• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Rize 15 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 9 °C
  • Trabzon 13 °C
  • Samsun 13 °C

DOSTÇA UYARILAR

Osman KAYA

ZOR GÜNLERİN YAZILARI-5 15 Temmuz rezelati, ( rezalet diyorum çünkü başka ne ad vermeli bilemiyorum, terör de diyebilirim ama terörden de daha beterbir durum gibi duruyor , çünkü terörde en azından şiddet olgusunu meydana getiren ötekidir. yani safını yerini almıştır. Burada bu alçakça eyleme imza atanlar bu ülkenin ekmeğini yemişler , bu ülkenin halkının alınteri ile elde edilen silahlarla ve bu ülkeyi koruması gereken bir gücün askeri üniformasıyla bu cinayetleri işlemeleri bana göre ancak rezalet kelimesiyle ifadesini bulur.) yankılarını hala sürdürüyor. Aradan 15 gün geçmesine rağmen, nice 15 günler , 15 aylar ,15 yıllar geçmeyecek, devam edecek bu yankılar.. Gerçi hafızası çok dar bir milletiz ama yine de unutulmamasını diliyoruz. Aradan geçen zaman içinde toplumsal sondaj yaptığımızda bakıyoruz, ders alındı mı diye? maalesef çok olumlu sonuçlar alamıyoruz. Evet , güzel şeyler oluyor , mesela yurttaşların Türk Bayrağının etrafında birleşmesi güzel.Demokrasi adına ifade düzeyinde de olsa söylenen şeyler güzel.. İfade düzeyinde de olsa bu olayın arkasında Amerikan emperyalizminin bulunduğu vurgusunun yapılması güzel...Son zamanlarda Mustafa Kemal Atatürk vurgusunun yapılması güzel...Sayın Cumhurbaşkanının kendisi ile ilgili davaların bir defasına geri alması güzel.. Memnuniyet verici...Sayın başbakanın demokrasi vurgusu yapan ifadelerde bulunması güzel.. Muhalefetin bu önemli konuda bir araya gelmesi son derece güzel...Meclisin dik durması son derece güzel... Ancak bunlar yetmez.. Başka şeyler de lazım.. Bu başka şeylerin olmaması son derece üzüyor ve bu rezil durumdan yeterince sonuç çıkarmadığımızı gösteriyor. Öncelikle Mustafa Kemal Atatürk ve ortaya koyduğu değer ve ilkelere yeterince sarılmamız noktasında eksik durumda olduğumuz bir gerçek. Laikliğin önemini yeterince öğretemedi bu rezil olay.. Hala daha bu olaydan nasıl nemalanırız diye aval aval bakan din faşistleri var.. Halbuki bu olay açık ve net bir din faşizmi olayıdır.Ama hala bazı aklı evveller şu sözü söyleyerek meseleyi manipüle edebilmektedirler: ''Bu vahşeti bize yaşatanlar aklını mantığını bilim diye bildiklerini Dinin önüne geçirerek Dini de kendine uydurmaya kalkanlar olduğunu Milletimiz çok iyi görmektedir ve bunlara engel olmak için ayağa kalkmıştır.'' Sorun tam da burada iddia edilenin tesidir. Sorun bilim, din ikileminde dinin bilimin önüne getirilmesidir.Din bilimin önüne getirilirse işte tam da o zaman yobazlık, tam da o zaman fetişleştirilmiş kişiler kendini göstermeye başlar ki Fethullah Gülen tipik bir fetişleştirilmiş kişidir.Bunun panzehiri de sorgulayan , tartışan, itiraz edebilen kişidir. Bu yapıyı, kendi tarihi içinden değerlendiren bir yazı kaleme alacağım ama şimdiden şu kadarını söyleyeyim: Bu yapı bir zamanlar üniversite öğrencilerine bile başka gazete okutmuyordu, farklı düşüncelerle tanışır korkusundan. Peki neden? Düşünemeyen robotlar yetiştirebilmek için.İşte din faşizmi budur. Bu yapı islam dininin kutsal metni olan Kuranın bile insan tarafından anlaşılamayacağını ancak hadisler sonrasında da ulemanın yönlendirmesiyle anlaşılabileceğini savunmaktaydı.Bizzat Fethullah Gülen in bu konuda beyanatı var. Neden? Çünkü aklı iğdiş edilmiş kişilikler yaratmak ve bu sayede kayıtsız şartsız cemaat veya tarikat liderine bağlamak ve itaat ettirmek için... Bakın ne diyor FETÖ örgütünün başı: ‘’ Birde Kuran Müslümanlığı diye bir sapıklık çıktı.Usul-i din uleması hadisin kuırana ihtiyacından daha fazla , kuranın hadise ihtiyacı vardır diyorlar.’’ Neden diyor bunu, çünkü hadis adına ortaya konulanların akılla olan ilişkisi , kuran ın ayetlerinin akılla olan ilişkilerinden çok daha az ya da muğlaktır. Bunun yanısıra aklı dondurmak için kişileri önce peygamber üzerinden sonra silsile yoluyla kutsallaştırma projesi en önemli amaçlardan biridir. Burada tartışma uzar gider ya zamanla ben bu konuda tafsilatlı yazacağım ama şu kadarını söyleyeyim , bu konularda işin içinden çıkabilmenin yolu laikliktir.. Enteresandır Laikliği çok net bir çerçevede Necmettin Erbakan açıkça şöyle savunmaktadır: ‘’ … bizim tarihimiz hep bunlarla doludur.Onun için Müslümanlık içindedir bizzat laiklik. Onun için Müslümanlık varken ayrıca laikliği aramanıza lüzüm yok.Çünkü laikliğin içindedir Müslümanlık.Hz peygamberin getirdiği aynı şeydir.Bakınız Müslümanlıkta hiçbir zaman Müslümanlığa aykırı , kurasllara aykırı davranmaya yönelik bir ceza yoktur.’’( bknz. Kanal B- YOUTUBE-KURANDA NAMAZ KILMAK, ORUÇ TUTMAK YOKTUR, CEZASIDA YOKTUR başlıklı bölüm) Fakat bu açık ve net bir husus olarak dururken, kara cahil ham yobaz bunu asla kabul etmez. Bu çerçevede muhakkak laikliği savunmamız , bunu gözbebeğimiz gibi korumamız ve bu doğrultuda eğitim vermemiz temel şarttır. Laiklik yoksa bu ülkede hiç kimse mutlu yaşayamayacaktır. Bu böyle bilinsin. Yaşanan rezaletin panzehiri imam hatip ordusu , şu cemaat bu cemaat ordusu ortaya koymak değildir. Panzehir bellidir bu da Mustafa Kemal Atatürkün ilerici düşünceleridir. Bunun yanısıra dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri genel olarak dünyada ve özel olarak da ülkemizde ileri derecede ahlaki çürüme söz konusudur.Ahlaki çürümenin temel sacayağı para , menfaat ve mülkiyet hırsıdır.Bu konuda hiçbir siyasi ve toplumsal yapı birbirinden farklı değildir. Her kesim ne yazıkki çürümekten nasibini almıştır. Bu durumda çok acilen bir ahlak devrimi ve bu devrim doğrultusunda bir ahlak seferberliği yapılmalıdır.Hırsızlık, dolandırıcılık, üç kağıtçılık sıradan şeyler haline gelmiştir. Adam kayırma , rüşvet ve yolsuzluk zirve yapmıştır. Acilen paradigmanın değiştirilmesi gerekir. Adam kayırmanın merkeze alındığı , menfaatin, köşe dönmenin pirim yaptığı bir anlayışın kökünün kazınması gerekir.Burada sadece dindar kesimi suçlayan değerlendirmeler de çok yanlıştır. Dindar kesimin içinde bulunduğu ahlaki olumsuzluklar kadar laik kesim de zaaf içindedir , ahlak yoksunluğu içindedir. Dindar kesimi suçlayan laikler arasında inanılmaz menfaat perestler, yolsuzlar, sahtekarlar ve adam kayırıcılar vardır. Dindar kesimde burada kendini temize çıkaramaz.. bu kesimde de inanılmaz rezaletler yaşanmaktadır. Bir taraf defalarca hac organizasyonuna para harcamakta , diğer tarafta ise turistik gezilerde para harcamaktadır. Bir taraf zikir adına taş saymakta , diğer taraf ise okey taşlarının şıkırtısında ömür çürütmektedir. İkisi de yanlışlık ve hata içindedir. Ülke böylelikle düze çıkmaz, bilim, ahlak , çalışma çerçevesinde düzlüğe çıkış mümkündür. Lıkır lıkır içerek, para para diyerek , Batumlarda karı kız peşine para harcayarak, ona buna kazık atarak Atatürkçü olduğunu iddia eden, adam kandıran zavallılar , kendinizi kandırıyorsunuz.. Aynı şekilde taş sayarak,üfürükçülük yaparak, para para para diyerek, paraları din turizminde çarçur ederek, Allah ile kandırarak , dedikodu yaparak, adam dolandırarak dindar olduğunu sanan zavallı… Din senden çook uzak bilesin İşte toplum bu ahlaksızlık bataklığının içinde olduğunda , devlet te kimsesizlerin kimsesi olmadığında , halk denize düşen yılana sarılır misali, tarikatlara, cemaatlere, şehylere , müritlere, mürşitlere , parti şarlatanlarına, goygoyculara, içkici kumarcılara, travacılara , mafyalara kanacak ve böylece bu ülkede bu millette huzurdan eser görülmeyecektir. Dedim ya bir ahlak seferberliği şarttır.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 474 76 40