• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Rize 23 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 18 °C
  • Trabzon 24 °C
  • Samsun 23 °C

Çökmesi gereken bir bela: materyalizm

Osman KAYA

Evrene baktığımız zaman her yerde muhteşem bir denge ve sanatın olduğunu görürüz. Bütün bilimler olasılığın evrenin var oluşu ve işleyişinde olanak dışı olduğunu göstermektedir. Fakat maalesef bazı prof payeli bilim adamları materyalizmi ‘’ bilimin olmazsa olmaz koşulu’’ olarak dayatmakta, bu yolla hem düşünce özgürlüğüne büyük bir darbe indirmekte, hemde bilim mantığının temel özelliklerinden biri olan metodik kuşkuyu yok etmektedir.
Nedir materyalizm?
Materyalizm, maddeden başka bir gerçeğin olmadığı düşüncesidir.
Materyalizme göre tek gerçek maddedir.
Her türlü fizik ötesi varlık gerçek olarak kabul edilmez, reddedilir, materyalizmde. Tanrı da maddesel bir varlık olmadığına göre (materyalist anlayışa göre) tanrı yoktur.
Fizik ötesi inançlar, insanın özgürlüğünü yok etmek için, insanın bu dünyadan zevk almasını engellemek için, insanın insana köle olması için uydurulmuş boş safsatalardan ibarettir.
Veya insanoğlunun ilkel çağlardaki cahillikleri sonucu üretilmiş, hurafelerdir fizik ötesi inançlar.
İşte özetle materyalizmin savunduğu görüşler bunlardır.
Bu görüşler doğru mu?
Asla… bir görüş olarak herkes, bu arada materyalistlerde elbette fikirlerini savunabilirler… Ama şu bir gerçek ki materyalistler aynı zamanda dogmatiktirler ve dogmatizmleri fanatizm derecesindedir.
Bilim ve felsefe materyalizmin aslında kocaman bir yanılgıdan başka bir şey olmadığını göstermiştir.
Maddeyi tek gerçek olarak kabul etmek, maddeyi tam anlamıyla çözülmüş, bilinmiş bir öge olarak kabul etmektir ki, bu bilimsel bir tutumun sonucu değil, inançsal tutumun sonucudur. Yani bir inançtır. İşte o zaman materyalizm dinleri ve metafiziği reddederken, kendisi bir din yaratmış ve büyük bir çelişkinin kucağına düşmüştür.
Madde, artık 19 yy ın maddesi değildir. Modern fizik ve kimya maddenin çehresinin çok daha farklı olduğunu açıkça deklare etmiştir.
‘’zaman ve mekân koordinatları içinde varlığı tespit edilen her şey ‘’ olarak ta tanımlanan madde, modern bilimlerin gelişimiyle, mekân ve zaman koordinatlarını kaybetmiştir. Bu da madde ile madde olmayanı ayıran perdenin gayet flü olması sonucunu ortaya çıkarmıştır.
Atom altı parçacıklarda quarklardan sonra gelenler artık klasik maddesel özelliklerini kaybetmişlerdir.
Zaman, rölativite teorisine göre artık sabit ve standart bir gerçeklik olmaktan çıkmış , referans alınan siteme göre her an farklı yapılanan , hız denilen şeyle bağlantılı, kısmen psikolojik bir fenomen halini almıştır.
Mekân, hilbert uzayının altında klasik kimliğini kaybetmiştir.
Işık üstü hızlar gibi belirsiz olgular klasik mantık işleyişimizi altüst etmiş yeni ve çok değerli mantık gündemimize gelmiştir.( Bu noktada srödinger in kedisi konusunun okunmasını tavsiye ederim)
Kara delikler olgusuyla maddenin kayboluşu gündeme gelmiştir.
Big bang teorisiyle evrenin ezeli olmadığı tezi baskın çıkmıştır.
Big crunc teorisiyle evrenin ebedi olmadığı görüşü baskın çıkmıştır.
Paralel evrenler teorisiyle evrenin tek değil birden fazla olabileceği konusu bilimin gündemine girmiştir.
Solucan deliği teorisiyle evrenler arası yolculuk ve evrende çok uzak mesafelerde kestirmeden yolculuk tezi gündeme gelmiştir.
Belirsizlik teziyle evrenin kurulu saat gibi Tanrıya muhtaç olmadan işleyebileceği tezi çökmüştür.
Materyalizm bilim ve felsefe dünyasında darbe üstüne darbe almaktadır anlayacağınız.
Materyalizmin en büyük batağı Allahın varlığını kabul etmemesidir.
Allahın varlığını yok saymak ne kadar büyük bir kayıptır.
Allah ki o en temel ve en büyük gerçektir.
Allah ki onsuz hiçbir şey anlam bulmaz..
O zaman her ehli aklın yapması gereken ilk şeydir Yaratıcı Kudretin varlığını kabul etmek…
Bize ‘’ Bilimsel düşünce ‘’ diye giydirilen deli gömleğinin aslında bir pozitivist zırva olduğunu ne zaman anlayacağız?
Ve ne zaman anlayacağız pozitivizmin en büyük zırva olduğunu?
‘’Tanrı yoktur’’ ya da ‘’ Tanrıya karşı ilgisizim’’ önermeleriyle kurulmuş çağdaş dünyanın, insanoğluna kan ve gözyaşından başka bir şey veremediğini ne zaman anlayacağız?
Ne zaman anlayacağız,’’ yârin yanağından gayri, her şeyde, her yerde, hep birlikte ‘’ ilkesinin ‘’ yaşamak bir ağaç gibi hür ve bir orman gibi kardeşçe’’özleminin ancak Allaha gerçekten, kemiklerimizin iliklerine kadar hissedebileceğimiz bir imanla gerçekleşeceğini? Ne zaman anlayacağız?
Ve ne zaman anlayacağız, karnımızı aç bırakmakla, horoz yem toplar gibi eğilip kalkmakla, tavuklara yem verir gibi nevale dağıtmakla- o da bin bir reklamla-, Allahın ayetlerini Show ya da ticaret aracı yapanların da materyalist olduğunu?
Ne zaman anlayacağız, materyalizmin ve ateizmin taraftarlarının sadece Allahın varlığını dil ile inkâr edenlerle sınırlı olmadığını?
Paraya, mala, mülke, şehvete, şöhrete, makama düşkünlüğün, hep banacılığın, menfaatçiliğin, insan kalbini kırmanın, hak yemenin, yolsuzluğun ve adam kayırıcılığın da bir tür materyalizm ve ateizm olduğunu? Ne zaman anlayacağız?
‘’ Ben, yerlere göklere sığmam, insanın kalbine sığarım’’ diyor yaratıcı kudret…
Kalp, metafizik dünyaya geçişin gerçek kapısıdır.
Yazık o kapıyı kıranlara!
Yazık o kapıyı kırıp ta, kendini hala kurtuluşta görenlere!
Evet!
Her türden materyalizm yıkılmalıdır. Allah aşkı için yıkılmalı, insan hakkı için yok edilmelidir. İnsanlığın kurtuluşu buradadır.

  • Yorumlar 8
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40