1. YAZARLAR

  2. D. Ali TAŞÇI

  3. ÇOCUKLARIMIZI “EĞİTİM YETİMİ” YAPMAYALIM
D. Ali TAŞÇI

D. Ali TAŞÇI

Yazarın Tüm Yazıları >

ÇOCUKLARIMIZI “EĞİTİM YETİMİ” YAPMAYALIM

A+A-

 

            Beyazid-i Bistami (ünlü mutasavvıf), zamansız bir vakitte mezarlıktan evine dönüyordu. Bistam’ın ileri gelen ailelerinden birine mensup bir genç, kapısının önünde oturmuş saz çalıyordu. Beyazid sazın sesini duyunca; “Güç ve kuvvet yalnız Yüce ve Aziz olan Allah’a aittir.” dedi. Bu söz o gencin zoruna gitti ve sazını aldığı gibi Beyazid’in kafasına öyle vurdu ki, saz kırıldı ve Beyazid’in kafası da yarıldı.

            Beyazid, gencin üzerine gitmedi, evine geldi ve bütün gece başındaki yarayla uğraştı durdu. Sabah olunca, dergâhtan birini çağırarak ona para verdi. Şehre gitmesini ve bir saz alıp o gence götürmesini ve şöyle demesini söyledi: “ Dün benim başım yüzünden senin sazın kırıldı. Bu parayı al, onunla kendine bir saz al ve mutlu ol.”

            Ben bu olayı okuyunca içimden nice kervanlar geçti, bir bilseniz.

            Beyazid-i Bistami o durum karşısında sinirlenseydi ve gence o da saldırsaydı, gencin akrabaları çoktu, Beyazid’i çok kötü döverlerdi. Yahut bir cinayet işlenebilirdi. En tehlikelisi, genci ebediyyen kaybedebilirdi.

            Kötü bir durum olsaydı bu olay asla bugüne ibret olsun diye gelmezdi ve bizler de bundan ders alamazdık.

            En önemlisi, Beyazid’in ne derecede eğitimli bir insan olduğunu anlıyoruz; çünkü “an”ın şartlarına göre değil de “an”ı zamana yayarak onun gevşemesini bize örnek olarak göstermektedir. Birçok insan “an”ın mahkümü, mağduru; hatta mazlumu değil midir? Hapishaneler, “Bir anda oldu her şey!” diyenlerle dolu değil midir? Ailedeki huzursuzlukların birçoğu, hep bir “an”ın ve üslûbunu yerinde kullanmamanın mahsulü değil midir?

            Bir ev düşünün; eşlerden biri (diyelim erkek olsun) çalışıyor, diğeri evdedir. Çalışan eş yorgun argın eve geliyor ve kapının zilini çalıyor. Evdeki hanım da zaten çocuklarla uğraşmaktan iyice yorulmuş ve sinirleri bozulmuş. Akşam yemeği için masayı hazırlamış, ama Ahmet hâlâ eve gelememiş, gecikmiş. Zilin sesiyle hanım kapıyı açıyor, ama yüzünden düşen bin parça:

            “Ahmet! Sofra başında seni mi bekleyeceğiz! Nerelerdesin şimdiye kadar?” diye eşini azarlarsa, o evde huzur mu kalır? Masa başına oturulur; fakat herkesin yüzünden düşen bin parça! Burada asıl çocukların ruh dünyaları bombardıman edilmiştir; çünkü anne ve baba, çocuklarının fıtrat gelişimine ters davranarak onları daha bu yaşlarında adeta eğitim yetimi bırakmışlardır.

            Evin kapısını açan hanım şöyle deseydi nasıl olurdu?

            “ Ahmet, geç kaldın diye merak ettim, hoş geldin; sofra hazır, hepimiz dört gözle seni bekliyoruz; haydi Bismillah sofraya!”

            O akşam o sofra cennetten bir maide olup çıkmaz mıydı? Çocuklar da zevkle, heyecanla, neşeyle yemek yerler, mutlu bir aile fotoğrafı sergilerler ve hayat boyu eğitim dünyalarını olumlu yönde etkilerdi.

            Beyazid’in kafasını kıran gencin sonradan gözyaşı dökmediğini mi düşünüyorsunuz? İnsanın kalbi süngerden daha yumuşak, taştan da daha serttir. Kime, içten gelerek iyilik yaptınız da karşılığını alamadınız? Aslında iyilik, karşılık beklemeden yapılan davranış biçimidir; fakat modern anlayış, “çıkar”lar üzerine, “kazan kazan” anlayışına göre kurulduğu için insanca sonuç alınamıyor.

            Hayatımızda “falan veya filan ne der?” anlayışıyla yaptığımız her davranış biçimi riyadır ve insanlığımızı eksiltici bir güce sahiptir. “Allah ne diyor?” endişesiyle sergilenen davranışın asla kaybı olmaz.

            Ümitsiz olmamak lazımdır. Gençlerimize bakıp kötü düşüncelere kapılmayalım. Onların sergiledikleri bazı olumsuz davranışları da örtelim ve yaymayalım. Genç, bir olumsuzluk sergilediğinde, gerçekten onun geleceği, ebedi hayatından endişe duyarak mı kızıyoruz ona, yoksa falan veya filan ne der acaba, endişesiyle mi? Ya da almış olduğumuz kötü eğitimi mi onun üzerinde sergilemekteyiz?

            Eğitim bir ömür işidir. Bir tohum hemen ağaç olmadığı gibi, bir insan da ancak bir ömürde olgunlaşır/kemale erer. Ya sabır, ama bilinçle!

D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum