• BIST 105.515
  • Altın 161,176
  • Dolar 3,8814
  • Euro 4,5617
  • Rize 18 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 9 °C
  • Trabzon 22 °C
  • Samsun 17 °C

Bunu biz istedik (Etkin Cumhurbaşkanına Evet)

Halis BARIŞ

‘’Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz cumhuriyeti kurduk; o, on yaşını doldururken demokrasinin bütün gereklerini sırası geldikçe uygulamaya koymalıdır.’’ (Kemal ATATÜRK)

Cumhuriyet rejimi üzerine devletini şekillendirmiş olan bizler; Kemal ATATÜRK’ ün de işaret ettiği gibi sırası geldikçe sistemi rejimimize uygun şekillendirmeye mecburuz.

Şimdi EVET demeyi yazının sonuna kadar unutalım.                    

Tâbi olduğumuz rejim, Cumhurbaşkanlığında iki kısma ayrılıyor: Sembolik ve Etkin Cumhurbaşkanlığı. İkisi de demokratik. Nitekim cumhuriyetin kurulduğu yıllarda ülkemiz ikinci bir partiyi bile kaldıramayacak kadar rejime yabancıydı. İlerleyen zamanla siyasi parti sayımız arttı. Çünkü cumhuriyeti hazmettik ve seçebilmeyi yani demokrasiyi tanıdık. 20 yılı aşkın süre var olan tek partili yönetim nasıl ki bizim demokratik rejimizin bir parçası/dönemiydi   ‘’-ki o süreçte cumhurbaşkanı, parti başkanı, başbakan gibi kavramlar iç içe ve biraz karışık olmasına rağmen.-’’ ve son buldu. Cumhuriyet ve demokrasinin muhafazası dâhilinde Partili ve Etkin Cumhurbaşkanlığı’na geçişimizin de kabul edilemez olması safsatadan ileri gidecek bir propaganda değildir. Hele ki Cumhurbaşkanını seçme yetkisini üzerine almayı 2007 referandumu ile demokratik ve bağımsız olarak tercih eden bizlerken. Bu kararımızın Etkin bir Cumhurbaşkanlığı ile kullanılabilirliğini kuvvetlendirecek olan da bizleriz.

Lügat üzerinden bir değerlendirme yapınca artık komik sonuçlara erişir olduk. Cumhuriyetle yönetilen bir memlekette cumhurun bir başkanı var. Ve bizim tercihimizde artık onu doğrudan biz seçiyoruz. Ama başbakanın atamış olduğu bir bakan kadar yetki kullanımına hak sahibi olması istenmeyecek. Cumhurun hücresi olan birey gibi yargılanamayacak(!) Ne tuhaf.. Sürecin ilerleyişi hoş fakat burada kesip atılmaya çalışılması saçmalığın daniskası. Asıl mevcut sistemde cumhurbaşkanı ve hükümet çatışacak pozisyonda olursa halimiz nice olur demenin tam da zamanı iken..

Artık biraz ön açma zamanı gelmedi mi?

2030’lu yıllara yaklaşırken Türkiye nüfusu Avrupa nüfusunun yarısına yakın ve %60’ı 30 yaşı seyreden gençlerden oluşan bir toplum olacağız. Temel ihtiyaçlarının hat safhada olduğu, tez canlı, çabuk sahip olma ve tüketebilme güdüsü tavana ulaşmış bir nesle gebe memleketimiz. Hudut dışında yer alan Müslüman ve Türklerin beklentilerini eklemek de yersiz olmaz diye düşünüyorum. Durum bu iken; yetki, sorumluluk ve sorumsuzlukları baktığın açıya göre değişiklik gösteren bir sistemle geleceği inşa, rejimi ve tam anlamıyla demokrasiyi muhafaza oldukça zor gözüküyor.

Yeni nesil artık ülkeyi yönlendirecek olan fikrin, cenahın ya da kişinin tam olarak kim olduğunu bilmek istiyor. Seçiminde yanıldığını hissederse onu görevden alabilmeyi istiyor. Yargılama istiyor; var olan meclis de yargılama olmazsa bir sonraki meclis ve divan yargılar. Nitekim yeni anayasa bunun önünü açıyor. Koalisyon ortağı ya da hükümet kurulması için oy çokluğu ile önde olanı sömürebilecek bir düzene yeni Türkiye’de yer olmasın istiyor. ‘’Ne demek mahkemede takım elbise giyen iyi hal indirimi alacak! İşportada 149TL, sorup almayanı dövüyorlar.’’ Gençlik kollektif, interaktif ve muasır yasama istiyor. Sokaktaki üçüncü kaldırım taşı kalktığında esnaftan önce sokakta dikilmiş vekil istiyor. Jön vekillik bu ülkede EVET kararından sonra bir hayal olacak. Meclis dertli ve derdi: Halkın refahını arttırıp; yürütmeyi hizada tutacak yasaların inkişafını sağlamak olacak. Hizmet etme bekası için yüzünü yürütme erkinden halka çevirmeye mecbur kalacak. Ayrıca Yasaların (dolayısıyla yasamanın) cumhuriyetin omurgası olduğu da unutulmamalı; hangi şartlarla ülkenin yönetileceğine karar verecek olan mekanizma ‘’baypas oldu yetkisizleştirildi’’ diye çarpık bir düşünceye girilmemeli. Çünkü meclis yeni sistemde daha güçlü ve sadece halka bağımlı hale gelecektir.

Peki ya olumsuzluklar olursa;

Bütün eğitim hayatımız boyunca anlatımı bitmeyecek kadar uzun olduğundan olsa gerek; kahir ekseriyet tarih derslerinde birinci dünya harbine kadar eğitim alabiliyoruz. Fakat biz birkaç yenilikle büyük zararlara uğramayacak kadar köklü, güçlü, başarılı ve necip bir milletiz. Seçme ve seçilme hakkımız elimizde olduğu müddetçe ’’-ki 15 Temmuzda elimizden alınamayacağını bütün cihana haykırdık’’ yapılan her yeniliğin biraz zorlansak da bize fayda sağlayacağını göz ardı etmemeliyiz.

Biz EVETÇİLER olumsuz düşünce sahiplerine biraz tahammülsüz tepkiler veriyor, anlayış göstermeden öteler gibi de oluyoruz belki ama siz yine hüsnü zan edin. İnsan sevdiğine kızarmış. Yıllarca canımızı yakan pkk ve kanımızı emen batı bloğu ile aynı fikirde kesişmiş olmanız; sizin bağımsız kendi fikrinizi beyan ettiğinizi perdeliyor, bizi de kör edip saçma söylemler içine girmeye iteleyebiliyor.

Nitekim 18 madde benim dimağımda iyi demini almış bir bardak çay gibi. Evet, taşıyan aldığı darbelerle çayı biraz dökmüş olabilir. Belki dudak payı biraz çok; Amma asla bardağın yarısı boş değil. Ne getirene ne de nimete zül diye hor gözle bakalım.

Başta da belirttiğim gibi EVET demeyi unutalım. O kolay.                                                                                                      
z. Ali (r.a)’ya ait şu sözü anımsayalım: ‘’İnsan bilmediğine düşmandır (uzak durur).’’ Bu sözle yola çıkalım. Kendi ferasetimizle maddelerin yalın halini okuyalım, dün ve yarın kefelerine koyarak sil baştan değerlendirelim. İnsanı yanıltıcı, onlarca kirletilmiş yorumlarla karşılaşıyoruz piyasada. Ne acı… Olduğu gibi dosdoğru algılayabilmemiz için kendimizin hissiyatı her fikirden kıymetlidir.                                                     
Bismillahirrahmanirrahim                                                                                                                                          
‘’Bir kavim kendini bozmadıkça Allah onları bozmaz.’’(Rad, 13/11)                                                                                 
Esselamu aleykum.

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 474 76 40