1. YAZARLAR

  2. Erkan HACIFAZLIOĞLU

  3. Bütün Dünyanın Korkması İçin Doğmuş Bir Adam?
Erkan HACIFAZLIOĞLU

Erkan HACIFAZLIOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Bütün Dünyanın Korkması İçin Doğmuş Bir Adam?

A+A-

 

Avrupalıları en çok korkutan, Avrupa Hun (Türk) İmparatoru Attila idi. Halen “Türkler geliyor” diye çocuklarını uyutan Avrupalıları Attila kadar hiçbir hükümdar korkutmamıştır. Attila kimdir? Attila’nın İmparatorluğu ile birlikte kendi serüvenini ele alalım.

Hun İmparatorluğu

Bugünkü Moğolistan sınırları içinde MÖ 220’lerde Teoman tarafından Hun İmparatorluğu kurulmuştur. Teoman’ın oğlu Mete, Hun İmparatorluğu’nu en geniş sınırlara ulaştırmıştır.

Hun İmparatorluğu MÖ 54’te Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmış, MS 48’de ise Kuzey ve Güney Hun Devleti olarak ikiye bölünmüştür. MS 216’da da tamamen egemenliklerini kaybetmişlerdir.

Hunlar, 376 ile 405 tarihlerinde batıya doğru göç ettikçe Cermen kavimleri Galya, İspanya ve Avrupa’ya doğru kaçmışlardır. Bu da kavimler göçüne yol açmıştır. İşte bu batıya göçen Hunlar, Avrupa Hun İmparatorluğu’nu (375-469) kurmuştur. Hunlar, Avrupa’daki yerleşik kavimleri ihtiyaçlarını giderecek köle olarak görmüşlerdir.

***

Avrupa Hunları ile ilgili ilk yazılı belgeyi Süryani rahip St.Efraim vermiştir. Bu belgede Hunlarla ilgili; “Haykırmaları aslanların kükremelerine benzer, küheylanları üzerinde ufukta bir fırtına gibi uçuşurlar. Orduları ile bir tufan gibi kapladıkları arz üzerinde dehşet saçarlar. Silâhlarına karşı koyacak kimse yoktur” diye yazmıştır.  

Attila

Attila’nın doğum tarihi ve gençlik yılları ile ilgili bilgi yoktur. Ancak tarihçilerin yorumuna göre; 390-395 tarihleri arasında doğduğu kabul edilir. Babası Muncuk’un (Muncuk, Türkçe bir kelimedir ve inci, boncuk, bayrak, sancak anlamına gelir) erken ölmesi sonucu amcası Rua’nın yanında yetişmiştir. Attila ile ilgili yazılan romanlarda onun gençliğini Roma sarayında geçirdiği ve bu nedenle Romalıları iyi tanıdığı yazılsa da bunu kanıtlayan bir belge yoktur.

Attila’nın amcası Rua, 435’te öldükten sonra tahta ağabeyi Bleda oturdu. Bleda kardeşi Attila’yı yanına aldı ve on yıl İmparatorluğu birlikte yönettiler. 445’te ise Attila tahta geçti. Hun İmparatoru Uldiz (?-410) devletin dış politikasını “güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar her tarafı fethederim” diye önceden belirlemişti. Bu politikayı Attila da devam ettirdi.

Attila’nın Özellikleri

Dönemin tarihçisi Jordanes, Attila için; “Kavimlerin sarsılması, bütün dünyanın korkması için doğmuş bir adam. Muharebeden hoşlanmasına rağmen yine de ileriyi görerek hareket eder ve aklıyla birçok gayelerine erişirdi. Akıllı ve kurnazdı. Tehdit ettiği yerin dışında başka bir yerden saldırırdı. Misafirlere altın ve gümüş kadehler verdiği halde onun kadehi tahtadan idi. Sırtındaki elbiseleri, ayakkabıları, kılıcının kabzası ve atının takımları askerlerininkinden hiç de farklı değildi.  Yassı burnu ve biçimsiz suratı, menşeinin(Türk) damgasını üzerinde taşıyordu” diye yazmıştır.

İşte tüm bu tasvirler bir Türk boyu olan Kırgızlar ve Karmuklar’ın özellikleridir.

Atilla’nın Savaşları

Attila, 441 ve 447’de Doğu Roma İmparatorluğu’na karşı başarılı iki Balkan Seferi düzenledi. Bizans İmparatoru’nu ağır vergiye bağlayarak emir eri yaptı. Attila, Doğu Roma İmparatorluğu’nu hâkimiyetine aldıktan sonra Batı Roma ile ilgili politikalar geliştirdi.

Attila, sefere çıkmadan önce Doğu-Batı Roma imparatorlarına gönderdiği elçilerle, “Hem benim hâkimim hem de senin hâkimin olan Attila, hiç vakit kaybetmeden bir saray yaptırmanı ve oraya kendisini kabul etmeni emir buyurdu”, diye haber göndererek korku salmıştır.

Jordanes Attila için: “Bu kurnaz adam harpte silah kullanmadan önce, yalan ve hileyi çok iyi kullanıyordu” diye yazmıştır.

Attila, 451’de ittifak kurduğu güçlerle birlikte Galya’ya hareket etti ve Roma Ordusu ile Catalaunum’da karşılaştı. Bu savaşta 300 ila 500 bin kişinin öldüğü kaydedilir ve savaşın galibi yoktur.

***

Atilla, 452’de ordusu ile yeniden Roma’nın önlerine kadar gelerek İtalyanlara büyük bir korku daha yaşatmıştır. Gittiği yerlerde kapılarını gönüllü açmayan şehirleri yıkmış ve yakmıştır.

Bu durum karşısında, Batı Roma İmparatoru hükümeti topladı ve Hristiyanların en büyük ruhani lideri Papa I.Leo ile Roma Valisi’ni Attila’ya elçi olarak gönderdi. Elçilik heyeti yanlarında götürdükleri çokça hediyelerle Attila’ya bağlılıklarını bildirerek ateşkes istedi. Attila, Batı Roma’yı da hâkimiyeti altına aldığını düşünerek Roma’yı fethetmeden geri döndü.

***

Avrupa Hun İmparatorluğu, Attila döneminde bir ucu Çin’den başlayan Kafkasya’dan, Fransa ile Danimarka’ya uzanan bir alandaydı. Attila, devlet idaresinde liyakate oldukça önem vermiştir. Hatta kendisini komutan ve diplomat olarak kabul ettiren Onegesios adında Hun olmayan bir kişiyi Başbakanlık makamına kadar yükseltmiştir.

Attila’nın Ölümü

Attila, 453’ün ilkbaharında Burganya Kralı’nın kızı İldiko ile evlendiği gece burnundan kanlar akmış ve şüpheli bir şekilde ölmüştür. Attila’nın ölüm haberini düşmanları sevinçle karşılamışlardır. Attila’nın ölümü sonrasında ülke oğulları arasında bölüşülmüş ve daha sonrasında oğullarının birbirine girmesi üzerine İmparatorluğun yıkılış süreci başlamıştır.

Attila’nın Defin Töreni

Attila’nın ölümü sonrasında büyük matemli bir defin töreni düzenlendi. Bu tören tamamen Asya kökenliydi.

Jordanes, Attila’nın defini için şöyle yazmıştır: “Attila’nın cesedini orta yerde ipek bir çadıra koydular. Erkekler saçlarını kesti ve yüzlerinde derin yaralar açtılar. Kadınların gözyaşına erkeklerin yüzlerinden akan kanlarla karşılık verdiler. En iyi atlılar çadırın etrafında dolandı. Yaşlılar Attila’nın kahramanlıklarını anlattı. Matem türküleri eşliğinde içkiler içildi. Attila’nın naşı önce altın, sonra gümüş ve sonrasında da altın bir tabuta konarak özel eşyalarıyla birlikte geceleyin gizlice toprağa verildi.”

Attila, Orta Asya Türk geleneklerine göre kıymetli eşyaları ile birlikte gömülmüştür. Mezar yeri de soygunculardan korumak için gizli tutulmuştur. Bugün, mezarının Tuna ve Tisa’nın doğu tarafında olduğu yolunda yorumlar vardır.

Sonuç

Avrupa üzerinde Attila gibi iz bırakan olmamıştır.

Hristiyanlar, günahlarından dolayı Tanrı’nın kendilerini cezalandırmak için Attila’yı gönderdiğine inanmışlardır.

Hatta Attila’ya Flagellum Dei (TANRI’NIN KAMÇISI) demişlerdir. Attila’nın kendisi de ‘Tanrı tarafından gönderildiğine ve elindeki kılıcın da bunun alameti” olduğuna inanırdı.

Bugün dahi Avrupa’da Türk İmparatoru Attila’yı korku ile anarlar. Fransızlar, Atilla’yı çok vahşi ve kan dökücü olarak görürler. İtalyan Dante ise; Attila’nın Hristiyanları sevmediğinden birçok İtalyan şehrini yakıp yıktığını söyler. İtalyan hikâyelerde Attila çok zeki ve kabiliyetli olarak anlatılır. Cermen hikâyelerinde ise Attila büyük otoriteye sahip, azametli ve asil ruhlu bir hükümdardır.

***

Sonsöz olarak şunu söylemek isterim ki; Türk Milleti’nin tarihi kökleri ve başarıları bu Milletin evlatlarına çok iyi anlatılmalıdır. Bu tarihsel gücümüzle birlik ve beraberlik içinde Türk Milleti’nin geleceğini daha güçlü bir şekilde inşa edebilmek ümidiyle…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum