• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Rize 20 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 14 °C
  • Trabzon 16 °C
  • Samsun 18 °C

ÇAYKUR GERÇEĞİ

Ali GÜNAY

İnadına yine çay ve sorunları hakkında yazacağım.
Çünkü Çaykur’a borcum var.
Bu sektör sayesinde okudum.
Bugün emekli olmuş, maaşımı alabiliyorsam bunda Çaykur’un katkısı çoktur.
Benim filanca beyin oğlu, ünlü falanca sülalenin mensubu ya da bir ağanın çocuğu demek, yakın uzak atalarımın isimleri ve nüfuzlarından yararlanmak, aile, sülale zenginliğinden övünmek ve onların bu varlığını özel işlerimde alet olarak kullanmak, bir siyasi kişilik veya başka odaklardan icazet almak gibi bir şansım ve lüksüm yoktu.
Benim babam yurt dışında çalışmadığından parasını yurt içinde hovardaca harcama lüksüm hiç olmadı.
İnsanlara varlığı, zenginliği ve yörede ün salmış sülale ismini kullanarak tepeden bakamadım. Zaten buna şansım da yoktu.
Ben dar gelirli bile denemeyecek yoksul bir ailenin çocuğuyum. Okuyabilmek için çalışmak zorundaydım.
Liseden sonra çay fabrikasında işçi olarak çalıştım. Geceleri fabrikada çalışıp gündüzleri okula giderek okudum. Çaykur sektörünün imkânları ile devlet memuru oldum.
Gelebildiğim yerlere başkaları gibi bir yakınımın siyasi kariyerini, zenginliğimin nüfuzunu ve ailemin ismini kullanarak değil bileğimin gücü ile geldim.
Yöremizde fabrikada çalışıpta istikbalini kazanan yüzlerce kişi var. Bu fabrikalarda benim gibi binlerce insan çalışmıştır.
Erzurum’dan Yusufeli’ne, Bayburt’tan Artvin’e kadar tüm Doğu Karadeniz’in illerinde mevsimlik işçi olarak çalışan insanlar mevcut.
Ailesinin geçimini, eğitimini, sağlığını ve emekliliğini bu sektörle elde etmiştir. Bugün her on emeklinin dokuzu Çaykur emeklisidir.
Ne yazık ki Çaykur’umuzun ve dolayısı ile halkımızın kronik hale gelen sorunları hala çözülememiştir.
Bölgemizde insanlar göç ve gurbete zorlanmıştır.
Türk Telekom, Telsim, Adabank, limanlar, avea MNG, TGRT gibi özelleştirilmesi ve ardından satılması istenmektedir. Bunun için yasal alt yapı çalışmaları ve kanun taslağı hazırlanmaktadır.
Bir de madalyonun tersinden okuyalım.
Çaykur’un zarar etmesi ve bu bahane edilerek özelleştirilip satılması süreçlerine, bunu yapanların yanında üreticilerimiz ve halkımızın da sorumlu olduğu unutulmamalıdır.
Şöyle ki;
Zamanında popülist politikalara prim verilmiş, fabrika kapasitesinin aşılmasına bakılmaksızın ne pahasına olursa bahçeden yaş çay toplanmış ve denize dökülmüştür.
Üretici çayın kalitesine bakmamış, çayını satma derdine düşmüştür.
O zaman yapılan yanlışların bir gün ağır bedelleri olabileceğini ve bu bedelin yine kendisine ödettirileceğini hesaba katmamıştır.
Çay dikim alanları standartlara uygunluğu araştırılmadan gelişi güzel seçilmiştir.
Böylece çayın kalitesi düşmüş, yurtdışında rekabet edemez hale gelmiştir.
Üretilen kuru çaya kalite kontrol ve denetim aksatılmıştır.
Dışarıdan kaçak çay sokulmuştur.
Halkımız sağlıksız kaçak çayları içmek zorunda kalmıştır.( Çernobil’i iyi anımsayalım)
Bunun sonucu olarak, Çaykur zarar eder hale gelmiştir.
Buna rağmen satılması bir çözüm değildir.
Bir kaç özel çay fabrikası ile anlaşıp üretimin arttırılması, kota ve kontenjanların yükseltilmesi ve ücretin günün koşullarına uygulanması gerek.
Daha çok fabrikaların açılıp işsiz gençlerin iş sahibi olması yoluna gidilmesi gerek
Eğer Çaykur özelleşir ve satışı yapılırsa işçilerin akıbeti, tekel işçilerinkine benzeyecektir.
Çaydan başka geçim kaynağımız yoktur.
Çay ana geçim kaynağımızdır.
Geçim kaynağımıza sahip çıkalım.

  • Yorumlar 17
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40