![]() |
- Ana Sayfa
- Günün Haberleri
- İletişim
- Ziyaretçi Defteri
- Arşiv
- Sitene Ekle
- Sık Kullanılanlara Ekle
- Anasayfam Yap


Çernobil'i Türkler fazla abarttı!
GÖKTÜRK FIRAT
Rize Üniversitesi Rektörü Nükleer Fizik Profesörü Prof.Dr. Nazmi Turan Okumuşoğlu, günümüzde Çernobil'den kaynaklanan radyoaktif etkilerin doğal radyasyonun bile altına düştüğünü açıkladı.
Türkiye'nin önde gelen Nükleer Fizik Profesörlerinden biri olan Rize Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Nazmi Turan Okumuşoğlu, Çernobil patlamasının yıldönümünde çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Okumuşoğlu, yaptığı açıklamada, Çernobil'de bulunan nükleer santraldeki patlamanın Rus bilim adamlarının hatası olduğunu ileri sürdü. Okumuşoğlu, patlamaya bir deney sırasında güvenlik sistemlerinin devre dışı bırakılmasının neden olduğunu iddia etti. Bu patlamanın bir deney sırasında yaşandığını anlatan Okumuşoğlu, şöyle konuştu: "Bu deneyde reaktör gücünü yarıya düşürüyorlar, ardından acil soğutma sistemiyle deney sırasında, reaktörün kapanmasını önlemek için tehlike anında çalışmaya başlayan güvenlik sistemini de devre dışı bırakıyorlar ve deneyin hazırlıklarını yaparken yine ek su pompalarını çalıştırıyorlar. Fakat bu pompaların çalışması için gücün bir yerden alınması lazım bunu normal yoldan değil de reaktörün güvenlik sistemine kapatıldığı durumda tribünden almaya, buhar sisteminden almaya çalışıyorlar ki bu doğru ve mümkün olmayan şey ve resmen bir bombayı patlatır gibi reaktörü patlayacak duruma getiriyorlar."

BÖLGEDEKİ KANSER VAKALARI DİĞER BÖLGELERİN ÜSTÜNDE DEĞİL
Okumuşoğlu, yaptığı açıklamada, yapılan bilimsel araştırmalarda Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki kanser vakalarının diğer bölgelerden tür ve sayı olarak farklılığı bulunmadığını açıkladı.
Çernobil patlamasının bölgedeki kanser oranlarını artırdığı yönündeki iddiaların aksine bir fikir ortaya koyduğunu anlatan Okumuşoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Aslında etkilenen iki bölge Türkiye'de en önemli bölge Trakya'ydı fakat çok yüksek atmosferde yerlerde bulunan tozcuklar rüzgarında etkisiyle Karadeniz'e doğru geldi o dönemde yağmurla yeryüzüne indi tabi bu inişte o zaman yeşil olan ya da yeşermekte olan bütün yeşil gıda malzemelerinin üzerine serpintiler geldi. Bu Çernobil kazasını sadece Karadeniz bölgesi diye düşünmenin bir anlamı yok yağmurun iniş durumuna göre mesela topraktaki 1986'daki radyoaktivite değerleri ilçelere göre büyük bir değişim gösteriyordu ve toprağa düşen kirliliğin Rize bölgesinde fazla olduğu bilimsel olarak gözlendi. Ancak Sağlık Bakanlığı ve Türkiye'deki hastanelerin yaptığı çalışmalarda incelemelerde bölgeler arası bununla bağlantılı gösterilen kanser olaylarının istatistiklerinin farklı olmadığı tespit edilmiştir."
Çernobil kazasıyla ilgili Dünya Sağlık Örgütünün çok önemli bir tespiti olduğunu anlatan Okumuşoğlu, şunları söyledi: "Bu tespitte tiroit kanserinin özellikle iyotun gidip yerleştiği yerdir orası. Çernobil'le doğrudan ilişkilendirildiği ve bununla ilgilide kanser vakaları ve ölümlerin olduğu kesin olarak söylenmiştir. Ancak, Dünya Sağlık Örgütü ve diğer sağlık teşkilatlarının yaptığı bilimsel ve ayrıntılı çalışmalarda özellikle yöremizde başka yerlerden farklı bir istatistiğin olduğuna dair bir bilimsel bulgu yoktur."
Okumuşoğlu, Rize'de yıllardır doğal ve çernobilden kaynaklanan radyasyon ölçümleri yaptıklarını belirterek Çernobil'den kaynaklanan radyoaktivitenin doğal radyoaktivite değerlerinin altına indiğini söyledi. Okumuşoğlu, çay üzerinde yapılan ölçümlerde radyasyon oranının sıfır düzeyde olduğunu, çay üzerinde yapılan spekülasyonların kesinlikle doğru olmadığını belirtti.
Ölçümlerde o zaman çok yüksek dozda olan değerlerin doğal düzeyin seviyesine indiğini gördüklerini anlatan Okumuşoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Mesela çayın kilogramı başına ölçülen değer 32 bekereldir. Bu sıfır demek gibi bir şey. Diğer bitkilerde de aynı şekilde Çernobil'in getirdiği kirlilik doğal düzeye çok yakın bir değere inmiştir. 86 yılında çayın kilogramı başına 1200 bekerel müsaade edilebilir radyoaktivite dozu iken bu bugünkü çaylarımızda yaptığımız ölçümlerde sadece 40 bekerel kilogram başına düşmüş durumdadır. 1200'e müsaade edilirken 40'a düşmüş ise çaylarla ilgili birilerinin ortaya koyduğu spekülasyonların kesinlikle doğru olmadığının bir göstergesidir. Ölçümlerimizde sezyum piki görüldüğü gibi doğal background dan doğal radyasyondan kaynaklardan gelen değerlerin çok çok altında sıfıra yakın bir şeydir ki doğal potasyumdan aldığımız şiddet Çernobil'de daha azdır."
ÇERNOBİLİ ABARTTIK
Okumuşoğlu, Çernobil'e yakın kentlerde yaşamın normale döndüğünü belirterek, Türkiye'deki Çernobil konusundaki hassasiyetin patlamanın gerçekleştiği bölgede yaşanmadığını söyledi. Okumuşoğlu, geçen yaz bu kazanın olduğu yerin 100 kilometre yakınında Beyaz Rusya'da yaptığı bilimsel çalışmadaki izlenimlerde, o yöredekilerin bizim bu yöredekiler kadar Çernobil'den rahatsız olmadıklarını gördüğünü söyledi. Bir korumalı bölge var o korumalı bölgenin ötesinde hayatın normale döndüğünü anlatan Okumuşoğlu, "Hatta beraber çalıştığımız arkadaşımız, Beyaz Rus profesör buraya geldi. Bizim buradaki çalışmalarımızı hassasiyetimizi kamuoyunun tedirginliğini görünce 'ya biz 100 kilometre yakınındayız sizdeki böyle yüzlerce kilometre uzaktaki hassasiyet kadar bizde yok' dedi." şeklinde konuştu.
TÜRKİYE NÜKLEER ENERJİ ÜRETMELİ
Dünyada bulunan 400'ü aşkın nükleer santralden bugüne kadar sadece bir tanesinde patlama meydana geldiğini belirten Nükleer Fizik Profesörü Okumuşoğlu, Türkiye'nin mutlaka nükleer enerjiye geçmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin nükleer enerjiye; sade nükleer enerji elde etmek için değil onun getirdiği yüksek teknolojiyi elde etmek, sahip olup onu kullanıp teknolojik düzeye, çağdaş ülkelerdeki teknolojik düzeye çıkmak için bilgi toplumu olmak için mutlaka nükleer enerjiye girmesi gerektiğini söyledi. Bugün Fransa eğer bu kadar rahat çarpıcı konuşabiliyorsa kendi kaynaklarıyla enerjisinin yüzde 78'ini üretmesinden kaynaklandığını anlatan Okumuşoğlu, şöyle konuştu: "Şunun bilinmesi lazım; dünyada 400'ü aşkın nükleer güç santrali vardır. Bir tek Çernobil'in patlaması bizleri ve bütün dünyayı bu kadar rahatsız etmiştir. Ama enerjide kaçınılmaz bir olaydır. Tabii ki sürdürülebilir enerjilerin değerlendirilip hayata geçirilmesi çok elzemdir ama o gereken enerjiye yeterli değildir. Bizim sınırımıza çok yakın Ermenistan'da aynı teknolojiyle Messamo santrali halen çalışmaktadır ve Ermenistan'ın enerjisini üretmektedir. RBMK teknolojisiyle yani Çernobil teknolojisiyle çalışan bir reaktördür."
Nükleer bilimin uygulamalarını zaten hastanelerde birçok yerde kullandığımızı anlatan Okumuşoğlu, sözlerine şöyle tamamladı: "Güç tarafını da bu ülke kendi kurar ama şu çok önemli, hangi teknolojik gelişmeyi ele alırsanız alın onun mutlaka bilinçli kuralına göre bütün tedbirlerinin alınması ve tedbirlerin hiçbir şekilde göz ardı edilmeden yapılması gerekenlerin yapılması şarttır. Yüksek teknolojinin Türkiye'ye gelmesi bakımından bu olayda yerimizi almamız lazım. Ülkemizde bu teknolojiyi hayata geçirebilecek çok değerli elemanlarımız var. Başka ülkelerde çalışıyorlar. Onların bu ülkenin hesabına hizmet vermesi ve bizimde bu alanda güçlü, silah olarak değil yararlı olarak kullanımı için güçlü olmamızda yarar var. Geleceğin enerjisi de nükleer enerjidir bu açıktır çünkü fosil kaynaklar tükenmektedir rüzgar her zaman esmiyor güneş geceleyin enerji vermiyor ve nehirlerin üzerine kurabileceğimiz hidroelektrik santrallerde ne kadar kuralına göre yaparsak yapalım bizim talep ettiğimiz enerjiyi sunamayacaktır."























Burada bilmis bilmis konusan kisiler acaba hayatini bilime adamis ,hayati bilimle teknikle ysaayan bir profesorden daha cok sey mi biliyoda bu sozlere karsi cikiyor. KAradeniz disinda hic baktinizmi evlerdeki kanser vakalarina, karadenizde baktigim zaman kanser hastalarinin cogunun 1. dereceden yakinlari veya yas olarak buyuk yakin akrabalarindanda kanser nedeniyle oldugunu ,kisacasi kalitimsal birsey oldugunu goruyorum .
Turk halki olarak yasanan bazi seyleri baskalarinin uzerine atmakta uzerimize yok. Karadenizi cok iyi bilen bir kisi olarak, Kanser hastasi birine bakiyorum 60 kusur yasinda kanser son haddesine gelmis soruyorum ilk ne zaman ogrendin kanser oldgunu diye 1 sene once diyor. Ondan once hayatinda bir kac nezle ve soguk alginligi disinda doktor yuzu gormemis oluyor.
KAradeniz de sadece kanser olanlarin degil , diger kronik hastalik sahiplerininde %80i hastalaginin son safhalarinda farkina variyorlar ve gec oluyor.
Bunu genellemek yanlis bu yaziyida genelleyip cok bilmislik yapan cikmasin.
Karadeniz halki bana bir sey olmaz zihniyeti tasir ve birseyler is isten gectikten sonra farkina varip ahlar vahlar. Bir karadenizli olarak bu aci durumu gormezden gelemem bazi cok bilmisler gibi.
Sorarim size normal saglikli bir insanin bile 6 ayda bir check up yaptirmasi onerir hic olmadi senede 1 ,
BUNU BURADA YUKARIDAki metne karsi cikan kac kisi yapiyor?
Cuvaldizi biraz kendimize batirmak lazim!!
Rektör çıkmış abartıyoruz diyor.Bunca yaşanan olay karadenizde her evde bir kanserli yatarken sözlerine akıl erdiremiyorum.Böyle bir rektörün öğrencisi olduğum için de utanıyorum
bir bilim adamına yakışmayacak türden cümleleri talihsiz bir açıklama olarak görüyorum.ne demek abarttık ,ne deek nükleer enerji üretmeli..nükleer enerjinin canlılar üerindeki etkisini nasıl bilemez rektör,nasıl bunu savunabiliyorsunuz anlamıyorum..nasıl kanswer vakaları fazla değil,siz bu konuda bu talihsiz açıklamayı yapmadan önce sayın rektör araştırmalar tam da sizin aksini söylüyor...bence bu konuda ya eksiksiniz ya da kabullenmek işinize gelmiyor...bir bilim adamına sizin gibi düşünmemeliydi ...
zamanın bakanıda çıkıp çayı medyanın önünde yudumladıgı gibi dimi sizinde açıklamalarınız,
abartıyoruz % 47 lerle seçilen iktidarlarıı,evet biz abartıyoruz, özür dileriz.
Nükleer enerji, enerji çeşitleri içinde en temiz kaynaktır.Bazı çevrelerin avrupa ve ABD yeni nükleer enerji santralları kurmuyor yalandır, avrupa va ABD'de yeni nesil nükleer enerji santralları kuruluyor. Green peace denen dış istihbarat örgütlerinin kontrolunde olan sözde sivil toplum örgütlerinin amaci ,Müslüman ülkelerin nükleer enerjiyi elde etmesini engelemektir.Greenpeace denen bu STk'nin çıkardığı bir derginin editörü ,görevinde istifa ederek nükleer enerjinin,Enerji açığı konusunda en temiz alternatif olduğunu açıklamıştır.
Amaç burda rusya gibi Eski nesil Nükleer santalları yerine,yeni nesil Nükleer enerji santalları kurmaktır. ülkemizde Nükleer konusunda Dünya çapında Büyük isimler vardır. inşaa edilecek nükleer enerji santralları yüzde,yüz yerli parçalarından oluşmali ve kuracağimiz nükleer santalarda bize bilgi akışını veren ülkeler ve Şirketler seçilmelidir. yucel Tanay