• BIST 108.489
  • Altın 151,356
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3266
  • Rize 17 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 19 °C
  • Trabzon 18 °C
  • Samsun 18 °C

CİNSELLİK, EROTİZM VE PORNOGRAFİ

Osman KAYA

‘’Canlı nedir?’’ şeklinde bir soru sorulsa, bu soruya verilecek cevabın içinde mutlaka ‘’üreme’’ olgusu da bulunacaktır.

Evet.. Canlı ,üreyebilen varlıktır. Doğada pek çok üreme biçimi vardır ama bunlar arasında ikisi çok önemlidir: ’’ Eşeyli üreme, eşeysiz üreme..’’
(Farklı cins iki gametin birleşmesiyle yeni canlının meydana getirilmesine eşeyli üreme denir. Gamet, eşey hücresi olarak tanımlanır. Bir gamet ya dişi eşey hücresidir (yumurta) ya da erkek eşey hücresidir (polen veya sperm). Eşeyli üreyen canlılarda bir çift kromozom takımı bulunur. Bu takımın yarısı anneden yarısı babadan gelir. Bu takım kromozoma haploit veya monoploid denir. Haploit kromozom takımı gamette bulunur.)

İşte bizim de içinde bulunduğumuz canlılar gurubu eşey türü üreme tarzı ile ürer..
Seks dediğimiz olgu , normalde canlıların üremesini sağlamak için Yaratıcı Kudret tarafından bizlere verilmiş bir yöntem..
İnsan dışındaki bütün canlılar seksi içgüdüsel olarak ve tamamen düzenli ve sistemli bir çerçevede yaşarlar. İnsanın dışındaki canlılar evreninde( tabi ki eşeyli üreyenleri kastediyoruz)seksin tek gayesi üremektir. Bu canlılar evreninde sekste fantezi yoktur. Tamamen mekanik bir çerçevede yapılır, olur biter.
İnsan ise seksi hem üreme amaçlı, hem zevk ve keyif amaçlı olarak gerçekleştirir. Seks insanda sadece türün devamını sağlamaz, aynı zamanda pek çok fizyolojik ve psikolojik sorunu da çözer. Şizofreni den tutun da manik depresif e, paranoya ya, saplantı ya kadar pek çok psikolojik hastalığın çözüm yolu düzenli seksten geçer.
Seks ayrıca bireyde mutluluk hormonları salgıladığı için stersi önler. ve stresten kaynaklanan pek çok hastalığın da önüne geçer.
Yine seksin fizyolojik yapıya yönelik katkısı söz konusudur. Seksi düzenli yaşayan insanlarda ciltte daha az yıpranmanın görüldüğü bilimsel bir gerçektir. Ayrıca seks vücuttaki immün sistemi güçlendirerek vücudu hastalıklara karşı daha dirençli hale getirir.
Ancak meşru ve sağlıklı olması koşuluyla. Seksi tıpkı beslenme olarak görebiliriz. Nasıl ki beslenme, sosyal, kültürel, tıbbi yönden olumlu olduğunda hayati bir zorunluluksa ama yanlış kullanıldığında, ölüme kadar götüren sonuçlar ortaya koyabilmekteyse… Sekste işte aynı sonuçları ortaya koymaktadır.
Gayri meşru seks, insanın intihar etmesiyle eş anlamlıdır..
Gayri meşru seks, toplumun çöküş çatırtısıdır..
Gayri meşru seks her türlü cinayetin, her türlü sapıklığın, her türlü kötü alışkanlığın, temel unsurudur.
Gayrimeşru seksin çeşitli tetikleyicileri vardır. Bunlardan biri erotizm dir. Kadın ya da erkek çıplaklığı ve cinselliğin sınırlı gösterimi üzerine kurulu olan bu alan, cinsellik gösteriminin’’ estetize ‘’ edilmiş şeklinden başka bir şey değildir. Cinselliğin estetizasyonu beraberinde pek çok ahlaki sorunlar getirmektedir. Bir kere cinsellik mahrem ve kişiye özeldir. Çünkü cinsellik en içten, en derin psiko- biyo- kültürel duygulardan biridir. Ve kişiye özel kaldıkça transandantal düzeye erer.
Hâlbuki erotik anlamda cinselliğin estetizasyonu cinselliğin mahremiyetini ortadan kaldırmakla kalmaz, aynı zamanda cinsellik gibi özel bir duyguyu ve yapıyı, Pazar malı haline getirir ve kapitalizmin payandası haline getirir.
Nitekim kapitalizmin en büyük Pazar kalemlerinden biride erotizm ve porno dur.
Erotizm, cinsellikteki ahlaki sapmada bir üst kategori olan, porno nun da davetçisidir.
Çünkü içgüdüsel yapımız, eğer toplumsal değerlerle, yani üst bilinç verileriyle, yâd ya günlük ifade tarzımızla gem vurulmadığında, toplumsal yapıdaki olumsuz sapmaların en önemli davetçileridir.
Çünkü içgüdüler sadece biyolojik değil aynı zamanda psikolojik doyumsuzluklarla ilgilidir. Çağımızın en büyük sorunlarından biri olan obezite güdü ve dürtülerin, gem vurulmadığında nelere yol açabileceğinin en önemli göstergeleridir.

İşte erotizm ve porno, cinsel tavırda doyumsuzluğu, doyumsuzluk yeni arayışları, her yeni arayış beraberinde derin yaralanmayı doğurmakta, bu kısır döngü de hem bireyi hemde o bireylerin içinde bulunduğu toplumsal yapıyı derinden yaralamaktadır.
Porno nun meydana getirdiği en önemli sapmalardan biri taciz, tecavüz, biri de suçluluk duygusunun getirdiği içe kapanıklık ve pasif kişiliktir.
Pornist bu alışkanlığının getirdiği arayışlar sonucunda, uyuşturucuya kadar yönelmekte ve hem kendisini hemde toplumu çok vahim bir tarzda yaralamaktadır.
Porno nun bir diğer zararı da pornistlerin ve porno yıldızlarının yaşamına özendirmesidir. Aslında tam bir bataklığın içinde kıvranan bu zavallıların sahte gülümsemeleri ve sapkın zevk hayatı, yaşamı derinliğine tanımayan ve güdülerin etkisinde daha fazla kalan gençliği cezp etmekte, sonuçta da, bu bataklığa taze kan getirmektedir.
Böylece toplum topyekûn, hastalıkların ve üretmeden tüketmek hastalığının kollarına acımasızca düşmektedir.
Peki, bunun çözümü nedir?
Gençlerimizi ve her yaştan insanımızı porno ve erotizmin pis bataklığından, gayrı meşru cinselliğin ahtapot kollarından nasıl kurtarabiliriz?
Bizim toplumumuzun en büyük hastalıklarından biri de her türden psikososyal sapmayı, baskı yoluyla ve cezalandırarak engellemeye çalışmaktadır.
Kuşkusuz bu durum belki kısa vadede çözüm getirmekte ama aslında daha sonraki zamanlarda çok daha büyük facialara yol açmaktadır.
Mesela her türden cinselliğin yasaklandığı , ayıplandığı, alaya alındığı bölgelere baktığımızda cinsel sapmaların zirve yaptığını görürüz..
Mesela sarp sınır kapısının açılışı ile birlikte karadenizde patlayan fuhuş sektörü buna örnektir. Yıllarca baskılanan cinsellik en sonunda bir kıvılcımla patlak vermiş beraberinde nice aile faciası yaşatmıştır..
Yine cinsellik anlamında toplumsal baskılarıyla meşhur bir doğu ilimizde bir düzineden fazla yetişkin erkeğin, küçük yaştaki bir kızla ilişkiye girmesi buna örnektir.
Cinsel yönde en büyük baskıyı yapanlardan biri de ortaçağdaki Hıristiyan kültürüdür.
Bu kültür her türlü cinsel edimi, pis kirli ve erdemli insanlara yakışmayan bir eylem olarak nitelemiştir.
Ve kilise papazlarına evlenmeyi dahi yasaklamıştır. İşte bu baskıcı anlayış ters tepmiş, bırakın cinsel edimden uzak durmayı , papazların çoğu sübyancı olmuş, çok küçük çocuklarla bile ilişkiye giren birer sapık olup çıkmışlardır..
Cinsel sapmaları önlemenin yolu, yasakçı, tiksindirici ve korkutucu yöntemler değildir.
Bilim ve tarih açıkça göstermiştir ki bu yöntemler her zaman beraberinde sapmaları, cinsel suçları daha da alevlendirmişlerdir.
(Yıllar önce haberlere konu olan gerçek bir olay bu hususta ilginç bir örnektir. Vatandaşın biri eşiyle ilişkisi esnasında eşinin orgazmı yaşamasından onu ‘’ o…’’ lukla suçlar ve dayak ata ata evden kovar. Çünkü bu vatandaşın anlayışına göre sadece ‘’ erkekler orgazm olurlar’’ kadınların orgazm olması, bir sapıklıktır. Bu zat ikinci evliliğinde ‘’ frijidite ‘’ bir kadınla evlenir. Bu kadın ise orgazm olmak şöyle dursun cinsel ilişkiye ise girmeyi tiksintiyle karşılamaktadır.Sonunda adam çözümü geneleve gitmekte bulur.. Genelevde karşılaştığı kadın ise evden atıp yaşamın acımasız pençesine düşürdüğü eski karısıdır. Kadın bu eski kocayı görünce çeşitli tehlikelere karşı sakladığı bıçağı eski kocaya saplar ve onu öldürür… Bu olay cinsel bilgisizliğin ya da yanlış bilgilendirmenin ne hazin sonuçlar doğurabileceğinin acı bir tablosudur)
Bu suçları azaltmanın yolu, cinselliği bilimsel çerçevede vermektir.
İŞTE BU BAĞLAMDA, BİR EĞİTİMCİ OLARAK CİNSELLİĞİN OKULLARDA DERS OLARAK OKUTULMASINI ÖNERİYORUM.
Çocuklarımız cinselliği porno ya da erotik filmlerin sapkın mahfillerinde değil, uzmanların gözetiminde ve bilimin ışığında hazırlanmış kaynaklarla öğrenmeliler. Ciddi, bilimsel ve yaşamın gerçek öğelerinden biri olarak öğrenmeliler.
Bu yapıldığında doğru bir cinsellik bilinci oluşacaktır. Bu da beraberinde cinsel sapmaları önleyecektir. Sade bununla kalınmayacak, cinselliğin ayıp ve pis olduğu önyargısıyla yetişmiş olmanın etkisinde kalan insanımızın bilinçsizliğinden kaynaklanan, mutsuzluk ve uyumsuzluk ta ortadan kalkacaktır.
Her şeyde olduğu gibi burada da bilim ve felsefenin ışığına ihtiyacımız var.

Bu ışığı açmak karanlıklardan kurtulmanın temel koşuludur.
 

  • Yorumlar 13
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40