu farklı bir gençlikmiş, sosyologlara incelenmesi gereken yeni bir alan doğmuştur, bu gençlik apolitikmiş, bu gençlik şuymuş buymuş…

 Allayıp pulluyorlar, toz kondurmuyorlar…

Peki, yaşanan bunca olumsuzluklara ne demeli?

Hadi camiye ayakkabı ile girdiler, ellerinde bira şişeleri vardı…

Tamam, bunlarda bir kasıt yok. Yağmurdan kaçarken camiye sığınmışlar…

 Soruyoruz;

Camiye giden cemaate ağza alınmayacak sinkaflı küfürler neyin nesi?

Dine, inanca onlar küfretmedi mi?

Başörtülülere saldırılmadı mı?

Yüzlerce polisimizi yaralayanlar kim?

Polise küfrederek provoke edenler olmadı mı?

Devlet ricaline, annelere, mukaddesata dönük iğrençlikler olmadı mı?

Yakılan sivil-kamu araçları, işyerleri,   tarumar edilen cadde ve sokaklar benim eserim mi?

Yabancı provokatörler olmadı mı?

 Atatürk Kültür Merkezi’nin ve heykelinin başına gelenler sanal alemin ürünü mü?

İllegal örgütler her köşede mekân tutmadı mı?

Bayrak yakılmadı mı?

Yut dışında Yunanlılarla, Rumlarla, Ermenilerle, PKK’lılarla beraber yürünmedi mi?

İlk günden beri sürece destek veren bilumum cinsiyeti müşkül, “gey ve o. çocukları” olarak kendilerini tanıtanlar, sınır tanımaz ahlaksızlığı haykırmadı mı?

Ateşli silahlar kullanılmadı mı?

Bütün bunlar münferit olaylar mı?

Yoksa bu eylemciler ak pak idi de iftira mı atılıyor?

Yoksa çapulculuğun başka bir anlamı mı var!

Yapılanlar Vandallık değil de nedir?

Sadece biber gazından bahsedenler, polisin orantısız güç kullandığını söyleyenler, eylemcilere “çiçek-böcek” diyenler,  bunları niçin görmezlikten geldiler dersiniz?

Polisin nasıl sabır timsali görev yaptığını niçin saklamaya çalıştılar?

Kolluk kuvvetleri basınçlı su sıkıyormuş, orantılı güç kullanıyormuş. “Faşistler” diye ağza alınmayacak küfürler yağdırdılar. Bu yapılanların %1’i eskiden olsaydı AK Parti’yi elli defa kapatırlardı. Hatta daha eskiden olsaydı Sabiha Gökçen’li tayyarelerle dümdüz edilirdi. Faşizmi bilmesek yutturacaklar…  

Yabancı televizyonların saatlerce yayın yapmaları, bu milletin hayrına mı iş yapıyorlardı, bu milleti çok mu seviyorlardı?

Antiemperyalist ve milliyetçi duruş dedikleri bu mu?  

Bu yabancı ajanlar, aktivistler,  medya mensupları,  politikacılar Türk insanını çok mu seviyorlardı?

Öyleyse soruyoruz; ucu dışarıya dayanan yerli işbirlikçiler, “hedeflenmiş senaryonun figüranları” olmadınız mı?

Yazık, çok yazık!

Efendim “başörtülüler, namazlı niyazlı insanlarda protestolarda yer aldı” diyenler var!

Bunların kim olduklarını, kime hizmet ettiklerini biz biliyoruz. Bunlar İslam kaygısıyla hareket etmiyorlar. Bunlar, İran’ın diplomatik savaş oyuncaklarıdır.   Mukaddesata küfredilirken aralarında boy gösteren başörtülüler olsa ne olur. Biraz  farklı bakılırsa yüzlerindeki maskelerin ne anlama geldiğini de görürsünüz…

Türkiye’de oynanmak istenen “mezhep temelli” savaşın adını koyamadıkları için özgürlük palavraları ile milleti oyalıyorlar!

Biz de yedik!

Gerçek solcular, gerçek milliyetçiler, gerçek İslamcılar oyunun farkındadır. İlk günden beri söylüyoruz.  Bırakın ilk günü, REFAHYOL Hükümeti’nden beri bu tehlikenin farkındayız.  Türkiye’de sağ-sol oyunu nitelik değiştirip Alevi-Sünni çatışma zeminine çekilmek isteniyor. “Türkiye’de bir BAAS rejimi olmayacak” diyen Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmetle yâd ediyoruz. “Kanlı mı olacak kansız mı, sert mi olacak yumuşak mı kendileri tayin edecek” diyen Necmettin Erbakan’ı da rahmet ve minnetle anıyoruz…

Mesele “çiçek-böcek-ağaç” meselesi olmadığını elin gâvurları biliyor da bizim bazı aklı evvellerimiz farkında değil. Tavuğun Arka Bacağını Sevenler Derneği diye bir şey yok. Tavuğun arka bacağı da ön bacağı da aynı!

Bu gemi batarsa hep birlikte batacağız. Biz, birlikte Türkiye’yiz!

Gelin, bu oyunu hep beraber bozalım.

  • Yorumlar 6
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40