• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Rize 12 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 3 °C
  • Trabzon 17 °C
  • Samsun 14 °C

BU ZAFER KİMİN?

D. Ali TAŞÇI

 

            Bu zafer kimin? Memleketin bir ucundan bir ucuna ufukları tutmuş bir ruhun bağırtısını duymuyor musunuz: “Bu zafer benim zaferim!” diye.

            Ey gidi Yozgatlı İhsan Efendi! Sana memleketini terk ettiren bir “rejim”in önderleri tarafından, aynı rejimi korumak için senin oğluna sığınacaklarını, onu Cumhurbaşkanı adayı ilan edeceklerini, kim derdi? Sen bütün bunları rüyada görsen acaba hayra yorar mıydın? Sen kendi oğluna acaba bugün yaşasaydın oyunu verir miydin?

            Garip değildir, bu rejim, nice şeyhlerden şovmenler çıkarmıştır!..

            Yozgatlı İhsan Efendi, Osmanlı sonrası yeni kurulan Cumhuriyet rejimiyle bağdaşamayacağını anlayınca yurdunu terk eder ve Mısır’a yerleşir. Bu gidişinde yalnız değildir; Mehmet Akif Ersoy, Son Şeyhulislam Mustafa Sabri Efendi, Ali Ulvi Kurucu gibi zevat da onunla birlikte ülkeyi terk ederler. Akif Kur’an Meali’ni, yurda gelirken İhsan Efendi’ye, dönerse kendisine vermesini, aksi durumda yakmasını vasiyet eder. 1961 yılında İhsan Efendi vefat ederken bu vasiyeti yerine getirmeleri için oğlu Ekmeleddin ve arkadaşlarını görevlendirir. Onlar da bir leğenin içinde bu meali yakarlar; “rejimin eline geçer de namazda Türkçe Kur’an okunur.” diye.

            Onların Mısır’daki hayatı tam bir serüvendir. Hiçbiri ülkesine dönemez. Yalnız Akif, hastalanınca ve ölüme yaklaştığını anlayınca ülkesine döner. Ne dönüş? Kısa zaman sonra öldüğünde, ölümü kimseye duyurulmaz. Cenazesi tam bir garip cenazesi gibidir ve hiçbir resmi görevli cenazesine katılmaz. Hatta katılan öğrencilere bile soruşturma açılır. Tabutuna bayrak sarılmaz. Lokantacı Mahir Usta olmasaydı, tabutuna bayrak sarılmadan kabre götürülecekti. Kuruluş’ta Akif’ten istifade edilmişti, sonra da atılmıştı.

            Şimdi “nereden nereye?” diyesi geliyor, insanın. Hangi proje veya düşüncenin ürünü olursa olsun, demek ki, kodamanların gözünde bu milletin asıl ve asil ruhu hâlâ korkutucu.

            BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) denilen bir şey vardı ve bunun görevlisi olarak da Başbakan Erdoğan’ın adı anılırdı. Bunun adı “ılımlı İslam”dı ve Ortadoğu’ya yeni bir düzen vermenin projesiydi. Küresel efendilere (!) ne oldu da Sayın Erdoğan’ı gözden uzak tuttular?

            Küresel efendiler, Sayın Erdoğan’ı içimizdeki yerli-yabancılardan çok daha iyi tanıyorlar. Erdoğan’ın yetişme tarzını, medeniyet ufkunu, amacını, kültür kodlarını çok iyi biliyorlar. Onun kendilerine “yâr” olmayacağını, işin başından beri farkındalar.

            “Ulusalcı, laik, Kemalist” ve de rejimin kurucusu parti ve partiler, bunlara tam cephe almış birisinin oğlunu cumhuru yönetsin diye Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdiler! Bu, bu milletin ruh kökünün sağlamlığını, diri ve dinçliğini göstermiyor mu? Cumhuriyet tarihi, darbeler tarihidir. Darbelerin tümü, bu milletin ruh köküne karşı yapılmıştır. Doksan yıl sonra sen gel de bunca darbe aşkını bir tarafa itiver ve bu milletten özür dilercesine, İhsanoğlu’nu aday göster! Bütün bu göstergeler, bu milletin gidişatının hayra doğru olduğunu göstermiyor mu? On yıl öncesini düşünürseniz, nereden nerelere geldiğimizin resmini görürsünüz. Tayyip Bey diyor ki, “ya beni seçersiniz, ya da benim gibi (zahiren de olsa) düşünen birini!”

            Bu millete cumhurbaşkanı yapmak için “laik, ulusalcı, Kemalist” cenahtan bir aday çıkaramıyorlar! Çıkarsalar ne olur? Millet onu seçmez. Doksan yılda bir milleti dönüştüremeyenlerin bundan sonraki söylemleri havanda su döğmekten öteye geçmez. Bunu bildikleri için de aday gösteremiyorlar.

            Artık milletimizin aslına dönmesi, dünya milletleri arasında vakarlı yerini alması gerekiyor. Çevremizde pişirilen ekşimiş plan ve projelere bakınca bütün bunlar daha iyi anlaşılıyor.

            Her Cumhurbaşkanlığı seçimi ülkemizde sancılı geçmiştir; bu seferki sancı daha ağır; fakat doğumu da beraberinde getirecektir. Bundan sonra hiç kimsenin gücü, bu milletin bileğini bükemeyecektir. Yaz geldi, haydi buzdolaplarınızı çıkarın ve bahçelere kurun bakalım, kışı getirebilecek misiniz? Yasaların üstünde yasa, gücün üstünde güç ve bütün iradelerin üzerinde Hakk’ın iradesi vardır. O irade tecelli ediyorsa, bunu sindirmek kimin haddine?

            “Yenilgi yenilgi büyüyen zaferler” ufuktan gülümsemektedir. Güneş doğmadan, şafak vakti pencerenizi açın, zafer muştusu alacaksınız.

            Bu zafer bu milletin ve onun lideri ve öncüsü Tayyip Erdoğan’ın!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 474 76 40