• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Rize -1 °C
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -9 °C
  • Trabzon 4 °C
  • Samsun 3 °C

BU ÜZÜMÜ HANGİ PARTİ VEYA PARTİLER YİYECEK?

D. Ali TAŞÇI

 

                Mevlâna bize bir hikâye (kıssa) anlatır. Kıssadan hisse çıkarmak marifettir. Kıssaların dili evrenseldir ve her çağa seslenir. Kıssa şöyle:

            Dört ayrı dili konuşan dört insanın eline bir miktar para geçer. İranlı(Fars)olan “Bu para ile engür alalım.” der. Arap olan, “ Aksilik etme, ben engür istemem, ineb isterim.” diye tutturur. Rum olan diğeri, “ Bırakın bu lafları, bu para ile istafil dışında bir şeyin alınmasına razı değilim.” diyerek sesini yükseltir. Türk ise yumruğunu masaya vurarak şöyle der: “ Ben bunlardan hiçbirini istemem, ben ancak üzüm isterim.”

            Bu dört kişi birbirlerinin dillerinden az çok anlıyorlar, ama istedikleri nesnenin karşı dildeki adını bilmiyorlardı. Bu nedenle kavgaya tutuştular ve birbirlerini hırpaladılar.

            Orada çeşitli dil bilir, sır sahibi üstün bir insan bulunsa idi onları uzlaştırır, barıştırırdı. Onlara derdi ki:

            “ Ben bu para ile hepinizin istediğini alırım. Hiçbir ard düşünceye kapılmadan, hile yoluna sapmadan gönlünüzü bana verirseniz, bu paranız istediğiniz şeylerin hepsini alır. Bu paranızla dördünüz de muradınıza erersiniz; uzlaşır, birleşirsiniz. Sizin her birinizin sözü ayrılık belirtir, kavga doğurur; fakat benim sözüm uzlaştırır, birleştirir.”

            Bu arif insan ne yapar da problemi çözer? Farklı dillerde farklı söyleniş özelliği olsa da bu nesnenin adı “üzüm” olduğu için onu alıp getirir ve önlerine koyarak kavgayı çözerdi. Çünkü hepsinin de istediği “üzüm”dü. Kavga kavram kargaşasında idi. Mevlâna kıssayı şöyle bitirir:

            “ Yazık ki; Türk, Rum, Arap ve Fars’ın kavgasından engür ve ineb şüphesi çözülemedi. Mânâ dillerini bilen bir Süleyman gelmedikçe, bu ikilik ortadan kalkmaz.”

            Bir ülke kolay kolay dışarıdan yıkılmaz. Kavram kargaşası, etnik çekişmeler, siyasi rant beklentileri, koltuk sevdası… gibi iç kavgalar baş gösterirse, zayıflama başlar. Orada bütün dilleri bilen bir “mânâ Süleyman’ı” yoksa kavgalar sürüp gider, huzur anka kuşuna döner, herkes, her grup kendini Süleyman zannederek karşı tarafı susturmaya çalışır; millet bu kaosun içinde nefes alamaz duruma gelir.

            Şu an Türkiye’deki iktidar kavgasının temelinde yatan da bu değil midir? Hepsi kendi dillerinde, anlayışlarında, ilkelerinde, kırmızı çizgilerinde “üzüm”ü, yani iktidarı istiyor, ama ne yazık ki, millet irfanı bu “üzüm”ü birisinin önüne koymadı.

            Bugün Sayın Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan seslendirdi diye, bir kişiye duyulan “ikrah” nedeniyle, “Başkanlık Sistemi”ni göz adı eder de miadı dolmuş “Parlamenter Sistemi” yere koyamazsanız, gelecek olduğunuz nokta kavgadır, gerilimdir ve çıkmazdır. Üzümün üzüm olduğunu söyleyecek bir millet irfanı da yara almışsa, mutsuzluk sisleri ülkeyi kaplayacak demektir. Ortak payda olmadan hangi işlemi yürütebilirsiniz ki? Bu milletin ortak paydası İslam idi, onun yara alması demek, geminin delinmesi demektir. Yüz yıldır delik gemiyle geldiğimiz limanda inşallah bir tersane vardır, ümidini taşıyoruz.

            Kısa Türk demokrasi tarihi göstermiştir ki, bu ülke koalisyonlarla iyi bir şekilde yönetilmiyor. Evet, tek başına uzun iktidarlar da diğer katmanlarda gerilime neden olabiliyor. İnsanın cennetten geldiğinin en önemli kanıtı da bu; her şey emrinde olsun, canının istediği gibi yaşasın ve hiç ölmesin!

            Kaderin üstünde bir kader olduğu inancı milletçe benimsenmedikçe, hırslar törpülenmedikçe, ortaya üzüm de getirilse, hepsi benim olsun, bencilliğinden uzaklaşmadıkça; kısacası bu milletin mânâ özüne inip onu bin yıl ayakta tutan cevher yeniden keşfedilmedikçe işimiz zordur, dostlar. Ama ümitsiz değiliz, evet, “kaderin üstünde bir kader vardır.”

                                             D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com)  Twitter:@DAliTasci

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 474 76 40