• BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Rize 14 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 8 °C
  • Trabzon 15 °C
  • Samsun 12 °C

FİLİSTİN MESELESİNE TARİHSEL BAKIŞ (2)

Osman KAYA
FİLİSTİN MÜCADELESİ VE İSRAİL’İN KURULUŞU
1920’den itibaren bölgede Arap-Yahudi çatışmaları başlamış, İngiliz Manda yönetiminde Arapların dini işlerini yürütmelerini sağlamak için kurulan Yüksek İslam Konseyi siyasi bir organ haline gelmiş, başkanlığına Kudüs Başmüfettişi Hacı Emin el Hüseyni getirilmiştir.

1928–29–33’te mahalli çatışmalar meydana gelmiş, fakat Araplar arasında bir birlik sağlanamamıştır. (Araplar arasında birliğin sağlanamaması gerçeğinden yola çıkan bazı Batıcılar ve Batıya bütünleşmiş halindeki bir kısım sözde milliyetçiler buradan yola çıkarak Arap halklarını karalama suretiyle Arap toplumunu aşağı ırk gösterme oyunu içinde bulunurlar. Bunlar bakarkördürler. Bunlar hiçbir toplumun, hiçbir halkın iyi ya da kötü olmadığını, toplumların yapılarının üretim ilişkileri ve siyasal sistemlerin belirleyiciliğinden kaynaklandığını, büyük oranda bu şekilde belirlendiğini göremeyecek kadar kördürler ve bu söylemleriyle emperyalizme hizmet ederler)

Filistin davasına en büyük darbeyi indiren Müslümanların bu dağınıklığına karşı Siyonistler sistemli ve tutarlı bir politika takip ederek Filistin’de Yahudi nüfusunun ve toprak mülkiyetinin genişlemesini sağlamışlardır. Filistin topraklarına bir diğer büyük Yahudi göçü 1933 te Almanya’da Nazilerin iktidara gelmesiyle oluşan Yahudi düşmanlığı sonucunda gerçekleşmiştir. Nazi zulmünden kaçan Yahudilerin oluşturduğu göç sonucu Filistin’de üç yıl içinde Yahudi nüfusu, Arap nüfusunun 1/3’üne yaklaşmıştır.1937 -39 yılları arasında bölgedeki Araplar’la Yahudiler şiddetli çatışmalar yaşamıştır.1939’da başlayan 2. Dünya Savaşı’nın ortaya çıkardığı yeni durum Filistin’deki Yahudi Arap çatışmasını, Yahudi terörünü daha da şiddetlendirmiştir. İngiltere 1946’dan itibaren Filistin’de sıkıyönetim uygulamaya başlamış 1947’de bölgenin durumunu Birleşmiş Milletler’e götürmüştür.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1947’de Filistin Topraklarının Araplar’la Yahudiler arasına paylaştırılmasına dair bir karar almış, 181 sayılı bu karar Filistin Topraklarının % 55’ini ve verimli kısımlarını Yahudiler, genellikle verimsiz ve çölden ibaret % 45’ini de Araplar’a vermiştir. Yahudilerin çıkardığı tedhiş olayları ve iç savaş sebebiyle İngilizler 1948’de Filistin’den tamamen çekilmişlerdir. Bunun ardından Yahudiler Birleşmiş Milletler’in kendilerine verdiği toprakların 1/3’ü oranında daha toprak işgal ederek 14 Mayıs 1945’te İsrail devletinin kuruluş deklarasyonunu yayınlamışlardır. İsrail’in kuruluşu ve bu kuruluşun 181 sayılı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Kararı’na dayandırılması ile 960 bin nüfuslu İsrail devleti kısa zaman içinde ABD, İngiltere ve (ne kadar büyük bir çelişki olduğu su götürmez bir gerçeklik olarak, çünkü İsrail’in kuruluşu Kapitalizmin apaçık bir oyunudur) Sovyetler Birliği tarafından tanınmıştır.

Çok yaman bir çelişki olarak da Türkiye’nin İsrail’i ilk tanıyan ülkelerden biri olduğu gerçeğini gösterebiliriz. Türkiye İsrail’i ilk tanıyan ülkelerden biri olma itibarıyla kendi bağımsızlığına çok büyük zarar verecek bir adım atmıştır. Çünkü İsrail, hem Araplar’a karşı bir blok oluşturmak için bölgesel Kürt devleti projesini destekleyecek, hem de bu Kürt devletini zaman içinde kendi sınırlarına katarak arz-ı mevdud projesine yönelik olarak çok önemli kazanımlar elde edecektir. Şu unutulmamalıdır ki bugünkü lanetli pkk, İsrail devletinin varlığı ile palazlanan bir oluşumdur ve İsrail’i tanımakla da Türkiye işlenen bu suçun ortaklarından biri olmuştur.

İsrail’in kuruluşundan itibaren tarihin yetimleri arasında yer alan milletlerden biri olan Filistinliler her yerden kovulan, hiç kimse tarafından desteklenmeyen, desteklense de ‘laf olsun, torba dolsun, dostlar siparişte görsün’ hesabıyla desteklenen bir halk durumuna düşmüşlerdir. O zamandan bu güne Filistin davasını dillendiren pek çok örgüt kurulmuş, pek çok mücadeleci ortaya çıkmıştır. Batının terörist olarak empoze ettiği bu örgüt ve mücadelecilerin çoğu aslında birer kurtuluş savaşçılarıdır.

Bu Gün Sütçü İmam Bizim için neyse, Filistin için İzzettin Kassam odur.
Nene Hatun neyse Leyla Halit Odur.
Şerife Bacı neyse Fatma Gulam Hassan odur.
Kazım Karabekir neyse Yaser Arafat odur.
Rıfat Börekçi neyse Şeyh Ahmet Yasin odur.
Filistin direnişi İnsanlık tarihinin en onurlu ve en haklı mücadelelerinden biridir. İnsana ‘Bunca kötülüğe rağmen güneş hala daha doğuyorsa bu doğuşu hak edecek insanlar vardır’dedirtecek bir millettir Filistinliler. Gösterdikleri dik duruşla her türlü övgüyü de hak etmişlerdir.

Şairin biri bu gerçeği dile getirerek ne güzel mısralarla hitab eder bizlere:
‘Kabarıyor kara toprak
Öbek öbek çatlayarak
Ey tarih, sayfalarının en pakını aç,
Artık serüveni İntifada! İntifada! Sesleriyle haykıranlar yazacak!’

Evet… Filistin direnişi apayrı ve geniş bir konudur. Ulusal bağımsızlık biliminde verilen, doktora tezidir intifada.

İhvan-ı Müslimin’iyle FK֒süyle Hamas’ıyla El Fetih’iyle büyük bir harekettir Filistin direnişi.
Hatalarıyla verilen bir imtihandır intifada.
Eksiklikleriyle birlikte verilen bir imtihandır.
Hamas’ı ya da El Fetih’i sahip oldukları ideolojik altyapısıyla eleştirebilirsiniz.
Yöntemlerini şiddete dayalı oldukları gerekçesiyle eleştirebilirsiniz. Ama bu eleştirilerin sahiplerinin boyunlarına borç olan bir husus var: ‘Hamas’ı eleştiriyorsanız, El Fetih’i eleştiriyorsanız o zaman İsrail’in çocukların üzerine attığı bombaları ellerinizle yakalamalısınız. Fosfor bombalarını da parmaklarınızla. Evleri buldozerlerin altında yıkılırken o evi yıkan buldozerin altına girebilmelisiniz ki o insanların başına o evler yıkılmasın. Ya bunları yapın, bunun yanı sıra Filistin halkının gasp edilen vatanlarını da geri verin ya da o şom ağzınızı kapatarak susun. Çünkü Filistin halkı başka çaresi olmadığından ve dünya konjonktüründe yalnız bırakıldığından dolayı bu eylem yöntemlerini deniyor. Yoksa sadist ya da mazoşist olduklarından dolayı değil.’’


ATATÜRK VE FİLİSTİN
Atatürk tüm mazlum milletlere ışık tutabilecek nitelikte bir bağımsızlık mücadelesine önderlik ettikten sonra emperyalizme karşı koyabilecek donanımlara sahip, sanayi kalkınmasını tamamlamak için çaba sarf eden bir yeni devlet kurmuştur. Bu devlet antiemperyalisttir. Ve Ortadoğu üzerindeki her türlü emperyalist bölücü emellerin de karşısındadır. Atatürk Ortadoğu’da kurulması muhtemel bir Yahudi Devletine karşı çıkmıştır. Atatürk mazlum ve mağdur Filistin halkının ezilmesine tüm mazlum ve mağdur milletlerin ezilmesine karşı çıktığı gibi karşı çıkmıştır.

Atatürk mazlum milletlerin ezilmesinin önüne geçmeye yönelik tarımsal sanayi askeri sıhhi terbiyevi atılımları tavsiye etmiş ve bu doğrultuda nasıl hareket edilmesini gösteren örnek adımlar atmıştır. Atatürk Siyonizm’in ileri karakollarından biri sayılabilecek kurumları kapatmıştır. ( Bunlardan biri de mason localarıdır). Atatürk her türlü ecnebi dinsel propagandanın önüne geçmiştir. Atatürk bir dönem içinde yer almış olmasına rağmen Siyonistlerle işbirliği içinde olabilen ve içinde çok sayıda Siyonistsin bulunduğu İttihat ve Terakki’den uzaklaşmış, hatta onlara tavır almıştır.

SONUÇ
Herkesin yaptığı gibi yalnızca kınamak yetmiyor. Başbakanın yapmış olduğu ‘one minute’ çıkışının arkası gelmediği gibi yer yer geri adım bile atıldı.
PKK meselesinde ‘insan hakları’ diye yırtınanların bu meselede neden bu kadar duyarsız kaldıklarını görüp de üzülmemek mümkün değil.
Bazı kendini bilmezlerin ‘Filistin Arap meselesidir bize ne.’demeleri, hatta ‘İsrail bizim dostumuzdur, bize ne Filistinlilerden’ demeleri ne kadar acıdır.
Türkiye Filistin Meselesinde aktif rol almalıdır. Ahlak bunu gerektirir, siyaset bunu gerektirir, uluslar arası hukuk bunu gerektirir, strateji bunu gerektirir, tarihsel kökler ve sosyal bağlar bunu gerektirir ve daha birçok şey bunu gerektirir.
Filistin’e en az Güney Kore kadar değer vermenin ve ‘go home yankee, go home semi ta’ demenin vaktidir.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40