• BIST 89.878
  • Altın 145,744
  • Dolar 3,6012
  • Euro 3,9233
  • Rize 11 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 7 °C
  • Trabzon 9 °C
  • Samsun 8 °C

BU ÜLKENİN KALEMİNİ KESKİN KULLANAN AYDINI: UĞUR MUMCU-2

Osman KAYA

 

Daha önceki giriş niteliğindeki yazımızdan sonra şimdi de büyük gazeteci ve aydın Uğur Mumcu yu yaşam öyküsü çerçevesinde daha yakından tanıyalım...

Mumcu 22 Ağustos 1942 tarihinde, Kırşehirde Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi Bey ve Nadire Hanımın evladı olarak dört kardeşin üçüncüsü olarak hayata merhaba dedi.

İlkokulu Ankara Devrim İlkokulunda ve ortaokulu Ankara Bahçelievler Deneme Lisesinde okuyan Mumcu çok aktif bir öğrenciydi. 1961'de başladığı üniversite eğitimini avukat olmak üzere başladığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 1965'te tamamladı. Henüz öğrenciyken 26 Ağustos 1962’de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan "Türk Sosyalizmi" başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülü'nü aldı. 1963'te fakültede öğrenci derneği başkanı seçildi. 1969-1972 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde İdare Hukuku Profesörü Tahsin Bekir Balta'nın asistanı olarak çalıştı.

Askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada 12 Mart döneminde bir yazısında kullandığı "ordu uyanık olmalı" sözleriyle, "orduya hakaret etmek" ve "sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak" suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alındı. Mamak Askeri Cezaevinde pek çok aydınla birlikte bir yıla yakın kalan Mumcu, bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkûm edildi. Fakat bu karar Yargıtay tarafından bozuldu ve Mumcu serbest bırakıldı. Bu olaydan sonra askerliğini yedek subay olarak yapması gerektiği hâlde, 1972-1974 yılları arasında Ağrı'nın Patnos ilçesinde, resmî tanımıyla "sakıncalı piyade eri" olarak tamamladı. Patnos'ta, ağır koşullar altında askerliğini yaparken, zaten uzun zamandan beri var olan ülseri yüzünden mide kanaması geçirdi.

Yeni Ortam gazetesinde köşe yazarlığı yapan Uğur Mumcu, 1975’ten itibaren Cumhuriyet’te "Gözlem" başlıklı köşesinde düzenli olarak yazmaya başladı. Aynı zamanda Anka Ajansında çalışmaktaydı. 1975 Mart'ında makalelerinden oluşan Suçlular ve Güçlüler adlı kitabını yayınladı. Aynı yıl, Altan Öymen'le birlikte hazırladıkları, Süleyman Demirel'in yeğeni Yahya Demirel'in hayalî mobilya ihracatını konu edinen, Mobilya Dosyası adlı kitabı yayınlandı.

1977 yılından sonra sadece Cumhuriyet için yazmaya başladı. "Gözlem" başlıklı köşesinde 1991 yılının Kasım ayına kadar aralıksız olarak yazdı. 1977’de Sakıncalı Piyade ve Bir Pulsuz Dilekçe kitapları yayımlandı. Ertesi yıl, Sakıncalı Piyade adlı yapıtını Rutkay Aziz ile birlikte tiyatroya uyarladı. Oyunu Ankara Sanat Tiyatrosunda tam 700 kere sahneledi. 1978’de, ünlünün yaşam öykülerini, siyasal geçmişlerini, bir güldürü zenginliğiyle anlattığı kitabı Büyüklerimiz yayımlandı.

1981’de terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak için yazdığı Silah Kaçakçılığı ve Terör yayımlandı. Aynı yıl, Mehmet Ali Ağca'nın Papa'yı öldürme girişiminden sonra Ağca üzerine inceleme ve araştırmalarını yoğunlaştırdı.

Türkiye'de terör olaylarının artması nedeniyle 1979 yılında 12 Mart dönemi öncesi ve sonrası gençlik liderlerinin yaşadıklarını kendi ağızlarından yansıttığı ve silahlı eylemlerle bir yere varılamayacağına dikkat çektiği kitabı Çıkmaz Sokak’ı yayımladı. 1982’de Ağca Dosyası, ardından Terörsüz Özgürlük adlı makale derlemesi yayımlandı. 1983 yılında Ağca ile cezaevinde röportaj yaptı. 1984 yılında Aziz Nesin öncülüğünde bir grup tarafından Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığına sunulan, ancak Kenan Evren'in imzalayanları "vatan hainliği" ile suçlayarak dava açtığı Aydınlar Dilekçesi'nin hazırlanmasına katıldı; 12 Eylül döneminde aydınlara yapılan işkenceyi anlatan Sakıncasız adlı oyunu yazdı; Papa-Mafya-Ağca kitabını yayımladı.

1987’de araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen Rabıta ve 12 Eylül adlı kitapları; 1991’de en önemli araştırmalarından biri olan Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925 yayımlandı.

1991 yılında İlhan Selçuk ve yaklaşık seksen Cumhuriyet gazetesi çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. Bir süre işsiz kaldı. 1 Şubat - 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet gazetesinde yazan Mumcu, Cumhuriyet gazetesindeki yönetim değişikliği üzerine 7 Mayıs 1992'de Cumhuriyet'e döndü.

Mumcu, 7 Ocak 1993 tarihinde "Mossad ve Barzani" isimli bir yazı yazdı. Bu yazısında Barzani, CIA ve Mossad arasındaki bağlantılara değindi ve yazısını şöyle bitirdi:

"Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD'ın Kürtler arasında?" "Yoksa CIA ve MOSSAD, anti-emperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?"

8 Ocak 1993 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki Ültimatom başlıklı yazısında ise yakında yayınlayacağı kitabında istihbarat örgütleri ile Kürt milliyetçileri arasındaki bağlantıları açıklayacağını yazmıştı. Kardeşi İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ceyhan Mumcu, cinayetten önce Uğur Mumcu'nun İsrail elçisiyle görüşme yaptığını basına gönderdiği açıklamada yazmıştı. Gazetecilik hayatı başarılarla dolu olan Mumcu 24 Ocak 1993 tarihinde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmeden önce polis-mafya-siyaset ağının derin boyutlarını araştırmaktaydı. Öldürülme sebebi olarak Abdullah Öcalan'ın bir müddet MİT için çalıştığını araştırması iddia edilmektedir.

Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993'te Ankara'da Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu suikasta kurban giderek yaşamını yitirdi. Suikastın hemen ardından olay yerinde inceleme yapan uzmanların hiçbir delil bulamadığı, patlamayla etrafa dağılan ve cımbızla toplanması gereken delillerin ise süpürgeyle süpürüldüğü iddia edilmiştir.

Suikastı; İslami Hareket, İBDA-C, Hizbullah gibi örgütler üstlendi. Suikastın arkasında Mossad'ın ve kontrgerillanın olduğu da iddia edilmiştir. Ergenekon Davası sanıklarından Ümit Oğuztan, iddianamede yer alan ifadesinde Mumcu'nun, seri numarası silinmiş ve Kürdistan Demokratik Partisi lideri Celal Talabani'ye götürülen silahlarla ilgili araştırması nedeniyle öldürüldüğünü iddia etti. Ayrıca ağabeyi Ceyhan Mumcu kendi yaptığı araştırmada ölümüne yakın bir süre içerisinde Mossad ve Barzani ilişkisi ortaya çıkınca İsrail büyükelçisinin ısrarla kardeşi Mumcu'yla bire bir olarak görüşmek istediği, ancak Uğur'un tek görüşmeyi kabul etmemesine rağmen görüşmenin yapıldığını belirtmiştir.

Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu'yu ziyaretleri sırasında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, "cinayeti çözmenin, devletin namus borcu olduğu"nu belirterek adeta namus sözü verdiler (1993). Suikastın failleri yakalanamamıştır.

Uğur mumcunun başlıca eserleri ise şunlardır:

Mobilya Dosyası (1975) Suçlular ve Güçlüler (1975) Sakıncalı Piyade (1977) Bir Pulsuz Dilekçe (1977) Büyüklerimiz (1978) Çıkmaz Sokak (1979) Rabıta (1979) Tüfek İcad Oldu (1980) Silah Kaçakçılığı ve Terör (1981) Söz Meclisten İçeri (1981) Ağca Dosyası (1982) Terörsüz Özgürlük (1982) Papa-Mafya-Ağca (1984) Sakıncasız (1984) Devrimci ve Demokrat (1985) Liberal Çiftlik (1985) Aybar ile Söyleşi (1986) 12 Eylül Adaleti (1987) İnkılap Mektupları (1987) Bir Uzun Yürüyüş (1988) Tarikat-Siyaset-Ticaret (1988) 40'ların Cadı Kazanı (1990) Kâzım Karabekir Anlatıyor (1990) Kürt İslam Ayaklanması 1919-1925 (1991) Gazi Paşa'ya Suikast (1992) Kürt Dosyası (1993)

Şu eserleri ise ölümünden sonra basılmıştır:

Katiller Demokrasisi (1997) Saklı Devletin Güncesi "Çatlı vs." (1997) Gazetecilik (1998) Polemikler (1998) Uyan Gazi Kemal (1998) Bu Düzen Böyle mi Gidecek? (1999) Söze Nereden Başlasam (1999) Bomba Davası ve İlaç Dosyası (2000) Unutmayalım, Unutturmayalım (2003) Eğilmeden Bükülmeden (2004) Kır Çiçekleri (2004) Türk Memet Nöbete (2004) Dost Yüzlerde Zaman (2005) Çocuklar İçin (2009) İsterler ki Susalım (2011) Beyaz Melek (2011)

Uğur mumcunun ne kadar başarılı bir gazeteci olduğunu sanırım söylememize gerek yok.. Kısa örüne sığdırdığı pek çok ödül bunun en belirgin göstergelerinden biridir.

Mumcunun aldığı belli başlı ödüller şunlardır:

1962 Yunus Nadi Ödülü ("Türk Sosyalizmi" başlıklı makalesiyle) 1979 Türk Hukuk Kurumu Yılın Hukukçusu Ödülü 1979 Çağdaş Gazeteciler Derneği Yılın Gazetecisi Ödülü 1980, 1987 Sedat Simavi Vakfı Kitle Haberleşme ve Gazetecilik Ödülü 1980, 1982 ve 1992 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (inceleme dalında) 1983 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (röportaj ve seri röportaj dalında) 1984, 1985 ve 1987 Nokta Dergisi Yılın Doruktaki Gazetecisi Ödülü 1987 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (güncel yazılar dalında) 1987 Cumhuriyet Gazetesi Örnek Gazeteci Ödülü (Rabıta Olayı dolayısıyla) 1988 Cumhuriyet Gazetesi Bülent Dikmener Haber Ödülü 1993 Nokta Dergisi Doruktakiler Basın Onur Ödülü 1993 Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü

Yaşamı ile de katledilmesi ile de çok ses getiren bir aydındır Mumcu.. Unutulmamış ve unutulmayacaktır. Onun üzerine yazılan belli başlı kitaplar şunlardır:

Değer, Emin. Uğur Mumcu ve 12 Mart Geriye Dönüşün İlk Adımı. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ankara 1996. Gerger, Adnan. Uğur Mumcu'yu Kim Öldürdü?. İmge Kitabevi Yayınları, Ankara 2011. Mumcu, Ceyhan. Kardeşim Uğur Mumcu. Kaynak Yayınları, Ankara 2008. Mumcu, Güldal. İçimden Geçen Zaman. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ankara 2012. Özel, Sevgi. Uğur Olsun! - Bir Devrimcinin Öyküsü. Bilgi Yayınevi, 3. baskı, Ankara 2003. Özsoy, Ali; Fırat, Gökçe; Yaman, Onur. Sol'un Namusu: Uğur Mumcu. İleri Yayınları, İstanbul 2009. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı. Uğur Mumcu Cinayeti. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ankara 1997. Tüleylioğlu, Orhan. Ben, Uğur Mumcu'yum. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ankara 2011. Tüleylioğlu, Orhan. Uğur Mumcu Ölümsüzdür. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ankara 2012. Mumcu, Güldal. "İçimden Geçen Zaman" Yayınevi:UM:AG Araştımacı Gazetecilik Vakfı, Ankara 2012.

ve iki de belgesel çekilmiştir Mumcu hakkında:

Duvar Belgeseli Uğur Mumcu Bölümü (2009) Hazırlayan: Günel Cantak Karlı Sokak - Uğur Mumcu Belgeseli (2010) Yönetmen: Ali Murat Akbaş

Ve Birde Türkü yakılmıştır bu büyük aydına... Selde Bağcanın hüzünlü sesiyle gözyaşları ile dinlediğimiz bir türkü:

Uğur'lar Olsun - Selda Bağcan.

Dediğimiz gibi Uğur Mumcu aydın olmanın en belirgin, en açık örneklerini sergilemiştir. Yaşamı süresinde bunu yaptığı gibi vefatıyla ta, katledilişiyle de bu ülkede olayları okumasını bilenlere çok şey anlatmıştır.

Öncelikle aydın olmak ne demektir onu göstermiştir Mumcu.. Aydın olmak demek etliye sütlüye dokunmamak demek değildir. Haytları boyunca hep güçlüden yana olanlar, hep paranın peşinden koşanlar asla aydın olmamışlardır. Zengin olmuşlardır, rahat yaşamışlardır ama asla aydın olamamışlardır.

Aydın olmak demek dünyadaki zulüm düzenine çomak sokmayı gerektirir. Hayatları boyuncaemperyalizm sözcüğünü ağızlarına almadan, sömürüye dokunmadan, sosyal sınıflara yönelmeden, ezen ezilen diyalektiğini sorgulamadan, yoksulluğa ve kaynaklarına parmak basmadan, sermaye düzeniyle hesaplaşmadan, eşitlik ve adalet hakkında hiç bir şey söylemeden , suç çeteleriyle , devlet aygıtının suça bulaşmış unsurlarını es geçerek hatta onları yazılarıyla besleyerek aydın olduğunu sanan bir sürü zavallı vardır bu ülkede.. Dünyada da vardır. Ama Mumcu , yaşamıyla da ölümüyle de bunların aydın olmadıklarını sadece birer zavallı palyaço olduklarını çok belirgin şekilde ortaya koymuştur.O Tüm zalimlerle gücü yettiğince hesaplaşmıştır.

Mumcu , aydın olmanın bir diğer koşulunun yurtsever, tam bağımsızlıkçı ve antiemperyalist olmak olduğunu açıkça gösterdi.. Bu ülkenin sorunları vardır ve bu ülkenin sorunları ancak bu ülkeyi çok severek çözülebilir.

Mustafa Kemal i sevmek, onu anlamak, Atatürkçü olmak.. Bu topraklarda aydın olmanın diğer koşullarından biridir , bunu Mumcu Çok güzel bir örneklikle gösterdi.

Ve aydın namusunun '' bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamak''tan geçtiğini de gösterdi O.

Ve sade yaşamayı..Ve analitik düşünmeyi.. ve adanmışlığı.. ve bu ülkede yöneticilerin NAMUS BORÇLARININ NE KADAR HAFİF BİR OLGU OLDUĞUNU, NE KADAR BASİTE ALDIKLARINI ölümüyle de açıkça gösterdi.

Uğur Mumcu, aydın olmanın, aydınlanmanın, namuslu olmanın, öğretmen olmanın kısaca adam gibi adam olmanın en güzel örneklerinden birini ortaya koydu.. Unutmadık unutmayacak ve unutturmayacağız...

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40