• BIST 82.828
  • Altın 147,822
  • Dolar 3,8219
  • Euro 4,0676
  • Rize 6 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 2 °C
  • Trabzon 6 °C
  • Samsun 4 °C

Değişen kim?

Bilge FIRAT
Ya bizler çok geride kaldık, ya da…
Hep söyleriz “Zaman hızlı geçiyor” diye. Hızla akıp giden “zaman” anlayışımızda insanlar da hızla değişiyor, zamanın bir eksen etrafındaki göstergeleri gibi bağlı kalamıyoruz bir noktaya, ne bir akrep’iz, ne bir yelkovan. Hep aynı yörüngede ilerlemiyoruz, “tik tak, tik tak”.
Değişiyor hedeflerimiz, ilerlediğimiz yollar, baktığımız pencereler... Geriye dönüp baktığımızda “vay be diyoruz”… Zaman ne de hızlı geçmiş değil mi?
Zaman ilerledikçe, yaşlar geçtikçe, geçmişe bakıp yorumlar getirmeye başladıktan sonra, “Bizim zamanımızda…” söylemi sohbetlerimizde yerini alıyor bir süre sonra.
“Bizim zamanımızda, biz böyle değildik(!)”
Biz böyle değildik. Biliyoruz ki analarımız, babalarımız da bizler gibi değildi. Fakat biz yine de bağlıyız geçmişimize, saygılıyız yaşadığımız, geride bıraktığımız fakat daima aklımızın, yüreğimizin bir kıyısında sakladığımız tarihimize. Tıpkı analarımız, babalarımız gibi bağlıyız tarihimize. Şimdi bakıyorum da, dününü unutmaya hazır kıta beklemekte olan, günü gününe öğrenip, yaşayan… Korkutuyor gördüklerimiz bizleri değil mi?
Zaman artık daha da hızlı akıp gitmekte ellerimizden, bir anda değişiveriyor her şey, akıp gidiyor birçok şey avuçlarımızdan. Daha dün ilkokul sıralarında gözyaşları içerisinde “Anne gitme” feryatları arasında öğretmenine teslim ettiğiniz küçük kızınız, bugün bir bakmışsınız üniversite sıralarında… Oğlunuz koca adam olmuş da “Vatan bana emanet anne” diyor size.
Silah icat oldu, mertlik bozuldu…
TV icat oldu…
Bilgisayar icat oldu…
Leyla ile Mecnun’un adı ismi de kalmadı. Artık akılda bile tutulamıyor değiştirilen sevgililerin adları…
Zaman hızla akıp gidiyor, son sürat ilerliyor saliseler, saniyeler, dakikalar, saatler…
Düzeltelim derken bozuyoruz sanki. Bizler göze gelir bir şeyler yapmaya başlayınca, dikkatler yaptıklarımız üzerinde toplanınca, bir postal yıkmaya çalışıyor kumdan kalelerimizi.
Düşman içimizde, yaptığımız yanlış ise, onu karşımızda sanmak.
Küreselleşiyor muyuz? Sömürülüyor muyuz?
İlk beyinlerimizden başladılar kan emmeye, beyinlerimizi, düşüncelerimizi, yorumlama, eleştirme kabiliyetlerimizi sömürdüler. Ve biz bunun adına asimile dememiz gerekirken, kültürler arası diyalog dedik(!)
Gençlerimizi kemirip durdular, kabiliyetsiz, eğitimsiz, cahil kalmamız için ellerinden geleni yapmaktalar. Irakta petrolü emerken, Türkiye’de ön hazırlık olarak, ılımlı ağabeyleriyle, gençlerimizin kanını emdiler. Bu burumda iki tercih vardır. Ya dostsun, ya düşman. Bunun orta yolu, ılımlılığı(!) olmaz.
Silah icat oldu, mertlik bozuldu. Mertliği kalmayan düşman, haince planlar peşinde. Mertlikten eseri olmayan, soytarı bir düşmanın yapamayacağı çirkinlik yoktur. Bugün gelip elimizi sıkan, yarın gelip el ense yapıp, bizleri alaşağı etme planlarında.
Konuşanlar susturuldu. Yardakçılar konuşturuldu.
Zaman hızla geçti, dün düşman bildiklerimizi bugün dost diye bağrımıza attılar. Küreselleşme safsatalarıyla ekilip biçilmeye çalışılanlar arasında ayırdılar yerimizi.
Gençliğin kanını emenler, imanlarımız üzerine gölge gibi düştüler. Dini dahi suiistimal etmekten çekinmeyen zalimler, dinci olup çıktılar(!)
Sahte gözyaşları arasında, bu vatanı su gibi içenler, yandaşlarını da alıp bu topraklardan gitmeyi akıllarına getirmeliler. İnsanımız saf olsa da, kandırılsa da, düşmanını dost bilse de. Bu topraklar kabul etmez onları.
Bağrı yanan şehit analarımızın ağızlarına mendil tıkayanlar, ellerini basıp susturmaya çalışanlar, gün gelecek şehit kanlarımızın al rengini verdiği bayrağımız altında yaşayamayacak.
Dağlarda gencecik kardeşlerimizi öldürenlere destek çıkanlar, dün Güneydoğuyu kandırdığı gruplara sahiplendirip, bugün gözünü Doğu Karadeniz’e, sonrasında tüm yurda dikenler değil mi?
22 Temmuz neler getirecek, neler götürecek bilinmez.
Artık uyandık, bizden bir şey götürebileceğini sanmam!
Zalimden gelenleri, onlara yandaşlık edenlerden gelenleri ise zaten kabul etmeyiz. Batıya bakmak için doğuya sırtımızı çevirmemiz gerekir. Batıya bakmamız için bizleri kandıranlar, bizleri batıya yönlendirip, doğuya sırtımızı çevirmemizi sağlayanlar; biz batıya baktıkça, doğuya ilerliyor(!)
Şimdi karar zamanı! Ya dostsun, ya düşman… Değişen biz miyiz? Onlar mı?
Dostlarımızı ve düşmanlarımızı ayırt edebilmek ümidiyle…
Allah’a emanet olun.
  • Yorumlar 15
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40