• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Rize 2 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -8 °C
  • Trabzon 5 °C
  • Samsun -1 °C

Eşek sesi yankılanır dünyamızda!

D. Ali TAŞÇI
Ses vardır, ruhu titretir, insanı bayıltır; Davut Peygamber’in sesi gibi.
Ses vardır, iğrençtir, kulağı ve ruhu tırmalar...
Sesler üzerinde yorum yapmak gibi bir niyetim yoktur; onu erbabına bırakıyorum.
Ben başka bir boyutu kurcalamaya çalışacağım.
Yıllar önce, Kur’an meallerini okurken, ilk keresinde pek dikkat edemediğim ve fakat sonradan çok ilgimi çeken bir ayet, beni iyice sarıp sarmalamaya başladı.
Ayet şu idi : “Yürüyüşünde tabii ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini eşeklerin sesidir.” (Lokman Suresi, 19)

Allah, çirkin sesi eşek sesine niçin benzetti? En çirkin ses eşek sesi midir? Acaba bundaki hikmet nedir? gibi bir sürü soru zihnime dolmaya başladı. Türkçe tefsirleri karıştırdım, tatmin edici bir sonuç alamadım.
Epeyce bir zaman bu merakla dolaştım ve kitapları karıştırdım.
Ve bir gün, Ahmet Eflaki’nin “Ariflerin Menkıbeleri” adlı, Mevlana’nın hayatını anlatan eserini okurken ( C,1; S 287. MEB Yayınları ), konunun tam üstüne gelmişim. Görür görmez de paragrafı hemen kapattım, heyecanım iyice artsın diye.
Yavaş yavaş paragrafı araladım. Hz. Mevlana bu ayete şöyle yorum getiriyordu: “Her hayvanın kendine mahsus bir iniltisi, bir zikri ve tesbihi vardır ki bununla, Yaratan ve rızık veren Rabbini zikreder. Nitekim devenin böğürtüsü, arslanın kükremesi, av hayvanlarının inlemesi, sineklerin vızıltısı, arıların uğultusu… Göklerde de meleklerin, ruhanilerin tesbihleri ve zikirleri olduğu gibi, insanların da tesbihi, tehlili, batını ve bedeni, türlü ibadetleri vardır.
Halbuki biçare eşek ise (sadece) iki belirli zamanda anırır: Biri cinsi yakınlık istediği vakit ( Şehveti kabardığı zaman ), diğeri de aç kaldığı zaman.”
Bunu okuduğum zaman “Aman Allah’ım!” dediğimi hatırlıyorum. Bir anda dünyanın durumu ve bütün bir insanlık gözümün önüne geldi: Dağlardan, vadilerden, yaylalardan, ovalardan; köylerden, şehirlerden; evlerden, saraylardan; tellerden, ağızlardan; daha nelerden ve nelerden kulağıma eşek sesi dolmaya başladı. Rabbimin yardımı ve bu ayetin hikmeti beni kuşatmasaydı yerle bir olmuştum. (Sonradan, bir tefsir profesörü arkadaşım, Arapça bir tefsirde buna benzer bir yorum gösterdi bana)
Şöyle iç kulağınızla, dünyadan yükselen sese bir kulak verin, eşek sesinden başka bir ses duyabilecek misiniz? ( Gönlün sesi daima Rabbin sesidir, eyvallah.)
Mevlana devam ediyor: “O (nefs), huysuz bir eşek gibidir. Onu doyurduğun vakit, insanları teper; aç bıraktığın zaman da anırır. Binaenaleyh, eşek daima cinsel organının ve boğazının esiridir.”
Fesubhanallah! Ne çok eşek yaşarmış şu dünyamızda? Boşuna değilmiş, bunca zamandır ruhumuzu titreten musikinin sesini duyamayışımız. Meğer bunun içinmiş, kalp aydınlığımızın yerine nefs karanlığının çökmesi ve hakikati göremeyişimiz. Beş duyumuzla kuşatılmışlık bir yana, esas ölümcül kuşatma işte bu, nefsin karşısındaki zavallılığımızdır. Cinselliğin ve midenin esiri olan insanlar özgürlükten dem vuruyorlar! Peh!
Mevlana, sözüne devamla diyor: “Ruhunda Allah derdi ve aşk sesi olmayan, kafasında bir sevda ve sır bulunmayan kimse, Allah’ın yanında eşekten daha aşağıdır.” Ve arkasından şu ayeti zikrediyor : “Onlar hayvanlar gibidir, belki daha çok sapkınlıktadırlar.” ( 7/ 179 )

Bazı sığ kafalı ve dar gönüllüler, Mevlana’yı, “müstehcen” hikâye anlattı diye (Özellikle, Mesnevi 5. ciltte ) kınamaya kalkışırlar! Hz. Mevlana az bile anlatmış. Azgınlaşan nefsini görmüyor musun, nasıl da ipini, bağını koparmış gidiyor.

İşte bunlardan bir beyit:
“Bil ki bu hayvani nefis, erkek eşek gibidir. Onun altında bulunmak, daha çok utanmaya neden olan bir şeydir.”

Şu azgın nefsi, kanun nizam bilmez, hudut tanımaz, insanın ebedi hayatını karartmaya and içmiş şu nefsi nasıl tanıtsın? Böyle tanıttı da biz tanıdık mı onu? Ne gezer, her an yanı başımızda, her davranışımızda bizden önde.
Allah’ın ayetine sırt çeviren insanların oluşturduğu dünya (neresi olursa olsun), eşek sesine sarılı bir dünyadır. İnsanımız aslında bu deyimi bulmuştur : “Eşek cenneti”

Allah aşkına, kalabalıklar içerisinde dolaşmıyor musunuz? Bilmem neler neler adına konuşulanlara, yapılıp edinenlere bakmıyor musunuz? Dünyada mide ve cinsellikten başka bir dert var mıdır? Her köşe başında para ve seks tanrısıyla karşılaşmıyor musunuz?

Artık “Lailahe illallah Muhammeden Rasulallah” deyip kendimize gelmeyecek miyiz? Bırakın başkalarını kınamayı, hepimiz aynı dünyayı teneffüs etmiyor muyuz?

İsa (AS) zamanında zina eden bir kadını taşlamak için halk meydana toplanır. Herkes, elindeki taşı kadına ilk atanın kendisi olması için sabırsızlanır. İsa’dan bir ses: “İlk taşı, hayatında hiç zina yapmamış olan atsın!”
Bütün eller havada donup kalıyor!

Kimse kendini temize çıkarmasın. Nefsine güvenen ebediyyen aldanmıştır. Peygamberimiz (AS)’ın diliyle dua edelim: “Ya Rab; bir an bile nefsimize bizi bırakma!”

Ama bir şeye de çok dikkat edelim; Allah’ın hududunu aşmayalım.
Rezillik işte ondan sonradır.
  • Yorumlar 13
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40