• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Rize 11 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 19 °C
  • Trabzon 9 °C
  • Samsun 9 °C

BU ÜLKEDE 'DÜŞÜNEN ADAM' OLMAK...

Osman KAYA

 

Bu ülkede düşünmek ve hele doğru düşünmek, ve hele hele de doğru düşünce doğrusunda tavır alıp konum almak , duruş almak, bedeli çok ağır bir suçtur...Başınıza herşey gelebilir... En azından dışlanırsınız.. çok ciddi mahalle baskısına uğrarsınız.. kusulursunuz... yani toplum sizi kusar...

Bu ülkede düzenin adamı olacaksınız... ilkelerin adamı değil... Güçlü kimse onun sazını çalacaksınız.. ona yalakalanacaksınız...eğer tersini yaparsanız...sizi herkes kınar...babanız... ananız... evladınız... eşiniz... sevgiliniz... akrabanız... komşunuz... herkes... '' ne işi vardı'' derler... ''dünyayı o mu kurtaracaktı'' ..derler... ''don kişot''.. derler... '' aptal, salak, vatan haini , zibidi.. vs...'' senin orana burana yağmur gibi yağar durur...

Düşünmeyeceksin çünkü... düşünürsen ..insan olursun... insan olmak... insan kalmak ise bu sömürülü düzende alabildiğine suç...Çünkü herkes bananeci olmuş.. herkes bilinçli ya da bilinçsiz zulmün kucağında büyütüyor ruhunu...

Bu ülkede herşey düşüncesizliğin bataklığında büyüyor...sade bu ülkede mi? hayır... gerçek sosyalizmin olmadığı her yerde...

Adam sevgiden bahseder... sevginin ne olduğunu kafa yormadan bakmışsın sevginin Aziz Valentin i kesilmiş...

Ne ekonominin belirleyiciliğinden haberdar... ne mahalle baskısının etkisinden... ne tarihsel yapının belirleyici oluşundan... Bildiği tek şey para... ve kapitalizmin ona sunduğu oyuncaklar....ve bu haliyle sevgiden bahsediyor... yalan... külliyen yalan...

Adam dindar... adalet anlayışı hak getire.... bu anlayış sahiplerinin pazarladıkları din anlayışında din zulmün... iki yüzlülüğün... menfaat karşısında eğilmekten....güçlüden yana olmanın kodlarını içeren bir sistem... bir anlayış adeta... din çelişkiler yumağı bu anlayış sahiplerinde...Din güçlünün güçsüzü ezmesinin meşruiyet kılıfı...

İtiraz mıı... hööööttt... bire kafir... bire deyyus.....

din düşüncesizliğin...toplumsal ve kitlesel cinnetin şifresi... din köşe dönücülüğün yoz ve kör adı omuş.. Oysa Allahın dini mi... Hamd olsun onu gönderene... onu göndermeye elçi olan peygambere selam olsun...


Din mi... Bu haliyle mi... yalan... külliyen yalan....


Atatürk.. insanlık tarihinin en büyük devrimcilerinden biri... emperyalizme karşı mücadelenin 20. yüzyıldaki kurmaylarından biri.... Ya Atatürkçüler... Atatürke layıklar mı?... koca bir gülümsemeyle cevabımı vereyim dostlar... acılarla dolu bir gülümsemeyle...Elde şarap şişesi... misyon ve vizyon fukaralığı zirve yapmış bir haleti ruhiyeyle ... buyurun cenaze namazına...Atatürkçülük mü?... Bu haliyle mi?... yalan... külliyen yalan...


Sol ve sosyalistler....sosyalizm... insanlığın en yüksek ahlaki ideallerini taşıyan onurlu dünya görüşü...

ya sosyalistler...o eski sarkık bıyıklı yürekleri devrim devrim diye çarpan civanların yerinde... Ahmet KAYA nın '' sakallar şarap tasında... dikilmiş barın ortasında...'' mısralarıyla dile gelen karakterin tipik örnekleri...

Sosyalizm mi...bu haliyle mi... yalan... külliyen yalan....


Her kesim düşünmeyi yasaklamış... o kesimdeki güçlülerin dayattığı ezberlere yöneltiyor kitleleri...VE EZBERLERLE YİYEN İÇEN... EZBERLERLE YATIP KALKAN... EZBERLERLE FİKRİ GEVİŞLER GETİREN KİTLELER...

Elbette bu kitlelerden insanlığın yaralarına merhem beklenmez... Bu kitleler yaraları daha da derinleştirmek için yetişmiş- yetiştirilmişunsurlar...

Bizim gibiler ise hep , her zaman her dönem... düşündüğümüzden dolayı mağdur olmaya... dışlanmaya ... horlanmaya... kazık yemeye mahküm varlıklar..

Ali Şeriati nin dediği gibi... '' Biz Habilin çocukları... Tarihin yetimleriyiz..''

Hemen Nazım usta geliyor duygularımızın tercümanı olmak için:

''Bütün taşlar gibi vekarlı,
hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli,
bütün yük hayvanları gibi battal, ağır
ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz.
Arılar gibi hünerli, hafif,
sütlü memeler gibi yüklü,
tabiat gibi cesur
ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizleyen elleriniz.
Bu dünya öküzün boynuzunda değil,
bu dünya ellerinizin üstünde duruyor.
Ve insanlar, ah, benim insanlarım,
yalanla besliyorlar sizi,
halbuki açsınız,
etle, ekmekle beslenmeye muhtaçsınız.
Ve beyaz sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya,
göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.
insanlar, ah, benim insanlarım,
hele Asyadakiler, Afrikadakiler,
Yakın Doğu, orta Doğu, Pasifik adaları
ve benim memleketlilerim,
yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu,
elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız,
elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz.
İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
Avrupalım, Amerikalım benim,
uyanık, atak ve unutkansın ellerin gibi,
ellerin gibi tez kandırılır,
kolay atlatılırsın...
İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
antenler yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa rotatifler,
kitaplar yalan söylüyorsa,
beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,
dua yalan söylüyorsa,
ninni yalan söylüyorsa,
rüya yalan söylüyorsa,
meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,
söz yalan söylüyorsa,
ses yalan söylüyorsa,
ellerinizden geçinen
ve ellerinizden başka her şey
herkes yalan söylüyorsa,
elleriniz balçık gibi itaatli,
elleriniz karanlık gibi kör,
elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,
elleriniz isyan etmesin diyedir.
Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız
bu ölümlü, bu yaşanası dünyada
bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.''

Evet dostlar... Bu ülkede '' düşünen adam'' olmak...çileye sıkıntıya talip olmak demektir... Sade bu ülkede değil kapitalizmin egemen olduğu din faşizminin egemen olduğu her yerde budur...Ve evet dostlar... bu ülkede ve kapitalizmin, din faşizminin egemen olduğu bu dünyada düşünen adam olmak... ana baba evladu iyal ve sevgili tarafından bile anlaşılmamayı , horlanmayı, kınanmayı, terkedilmeyi yalnız bırakılmayı hatta karşına düşman olarak almayı göze almak demektir...

O zaman düşünmek yüksek dereceden cesaret gerektiriyorsa... fikir kahramanlarına en içten duygularla selam gönderelim... en azından bunu yapalım... belki vicdan yükümüz bir nebze olsa azalır...

  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40