• BIST 107.901
  • Altın 151,680
  • Dolar 3,6982
  • Euro 4,3411
  • Rize 21 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 20 °C
  • Trabzon 19 °C
  • Samsun 21 °C

Duymadılar sesimi…

Bilge FIRAT
Oysa ben ne bir haindim,
Ne de bir zalim…

Başımdaki örtüydü,
Aramızdaki koca dağ…

Karalara bulanmamış örtüm,
Rahatsız etti onları…
Onları, yani dışa bağımlıları…

Nene hatunu unutup,
Dianaları konuştular.
Bir an öyle oldu ki,
Onları akraba bile sandılar…

Ben hep katil kaldım gözlerinde,
KATİLDİM!
Oysaki, katledildim…

Kin dolu bakışlarda,
Küçücük bir sevgi aradım…

Meğer beni anlamak zormuş,
Onları anlamaya çalışırken kavradım…

Dilleri uzandı yetmedi,
Kirli elleriyle dokundular örtüme…

Bu bana işkenceydi…

900 yıllık çınardım,
YIKTILAR BENİ…

Gözyaşlarımdan zevk aldılar,
İçimdeki kudreti,
Sildik sandılar…

Gün geldi aşımı,
Gün geldi işimi,
Gün geldi sözlerimi çaldılar…

Sonunda büyük darbe,
İmanımı çaldılar…

Onlar hep ileriydi!
Beni yobaz yaptılar.

Din özgürlüğü tanımayıp,
İlerici oldular.
Batıya hayranlıkta,
İlk sırayı aldılar.

Yahudi dostum, Hıristiyan kardeşim…
Müslüman’ı düşman yapıp, ezdiler…

Başımdaki örtüydü,
Aramızdaki büyük engel.

Dışa bakıp güldüler,
Küçük görüp, sildiler…

İçimdeki dünyayı,
Yakıp, yıkmak için,
Tüm öfke ve kinleriyle,
Üzerime geldiler…

Ağız dolusu küfür,
Ağız dolusu hakaret.

Ben bunu hak etmedim,
Ya Rab!
Sen akıl ver, hidayet…

Duymadılar sesimi,
Geriye attıkları adımlarda,
Gerici bildiler beni,
Ben hep ileriye bakarken,
Bataklığa battılar.

Son nefeste kurtuluş için,
Hayır duama kaldılar…

“Rabbim sen, seni bilemeden… Beni görüp ezen bu zihniyete fikir ver. İnsanlık ver. Verdiğin her bir mükâfatla, huzur ver. Onları ve bizleri yolundan ayırma…
Başımdaki örtümün siyaset için değil, inancım için olduğunu bildir. Kardeşi kardeşe vurdurmak isteyenlerin oyunlarında oyuncak olmasınlar. İlericiyim deyip gerici kalmasınlar. Hoşgörü çizgisinin gerisinde kalmayıp, hep ilerisinde olsunlar… Yolumuzda taş değil, ışık olsunlar…(AMİN)”
Açlık, yoksulluk, skandallar, hortumcular, entrikalar, terör… derken. Bir anda buluverdik kendimizi başörtüsü sorununun içinde.
Seçim meydanlarında başörtüsünü ‘NAMUSUMUZ’ diye nitelendirenler, şimdi bu namus anlayışlarını askıya almış durumdalar. Şaşırdım!
Başörtüsü bir sorun değildir, aksine dini bir emirdir.
Başörtüsü sorunu diye aktarılan durumu, sorun olarak lanse ettirilen bu olayı, bu emri… inancı gereği kapanan bacılardan değil, bu emri kendi çıkarları için kullanan soytarılardan(!) hesap sormalısınız.
Şehit Şerife bacının başörtüsünü, Nene hatunun başörtüsünü onur yapmış bir millet, şimdi ne oluyor da başörtülü bacılarımızı düşman olarak görebiliyor.
Kurunun yanında yaşı yakma gibi bir huyumuz var ne yazık ki…
Bir zamanlar İHL okullarını kendilerinin arka bahçesi olarak görenlerin, günümüzde bizlere, inanmış insanlara, başını inancı gereği kapatmış bayanlarımıza bıraktığı büyük bir eziyettir bu. Belki bilerek belki bilmeyerek yapılan bu tür açıklamalar, bu durumda olmamıza sebep değil mi? Meydan boş, atını alan koştursun…
Minareleri süngü olarak görenler, başörtülü bacıları da birer siper olarak mı düşündüler bilmiyorum? Ama ne ben ne de benim gibi düşünen nice kardeşim, anamız, bacımız… kimseye değil siper, yandaş dahi olmadık.
Biz hep insancıldık. Ve hep insancıl kalacağız… Siyasi değil, dini görüşümüze uyduğu için kapalıyız…
Biz bıktık artık bunları anlatmaktan. Dinimizin emrini tartışmak zaten gereksiz bir durum. Dediğimiz gibi, sorun değildir bu. Bunu sorun olarak görenlerle, bunu sorun olarak gösterenlerin arasında halletmesi gereken bir durum bu.

İHL mezunu olmaktan gururluyum. Fakat İHL’ler üzerinde oynanan oyunlara oyuncak olmadığımdan dolayı daha da bir gururluyum. Hakkıyla okudum, mezun oldum. Kuklacı zihniyetin, kukla yapmak istediği gençlerden olmadık çok şükür. Genel olarak genç neslimizi bu şekilde kullanmaya çalışan bir takım güçler (acizler) var ne yazık ki.
Geçtiğimiz haftalarda meydana gelen İHL öğrencisinin bir kompozisyon yarışmasında dereceye girmesi sonucu, ödül alma töreninde yaşadığı, yaşattığı olayları izledik. Epey zaman konuştuk, yorumladık…
Küçük kardeşimiz belki olup bitenlerden bi haberdi. Bu olayın sonucunun böyle olacağını bilen büyükler, neden önlemlerini almadılar. Başörtülü ödül alamaz diye bir kaide elbette ki olmamalı. Nene hatunun torununu kimse başındaki örtüden dolayı yadırgayamaz. İlahi kurallar, kendini bilmezlerin yadırgayabileceği şeyler değildir.
Fakat olayın sonucu zaten belliydi. Tek taraflı bir baş kaldırış mıydı bu? Yahut “BELKİ DE” mi dedirtti…
Belki de başımdaki örtü, yani dinimin emri, Rabbimin benden istediği buradaki makam sahiplerini rahatsız etmeyecektir. Ki şahsım olarak, başörtüsünün makam sahibi insanlarımızı rahatsız ettiğini düşünmüyorum. Fakat birileri her ne hikmetse başörtüsü görmeye tahammül edemiyor ve başörtüsü olayları çıkarıp ülkedeki düzeni bir nebze daha bozmaya çalışıyor…
Dink olayıyla Ermenileri ayaklandırmaya çalışan, Kürdistan aşkıyla terör eğilimli birkaç kendini bilmezi dağlara çıkaran, Yahudi, Hıristiyan iş birliğiyle ülkede din aşılama, çocuklardan başlayarak tüm vatandaşımızı asimile etme çalışmaları yapanlar, bugün başörtüsü sorunu diye bir sorun ortaya atıp, Müslümanları, inanmış insanları sokaklara dökmek istiyorlar.
Senaryoyu yazmalarına karışmadık. Lakin oyuncu olmamaya niyetliyiz. Vatandaşımızı bu tür oyunlara oyuncak yapmamaya niyetliyiz.
Başı açık, başı örtülü… Biz bu ülkenin vatandaşları kendi içimizde bir sınıf ayrımı yapmıyorsak, kendi içimizde kendi yağımızla kavrulabiliyorsak. Benim başımın örtüsü, iş yerimde hemen sağımda kendi bilgisayarında çalışan arkadaşımı, hemen bir yanındaki diğer kardeşimi rahatsız etmiyorsa, onların açıklığı da aynı şekilde beni rahatsız etmiyor ve bir çatı altında senelerdir bulunabiliyor, kardeşçe çalışabiliyorsak. KİM RAHATSIZ OLUYOR? NİÇİN RAHATSIZ OLUNUYOR!
Sahte şeyhleri bulun, sahte tarikatçılara gidin… Bir hesabınız varsa, misyonerlerin ortaya attığı düzenbazları bulun ve onlardan hesap sorun.
Bu ülkenin yasaları, olması gerekenleri vatandaşın insiyatifinden geçiyor. Vatandaş BİZ KARDEŞİZ VE HOŞGÖRÜLÜYÜZ derken…
Neyi tartışıyoruz biz Allah aşkına. Güzel dinimin emrini mi?
Misyonerlik çalışmalarını bu kadar tartışmadı bu ülke, misyonerlik faaliyetlerinin üzerinde bu kadar durulmadı. Adanalı küçük Tevhide’nin başını açmaması, ödülünü alamaması ve gözyaşlarına boğulması… Ya da Rizeli kardeşimiz Elif’in başını açıp ödülünü alması… bunları çok konuştuk çok irdeledik… Onlar bizdendi ve her ikisi de aldıkları kararlarda kendilerine göre haklılardı. İkisini de eleştiremedim. İkisini de asla kınamadım. Birisi başını açmadığı için, diğeri ise başını açıp ödülünü aldığı için KÖTÜ ilan edilemezdi. İkisi de yadırganamazdı. (ki vatandaş birkaç kendini bilmez dışında onları yadırgayan da pek olmadı)
Sözümüz öz olsun, biz Hak bildiğimiz yolda ilerledikçe, Hakk’a Kul’dan yakın olduğumuz sürece. Yolumuz aydınlık olacaktır. Önümüzdeki engeller ise, olsa olsa gururumuza gurur katan sebepler olacaktır.
Vesselam…
Askerde şehit olan evlatlarımızın, kardeşlerimizin anaları da başörtülü veyahut baş örtüsüz…
Kurşun başa bakmıyor…
Vatan evladı olmak, anasının, kardeşinin başındaki örtüden, şapkadan, saçtan geçmiyor…
Yüreğimiz bir olsun yeter.
Sözümüz anlayana…
Tüm analarımızın ellerinden, kardeşlerimizin gözlerinden öperim. Gözlerindeki bir damla yaş, engin deniz olur da haini boğar kimsenin ruhu duymaz…
  • Yorumlar 34
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40