• BIST 107.439
  • Altın 142,531
  • Dolar 3,5528
  • Euro 4,1372
  • Rize 29 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 33 °C
  • Trabzon 27 °C
  • Samsun 33 °C

ÇİĞ NOHUT DA YENMEZ Kİ!

D. Ali TAŞÇI

 

            Hayatı çok yoğun yaşıyoruz. Herkesin acelesi var. Gidecek olduğumuz yere bir an evvel varmak istiyoruz. Gidecek olduğumuz yer mi? Belli değil, maalesef!

            İletişim araçları çoğalınca, her şey, her an karşımıza çıkmaktadır. Yoğun yaşamanın nedenlerinden biri budur. Sabah çocuklar okula gidecekler, bir telaş. Ardından evin beyi işe gidecek, telaşlar artıyor. Evin hanımı da çalışıyorsa, çocuk bakıcısı henüz gelmedi, sinirler geriliyor ve hepimiz, gerilmiş yaylar gibi sokağa, hayata doluşuyoruz. Ardından da güzellikler, mutluluklar aramaya kalkışıyoruz! Kim kaybetti ki, bizler bulalım?

            Bu durum sadece ailevi veya bireysel hayatımızda yok, devlet hayatımızda da aynı şeyleri yaşamıyor muyuz? Kıyamet yolu kısaldıkça, olaylar da hız kazanıp yoğunlaşmadı mı? Ne mutlu, zamanın ruhunu okuyabilenlere!

            Ülkemiz gerçekten farklı bir yörüngenin içine girmiş bulunuyor. Bu farklılık, aslında doğru yörünge içine girmenin de işaretidir. Uzun zamandır bu ülke hayallerle, rüyalarla; hatta yalanlarla oyalandı. Şimdi rüyadan uyandık ve hakikatle burun buruna geldik. Ben “Kahrolsun düşman!” modunda değilim. Düşmanın işi zaten seni yok etmek, küçük düşürmektir. Tarihi de yargılamak değil niyetim, tarihi anlamaya çalışıyorum.

            Bir büyük devletten (Osmanlı) fiziken küçük bir devlete sürüklendik. Değerlerimiz vardı, hayallerimiz, inançlarımız, ümidimiz… vardı; ama hepsi suya düştü. Millete rağmen, yöneticiler farklı bir kulvara, yörüngeye sürüklediler halkımızı. Osmanlı adeta bir aşureyi andırıyordu, içinde barındırdığı farklı halkları dolayısıyla; ama sonradan bu aşure bozuldu, herkes ya nohut kıvamına getirildi, ya da buğday. İnsanların ana yapılarıyla oynanınca ortada yemek yapacak malzeme ve aşçı, köklü devlet kuracak yapı kalmadı. Etrafımızı sardılar, biz bu duvarları kale diye değerlendirdik. Bir de baktık ki, bu kalelerden üzerimize kurşunlar yağıyor. Ve kendimizi ateşin ortasında buluverdik.

            Evet, şimdi bir ateşin içindeyiz. Tabiat boşluk kabul etmez; boşluk oluşunca, bu boşluğu dolduran çok olur, sapla saman karıştırıldı ve boşluklar doldurulmaya çalışıldı; bugün bu boşluklarda büyüyen kaktüsler böğrümüze saplanıyor.

            Aşure varken, aşurenin içindekiler bir potada olduklarından kendi aralarında kavga edemiyorlardı ve aynı tadın birer versiyonu olarak duruyorlardı. Aşure dağılınca, her aşure malzemesi bağımsızlığını ilan etmeye çalışıyor. Durup dururken de nohut yenmez ki!

            Bir aşçı, bu ürünleri tekrar birleştirecek ve aşure yapmayı becerecek. Elbette kolay değil bu; çünkü ateşimize su dökenler çok. Ama her şey hızlı ve yoğun gelişiyor, acele yapmazsak elimizden çok şeyi alabilirler.

            Apartmandakiler birbirlerini tanımıyor, deniliyor, doğru. Nasıl tanısın ki, hepsi ayrı ürün. Bir potada kaynayıp birbirlerine tat vermediler ki. Medeniyeti ayrışanlar değil, birlikte olanlar kurar. Bizim en önemli kaybımız, medeniyetimiz oldu. Medeniyetimiz camilerde büyümüştü, bir ve beraber olarak, birbirimize tat vererek. Camiler de soğuk mekânlar oluverdi, ruhumuzu kaynatmıyor.

            Biz millet olarak Müslüman’sak eğer (öyledir), bu ortak payda etrafında toplanmaktan başka yolumuz yoktur. Kim nasıl değerlendirirse değerlendirsin, bu milletin değer yargılarına, geleneklerine ve medeni duruşuna en uygun yapılanma, başkanlık sistemidir. Her ürün, her yerde yetişmez. Ananası Rize’de yetiştirirseniz hava alırsınız. Fakat toprak, su, hava, ateş ortaktır. Ürün yetiştirmek için bu dört unsura ihtiyaç vardır. İnsan yetiştirmek için de İslam’a. “Yok” diyen varsa, tatsız ve tuzsuz hayat sürmesine kimin diyeceği olabilir?

            Parlamenter sistem ayrıştırıcı özelliğe sahiptir. Koalisyonlar, aynı potanın değil, farklı yapılanmanın ürünleridir. Bu da ayrışmayı ve çatışmayı doğurur. Geçmişimize baktığımızda bu net olarak görülüyor. Başkanlığa karşı çıkanlar, başkanlık kötüdür tarzında karşı çıkmıyorlar; başkanlık gelirse iktidar olmak bize hayal olur diye muhalif davranıyorlar.

            Bu millet tekrar aşure kıvamına gelir de bazı taşların çanağa düşme tehlikesi var!

                             D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 474 76 40