• BIST 89.573
  • Altın 146,325
  • Dolar 3,6382
  • Euro 3,9067
  • Rize 11 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 13 °C
  • Trabzon 11 °C
  • Samsun 16 °C

DÜŞÜNCE POTPURİSİ

Ali GÜNAY

HELVA YAPACAK USTA LAZIM

Siyaset yapanlara günümüzde ne kadar çok politik malzemesi olan bir dönem yaşadığımızı hatırlatmak isterim. Sosyal hayatta her zaman ve yerde bir sürü politik malzeme ile karşılaşırız.

Örneğin;

Her on kişiden dokuzu borçlu. Borcundan dolayı icralık. İcra dosyaları sokağa taştı. Yargıtay da bekleyen tonlarca dosya ve davalar. Vatandaş sıcak paranın suni teneffüsü ile yaşıyor.

Hukuktaki uygulamalara günümüzdeki örneklerden yola çıkarak açıklama yapmak bile cesaret ister. Varın nerede olduğumuzu siz düşünün.

Yöremizde üreticinin can damarı, geçim ilacı çayın başına gelenlere zaten örnek vermeye gerek yok. Yaşanmaktadır. Alternatif yaşama koşullarında zorluklar. Tapu-kadastro, Tabiat varlıkları ve Orman teşkilatı ile sorunlar…..

HES ler, Dereler ve Doğal güzelliklerimizin başına gelenler…

Kısacası bu zamanda, hele yöremizde politika yapmak kadar kolay bir şey yok. Uğruna mücadele edecek bunca malzeme varken...

Un var, Yağ var, Şeker var,

Sadece HELVA YAPACAK USTA LAZIM.

ATATÜRK

Atatürk’ü; ne sağ, ne sol, ne radikal milliyetçi, ne İslamcı, ne Sünni, ne de alevi, ne sermaye taraftarı ne de sadece emekten yana gibi bir kategori ile açıklamak, benzetmek imkânsızdır. O bunların hiç birine sığmaz.

Ne katı laikler, ne yumuşak laikler, ne sert Atatürkçüler, ne hoşgörülü Atatürkçüler, ne orta sağdan, ne orta soldan gelenler ve ne sosyalistler bunu sadece kendilerine sembol seçemezler. Çünkü O Türk toplumunun bir özetidir.

BENZİYOR AMA DEMEYECEĞİM

 Komşu köyde kurbanlık bir dana kesiliyordu. Hoca başında durmuş dua okuyor, kasap elinde bıçak dananın boğazını çalmaya hazırlanıyor. Hoca duayı bitirdi. Kasap dananın boğazına bıçağı çalar çalmaz hayvan can acısı ile bacaklarını şöyle yukarıya doğru sallayıp ayaklarındaki ipi koparır ve depreşmeye başlar. Kenarda duranlardan biri;

“ nasılda domuz gibi sallanıp depreşiyor” der. Bunu duyan hoca;

“oooo bu kurban olmadı. Murdar oldu. Domuza benzetildi. Başkasını getirin” der. Başkasını getirirler. Aynı uygulamalar başlar. Danada ilkinin aynısı gibi depreşmeye başlar. Kenardaki;

“ hocaaa! benziyor ama demeyeceğim.” Der.

Orta çağ Avrupa sının sosyal yaşantısına, o dönemdeki kilisenin hegemonyasına, aforoz ve günah çıkartmalara, engizisyon mahkemelerine tarihin penceresinden bakıp günümüzle karşılaştırmak istedim. Şu yargıya vardım: Benziyor ama demeyeceğim!

Yoksa biz bu süreci yeni mi yaşıyoruz?

24 SAATIN ÖZETİ

Çoğumuz 24 saatin özetini şöyle özetleriz: Sabah kalkarız, yeriz, defi hacet ederiz, yiyecek ve diğer ihtiyaçlarımız için çalışırız, cinsel açlığımızı gideririz.

Monoton bir yaşam değil mi? Bunu hayvanlarda yapıyor. Peki, bizi hayvanlardan ayıran nedir? Düşünmek, üretmek, öğrenmek…. Bunları yapabilmenin anahtarı olan okumak. Okuyacağız ki insan olacağız, kemale ereceğiz. Hayvanlardan farklı olacağız. Okumayan, kuru kalabalık, sadece fiziksel ihtiyaçlarını gidermeye çalışan düşüncesiz insan toplulukları acaba tam insan mı?

Düşünceden korkmayacağız. Biz düşünmezsek birileri bizim hakkımızda düşünüverir. Onun için düşmeden düşünelim.

ABD li bir yetkili ye Orta Doğu ya insan Haklarını getirmek için suni bazı bahanelerle ülkeleri işgal ettikleri ve bunun nedenlerini sordu. Irak, Suriye deki olayları buna örnek verdi.” Orada milyonlarca insan ölüyor. Bu insan haklarının gaspı değil mi ?” ABD li yetkili;” Ortadoğu toplumu insan değil ki hakları olsun “dedi.

 Haklıdır demiyorum ama tam karşıda çıkamıyorum. Cinnetler, cinayetler,kadınlara yapılanlara,canlı bombalar ve hayvanlar gibi birbirini boğazlayanlara bakınca..

ÜÇÜ DE ÇOK TEHLİKELİ

Topluma mal olmuş bir önderin söylediklerinin birbirleri ile çelişmesi, söylediği ile yaptıklarının örtüşmemesi ve bunun farkına varamaması ne anlama gelir acaba?

Konu ile ilgili danışmanları arasında tam bir fikir birliği ve uyumun olmaması mı?( konuşmalarını danışmanları hazırlıyorsa)

 Bir sorunun ve hastalığının olduğunu mu?( konuşmalarını kendisi hazırlıyorsa) Zira burada çok kişiliklilik söz konusudur.

Kendisini dinleyenleri tamamen aptal, kuş beyinli ve balık aklı olduğunu mu?…

İlk ikisi bizim için, üçüncüsü kendisi için çok çook tehlikeli …..

SON MESAJ

Tercihimiz sessiz yığınların çığlığı olmak. Topluma hâkim olmuş azınlık kurnazlarla inadına mücadeleyi sürdürmek. Avantajımız onlardan çok oluşumuz. Dezavantajımız ise gücün bizden yana olmaması.

Toplumda iki anlayış hâkim:

1-“devletin malı deniz, yemeyen keriz” anlayışına sahip yiyici kesim,

2-“ben diğerlerine ne öğretebilirim. Topluma ne katabilirim” diyen paylaşımcı kesim. Yeyiciler paylaşımcıların üzerine sürekli giderler. Onları susturur ve manipüle ederler.

 İnsan sadece söylediklerinden değil, sustuklarından da sorumludur. A.Nesin

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40