18 Mayıs 2012 Cuma
Rize15 °C

Seyfullah FIRAT

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Geçmişe taş atanlara gelecek top atışıyla cevap verecektir

16 Ocak 2012 Pazartesi 22:02

Üzerinde hayat sürmekte olduğumuz dünyanın veya ortak kaderini paylaştığımız bu yerkürenin üzerinde bugün yedi milyara yakın insan yaşamaktadır. Utanarak itiraf etmeliyiz ki, yedi milyar insanın altı milyarından çoğu aç ve sefil bir hayat sürmektedir. Mutlu azınlık diye tabir edilen ve dünya nimet ambarlarının hepsini tekellerine geçirmiş olan bir avuç zalim koskoca bir insanlığının hakkını ve alınterini insafsızca sömürmektedir.

Elli milyar insana yetecek kadar nimet bolluğunun olduğu bir dünya da yedi milyar insanın altı milyarının açlığı sebebiyle sırtından kemikleri dışarı fırlamış bulunuyorsa, bu manzara bu dünyanın iyi bir dünya olmadığının göstergesidir. Küresel eşkıyalar her ne kadar yenidünya düzeninden bahsetmiş olsalar da, yenidünya düzeni denilen durum yeni bir aldatmacadan başka bir şey değildir.

Bugün yalnız İngiltere de, son kullanma tarihi geçti diye çöpe atılan gıda maddeleriyle Afrika da ki aç insanları doyurmak mümkündür. Dünyada korkunç bir israf vardır. Kapitalist anlayış bu dünyayı yaşanmaz hale getirmiştir. Komünizm çokmuş, kapitalizm ise bir hayli canavarlaşmıştır. Şimdi insanlığın gelmiş olduğu en son durakta yeni bir yola, yanı üçüncü bir yola çıkışın sancıları yaşanmaktadır. İnşallah bu yeni yolculuğun kılavuzları arasında Türk milleti de yerini alır ve bu vesileyle de dünya kaybetmiş olduğu yörüngesini yeniden bulur.

Uzayın fethine çıkıldığı, bütün mahremlerin delindiği, sermayenin hiçbir sınır tanımadığı bir dünya da insanların acından ölmeleri veya sefil insanların tepelerine bombaların yağması bugünkü sözde yenidünya ağalarının utanç fotoğrafıdır.

Yedi milyar insana kan kusturan, nerede herhangi bir sosyal, siyası veya ekonomik bir sancı varsa hepsinin sebebi veya müsebbibi olan bu mutlu azınlık asırlardan beri koskoca bir insanlığı çeşitli akıl oyunları kurarak peşlerine takmayı başarmış bulunuyorlar. İnsanlık tarihi geçmişte çok acımasız çıkar kavgalarına şahitlik etmiştir ve bugünde aynı acımasız savaşı bütün insanlık yaşamaktadır. Tarım toplumu süreci yerini Sanayi toplumu sürecine terk ettiği yıllardan beri bu savaşın en acımasız olanı kuzey yarım küre ile doğu alemi ve Güney yarım küre arasında cereyan etmiştir.

Doymak nedir bilmeyen Kuzey yarım kürenin canavarları Güney yarım kürenin ve doğu dünyasının bütün kaynaklarını iliklerine varıncaya kadar sömürüp tüketmişlerdir. Bu acımasız savaşın günümüzde ki ağırlık noktası Orta doğu coğrafyası olmak üzere son hızıyla devam etmektedir. İlahi takdir sonucu Orta Asya dikenliklerinden yola çıkıp Anadolu’yu vatan edinen Türkler ve atalarımızın inşa ettiği Osmanlı İmparatorluğunun gücü karşısında bu coğrafyanın zenginlik kaynaklarını geçmişte yeterince midelerine indiremeyen batılı Emperyalistler ne yazık ki bugün Orta doğu coğrafyası üzerinde çok çirkin hesaplara dalmış bulunuyorlar.

Üzülerek ifade etmeliyiz ki, Orta doğu coğrafyası üzerinde hayat süren bizlerde dahil olmak üzere bütün bölge kavimleri derin bir esaret altında bulunuyoruz. Her alanda batılı güç odaklarının hizmetkarları durumundayız. Bunun en büyük sebebi bölge toplumlarının mukadderatlarına hükmeden yönetici takımlarının zihinsel olarak çalınmış olmalarıdır. Zihinsel olarak iğfal edilmiş olan sözüm ona işbirlikçi yönetimlerin emrinde ki halklarda çok ciddi oranda aynı şekilde zihinsel olarak kuşatılmış durumdadır. İnsanlık öylesine uyutulmuştur ki, ülkelerinin işgal edilmesini özgürleşme, milli varlıklarının elden çıkmasını özelleştirme diye anlayıp alkışlayabilecek kadar köleleştirilmişlerdir.

Geçmişi reddi miras etmek, geçmişe ait olan her şeyi silip süpürmek gafletini yaşayanların ülkelerin başlarına ne tür belalar getirdiklerini hep birlikte ibretle izliyoruz. Geçmişi karalama ve inkar etme adına korkunç oyunlar oynanmaktadır.

Bugün bu dünyada neler oluyor, bir takım mahzenlerde hangi gizli hesaplar yapılıyor, biz millet ve ülke olarak bu hesapların neresindeyiz gibi sorulara doğru cevap verebilmemiz için önce içine çekilmiş olduğumuz zihinsel kuşatılmışlığımızın, aldatılmışlığımızın veya kandırılmışlığımızın kıskacından kurtulmak ve etrafımızı kuşatan kafesi kırıp dağıtmak zorundayız.

Düşünce dünyamızı kuşatan kafesi kırmadan hiçbir meseleyi Türkçe olarak okuyup yorumlama şansımız yoktur. Zaten bütün sancılarımızın arka planında yer alan en ürkütücü zaafımız dünya ve ülke meseleleri Türkçe okuyamayışımız veya meseleleri kendi penceremizden izleyemeyişimizdir.

Her millet sahip olduğu aydın kadrolarının özgür olabildikleri kadar özgür olabildikleri gerçeği dünyanın her yerinde kabul gören bir görüştür. Bu tespitin ışığında Türk toplumunu tahlil etmeye başlarken işin en başında sömürgeci bir aydın tipi ile karşılaşıyoruz. Milli aydın insan tipini yetiştirmede bir hayli geciktiğimizi, bu sebeple de toplum olarak ciddi bir zihinsel ve şuursal kayma yaşadığımızı acıda olsa derinden hissediyoruz.

Dünya’yı gizli bir gücün idare ettiği fikrini savunanlar veya iddia edenler ile bu dünya da her devlet kendisini yine kendisi idare ediyor düşüncesine takılanların veya bu çirkin oyununa gelenlerin dünyada olup bitmekte olan olayları yorumlayışları, olup bitenlere karşı bakış açıları elbette bir birlerinden çok farklıdır.

Dünya veya ülke meselelerini doğru bir şekilde yorumlayabilmek için dünyanın en yüksek olan tarafsızlık gökdeleninin çatı katına çıkarak meselelere geniş açıdan bakmak lazımdır. Söz konusu yüksek gökdelen özgür düşüncenin ta kendisidir. Özgürce düşünemeyenlerin, hep başkalarının istediği gibi düşünce üretenlerin söz konusu düşünce gökdeleninin bodrum katında hayat sürmeye mahkum edildiğimizi hepimiz idrak etmek zorundayız.

Bizler gibi dünya gözlem gökdeleninin zemin katlarında yaşayan veya meseleleri kendi penceresinden izleme ve görme şansı kısıtlı olan veya başkaları gibi görmeye, düşünmeye mahkum edilen toplumların olup bitenler hakkında sağlıklı yorumlar yapma şansları ne yazık ki çok azdır.

Ortadoğu halkları gibi biat kültürüyle veya suru psikolojisiyle yönetilmeye alıştırılmış, kendisi olmaktan daha çok teslim olduğu çevrelerin insanı olmuş olan sındırılmış bir insan yapısının doğruları görebilmesi imkansız denecek kadar zordur.

Disiplinli olmayı veya ortak paydalara uyum sağlamayı itaat kültürüyle bir birine karıştırmamak lazımdır. Türk aile geleneğinde ebeveynler merkezi otorite konusunda aile içerisinde hükmeden kimselerdir. Bu güzel yanımız son bir asırdır çok insafsızca kullanılmıştır.

Cemaat kültürünün ağır bastığı dönemlerde ebeveynlerden daha çok cemaat liderlerinin insanlar üzerinde etkisi olduğundan dolayı tam bu noktada Türk ailesinin temeline veya ümmetin birliğine ilk dinamit gizli dünya devletinin politikalarının ucuz hamalları durumuna düşürülmüş cemaat veya tarikatlarca yerleştirilmiş olmaktadır.

İdeolojik saflaşmalarda da benzer bir durum söz konusudur. Her hangi bir ideolojiye veya cemaate ram olanlar bahsettiğimiz gözlem kulesinin en alt katlarında yer alan tek cepheli dairelerin sakinleri gibidirler. Onlarda ancak yalnız kendi cephelerinden etraflarına bakabilirler.

Kısaca ifade etmek gerekirse şu hususun altını çizmek lazımdır. Dünya gökdeleninin müdavimleri olan milletler dünya gökdeleninin hangi katında bulunuyorsalar o katın pencerelerinin görüş alanında ki meseleleri görebilme şansına sahiptirler.

Çağımız her ne kadar paylaşım ve iletişim çağı olsa da; gizli dünya devletinin vampirleri kendi istedikleri kadar bize görme, bilme, tüketme veya tatma hakkı tanımaktadırlar. Daha düne kadar hamburger nedir bilmeyen Anadolu insanının hamburger imparatoru olabilmesi ne kadar şaşırtıcı ise, bazı sözde dincilerin papazlarla veya keşişlerle yenidünya düzeninde kucak kucağa gelmeleri de elbette o kadar manidardır.

Şimdi esas konumuza gelmek istersek şu noktayı işaret ederek meseleye bakmaya çalışalım. Son yıllarda Türkiye de enteresan işler olmaktadır. On yıl kadar önce savaş sebebi sayılan durumlar bugün hovardaca peşkeş çekilmekte ve yine on yıl önce dinden çıkma denilen bir takım hususlar bugün dinin gereği olarak karşımıza konabilmektedir.

Daha düne kadar sokaklarda simit satan bir takım insanlar şimdi zenginler sınıfına terfi etmekte, dün zengin olan birçok kimse ise bu günlerde bir takım operasyonlarla yerlerini başkalarına terk etmeye mecbur edilmektedirler.

Daha düne kadar mahkemelerden kaçan ve yurt dışında yaşamaya mecbur kalan bir takım cemaat liderleri şimdi ülkeyi dışarılardan idare edebilmekte ve ülkeyi yönettiğini zanneden iktidar partisi bile söz konusu ekip tarafından dilediğince oynatılabilmektedir.

Gizli dünya devletinin bilinen veya bilinmez ayakları her yere kadar uzanabilmekte ve ufak tefek karşı operasyonlar olmuş olsa da yinede her türlü gündemi ellerinde tutmayı kolaylıkla başarabilmektedirler.

Son on yıl içerisinde Türkiye çok ciddi ve zoraki bir dönüşüme muhatap edilirken elbette bu dönüşümün teknisyen kadrolarının da yenilerden olması işin gereğiydi. Aynen de öyle oldu ve eskiler içeri tıkıldı veya meydan yenidünya düzenine intibak edecek şekilde hazırlanan yeni takıma açıldı.

Bu dönem de ülkeyi tepeden tırnağa kuşatma veya yeniden dizayn etme operasyonu söz konusu malum cemaate verilmiş ve bugüne kadar da hiçbir iktidarın dile dahi getiremediği konular hükümetin gölgesinde söz konusu bu cemaatin mensupları tarafından rahatlıkla uygulamaya konulabilmiştir.

Ancak son zamanlarda işin dozu bir hayli artmış ve cemaatler arasında beklenen savaşın fitilleri erkenden ateşlenirken başka bir tarafta da ülkeyi yöneten iktidar bu kavgada tarafını belirlemeye hazırlanmaktadır.

Belki birileri bizi komplocu ilan edecekler ama bana soracak olursanız Sayın Başbakan ve etrafında ki yakın ekibi şu cemaatlerden artık gına getirmiş durumdadırlar. Sayın Başbakanın bundan öteye söz konusu çevrelere karşı bugüne kadar gösterdiği hoşgörüyü göstermeme ihtimali çok yüksektir diye düşünüyorum.

Her şeyden önce şu hususu kabul etmek durumundayız. Gizli dünya devleti bu dünya’yı bir arena olarak düşünmekte ve bu arenada birilerini kavga ettirerek dünya değirmenini döndürmektedirler.

Hiçbir kimse zannetmesin ki; dünya imparatorları tarafından kendilerine giydirdikleri iş birlikçi gömleği her zaman kendi sırtlarında kalacak. O gömlek yine kendilerince kirletilecek ve daha sonra da tıpkı bugün olduğu gibi yeni şövalye takımı da bir önceki iş birlikçi takımı gibi taş duvarlar arasına tıkılacaklardır.

Bu oyun bundan sonra eskiye oranla daha hızlı cereyan edecek ve bu sebeple de oyunun her perdesinin oyuncuları yeniden belirlenip yeniden sahneye sürülecektir. Bu kısır döngüyü aşmanın tek yolu geleceğimizi tayın edecek olan bugünkü genç kuşaklarımızı kurulan tuzakların dışında tutup onları milli şuur ve milli ülkülerle yüklemekten ibarettir.

Ata vatan Orta Asya kaynaklı bir atasözüyle yazımı bitirmek isterim. O söz der ki, “bugün geçmişe tabancayla ateş edenler çok yakın bir gelecekte geleceğin top atışlarıyla karşılaşacaklardır.”
 

Okuyucu Yorumları
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Toplam 17 yorum.
  • Sadullah Bereket06 Şubat 2012 Pazartesi 11:02Hayr Ve Şerr Allahdandır

    Rabb istemez ise ne hayr olur ne şerr. Yüce rabb, kimilerini zengin ve kimilerini fakir eder ve bunu rız'k dağıtımı ile yapar. Şüphesiz ki onun rız'k ve bereketi sonsuzdur ve herkese yeter fakat bazı insanları sınamak sureti ile onlara az verebilir, bu onun bileceği işdir. Zengin olan sevinmesin, onu da sınamakdadır. Yani mahşerde roller değişebilir buyuk bir ihtimal ile. Sonsuz olan rız'k ve bereketinden ihtiyacı olan herkeze vermiş olsa bunun bir manası olmazdı. Öyle olsa idi hayat ekmek elden su gölden olurdu ki, bu da insanları sapıklığa, zevk-u sefaya ve günaha gark ederdi. Hayr olan bir şeyde şerr olabilir, şerr olan da aslında hayr olabilir. Bunu allah bilir. İyi bir müslüman kaderine isyan etmez. Zenginse buna sevinmez. Yokluk içinde olsa dahi, kalb ve gönül olarak zengin ve tok olmak gerçek zenginlikdir. Mal ve mülk zenginliği allahın verdiği rız'k sebebi iledir, zenginin malına tamah etmemek lazımdır. Dünya malı dünyada kalır fakat allah yolundan ayrılmaz isek cennetin bahçelerindeki türlü meyveler ve yiyecekler ile dolu olan su kenarları sevgili mü'min kullar içindir. Bunun için, sayın baş bakanımızın da demiş olduğu gibi dindar ve hayırlı evladlar yetişdirmek icab eder.

  • Marangoz Ali05 Şubat 2012 Pazar 13:49Müfti ile Kofti

    Marangoz Ali Müfti değil, Kofti'dur. Koftiden bir hayati var vede o hayat çok bayat. Köfteye karişan ekmek şeklinde olduğu için kofti olmaktadir. Vaaz vermedum ben ve "ironi" yapmiş olabilirim belki, onu da bir tv kanalinda kadinin biri dedi ve merak ederek gogola sordum ve anlamini fark ettim ve hoşuma gitmedi değil yani. Arada bir kulanabilirim. Sadullah Bereket ismindeki musliman kardeş gendine kalsa beni eleşdirmiş. Yaa kardeş, sen vaaz vermiş olarak abuk sabuk laflar ediyorsun,ben isyan ediyorum bu hayata be. İyi o halde aclıktan geberiyorum ve yuce rabbim beni sinama yapiyor hemi? Yahu beni ne için sinasın kardeşim, karnımı doyurursa doyursun bende sinanacak hal kaldi mi.... sen ne salliyorsun allah aşkina arkadaşim.

  • Selman02 Şubat 2012 Perşembe 18:08Hüküm neye göre?

    Üç kelime öğrenen müfti oldu başımıza. Ne demiş marangoz ali “şayet cep doldurmana yardim edebilecek birini mesela cematçimemaatçi filan bulursan yanaş ve torbanı doldur biraz.” En aykırı cümle bu. Bu isyan etmek mıdır? Neye göre hüküm veriyorsun onu yaz da biz de öğrenelim. De ki, şuna göre bu eylem suçtur. Yahut haddini bil yeter.

  • Sadullah Bereket02 Şubat 2012 Perşembe 09:43Rız'k

    Yüce rabb herkeze rız'k vermiş ve bol bol vermiş ve demiş ki ey kulum onu bulmak için çalış. Allaha çok şükurler olsun, insanların kimini kiminden üstün tutmak sureti ile bazı insanlara daha çok rız'k vermiş. Fakat bol olan sevinmesin az olan üzülmesin. Çünku yüce rabb bu bolluk ve yokluk ile biz biçare kullarını sınamaktadır. Bakalım kim bolluktan sapıtacak, kim yokluktan bana isyan edecek. İsyan eden fukara için ve sapıtan zengin için cehennemde büyük bir azab vardır. Birine bol birine hiç olacağına bir denge olsaydı da bunlara ve cehennem azabına gerek kalmasa diyenler olabilir ki, bu yanlışdır ve Marangoz Ali işimli vatandaş isyan etmek veya surat asmak sureti ile yanlış ediyor. Çünku boş tencereyi bile bulamayan var, Ali kardeş ona da şükr etmesi lazım gelir ve her işde bir hayr vardır yoklukta bile.
    Allahın rahmeti üzerinizden eksik olmasın, amin.

  • ercan31 Ocak 2012 Salı 20:49eksen kayarsa böyle olur

    Türkler tarihte bir çok devlet kurmuş,en sonda Atatürk önderliğinde bir devlet kurmuşuz.Şu an bir yanda devlet bir yanda vatandaş var,halk var.Halk,vatandaş hain olmaz.Devlet varlığını sürdürmek için halkın tepesine binmiş ne .....nede iner.Bulmuş işin kolayını paramı lazım; bas vergiyi. Vergimi alamadın; elinde ne varsa sat.Odamı yetmedi ;halk adına borç al.Odamı yetmedi kendini sat nasıl olsa alan var.Böylece başka devlet ve güçlerin emrine girme yolu açılır.Devletin ekseni kayar, ekseni kaymış yöneticiler dış güçlerin desteğiyle yönetime gelir,ülkeyi sömürürler.Yönetimin tek görevi sömürüyü halka çaktırmamak.
    Sorun devletle halk arasındaki hukuk mevzuundadır.
    Halk ezilmekte devlet zıvanadan çıkmaktadır.Bunun orta yolunu bulacak yöneticiler lazım.
    not; fıkıh öğreten yorumcuya;; tuvalete gitmeyi öyle anlatmışsınki mehter marşını da eklesen bari. Herşey senin dediğin gibi olmayabilir.Karlı havada dışarıda tuvalet yapma gereğini duyabilirsin,karla temizlik yaparken elin üşüyünce elini ağzına götürebilen vatandaşıda unutma.

  • Marangoz Ali31 Ocak 2012 Salı 20:16Zaman geçer ki oyle bir

    Bu sebepten dolayi şahsen derumki ben.... geçmiş geçmişte kaldi ve işun berbat tarafi ise iç açici bir gelecek yok ufuklarda. İşte bu sebepten dolayisi ile derum ki takma kafana sayin hocam, bu günü doya doya yaşa ve şayet cep doldurmana yardim edebilecek birini mesela cematçimemaatçi filan bulursan yanaş ve torbani doldur biraz. Yoksa aç doğduk ve aç ölmek suretiyle çocuklarımıza boş tencere bile kalmaz bu gidişle. Ustelik bakir tencerelerde kalaysiz ve hacizli.

  • Seyfullah FIRAT30 Ocak 2012 Pazartesi 10:40Saygı Değer Selman kardeşim

    Düşüncelerinize ve temennilerinize gönülden iştirak ediyorum. Değerli katkılarınızdan dolayı sizlere şükran duygularımı ifade ederek saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.

  • Selman29 Ocak 2012 Pazar 21:56Bugün bence vatan tehlikededir.

    İslam’ı anlamak, uygulamak çok kolaydır. “…Allah Teâlâ sizin için kolaylık ister, sizin için güçlük istemez…” (Bakara 185.) Hurafe ve bidat’larla dini öyle güçleştirdik ki, bugün içinden çıkamıyoruz.
    Hz. Peygamber binlerce ilk’i hayata geçiren insandır da. İlk cami yapan ve ilk cami yıkan insan da o dur. Onun ilk leri saymakla bitmez. Kur’an onun hayatında bizim için ibretler olduğunu haber veriyor. Tabiidir ki bu ilklerde anlayabilenler için büyük dersler, ibretler, manalar, mesajlar vardır. Ne gariptir ki, bugün İslam adına hareket ettiğini sanan, iddia edenler Nebinin uygulamalarına pek çok konuda zıt düşmektedirler. Hatta bizzat ayetlerle çelişmektedirler. Bugün dinci basın diye adlandırılan basının uygulaması ile şu ayeti bir mukayese eder misiniz? “Ey iman edenler, eğer bir fasık, size bir haberle gelirse, onu 'etraflıca araştırın.' Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kötülükte bulunursunuz da, sonra işlediklerinize pişman olursunuz.” (Hucurat 6.) Bunları ibret olsun diye yazdım.
    Peygamberin vatan savunması için yaptıkları da özenle incelenmeye muhtaçtır. Bugün küresel güçlerin pis çıkarlarına, propagandalarına alet olanlar iş işten geçtikten sonra bu dünyada ve ahrette pişmanlığın bir işe yaramayacağını unutmamalıdırlar. İlginç bir örnek birkaç yıl önce komşumuz Gürcistan da yaşandı. Gürcü ordusu devre dışı kalınca halkın hali nice oldu? Hatırlar mısınız?
    Rahmetli Osman Bölükbaşı (1913–2002) der ki, “Hayatım boyunca bütün sektörleri tetkik ettim. En karlısının din ticareti olduğunu gördüm…” Dünya siyaseti ve siyasetçileri için din ile aldatmak çok tercih edilen yoldur. Aldanmamanın tek yolu da insanın dinini bilmesidir. Bugün bence vatan tehlikededir. Herkesin dikkatli olması, aldanmaması en önemli görevidir. Unutmayalım ki, hepimiz aynı gemideyiz. Allah yardımcımız olsun.

  • Seyfullah FIRAT29 Ocak 2012 Pazar 17:29Sayın Veli VASİ Beye

    Yorumlarınızla Pazar 53 e ve bu vesileyle köşemize büyük bir derinlik kazandırıyorsunuz. O tertemiz yüreğiniz ve vatanseverliğiniz karşısında saygıyla eğiliyorum. Allah sizler gibi sağlıklı düşünebilen ve doğru yolu gösterme gayreti içerisinde olan düşünürlerimizin sayısını arttırır inşallah. Yorumlarınızdan çokça yararlandığımı ifade ederek sizlere en kalbi teşekkürlerimi ve dualarımı sunuyorum.

  • Veli VASİ29 Ocak 2012 Pazar 00:29Doyduğu kaba tekme atmak şükür mü?

    İnançlı insan dürüst ve vefalı olur. Fayda gördüğü yada beslendiği kaynağa, kaba tükürmez- tekme atmaz, düşman olmaz.
    Oysa bugünlerde moda olmuş din konuşmak, dini bilgiler üzerinden birbirine yüklenmek. Yok öyle değil böyle.
    Şimdilerin Cemaat softaları yıllar önce şühedanın kanı ve canı ile yedi düvele Milletine-Memleketine -Dini mübinine sahip çıkarak kurdukları Cumhuriyete Peygamber ocağı diye Kınalı kuzularını Südüm sana halal etmem saldırmazsan düşmana diyerek gönderdikleri Orduya ve tüm değerlerimize cephe alarak Özgürlük ve Bağımsızlık Benim karakterimdir- Bizim dinimiz islam en şerefli ve en yüce dindir diyen Vatan ve Millet aşığı M.Kemal ATATÜRK'e ve Kurduğu sisteme Tağuti düzen diyecek kadar ileri gitmeyi; Düşmanın Projelerine ortak olarak dindar olmayı zannedecek kadar , övecek ve taraf olacak kadar nereye kaydıklarının farkında değiller.
    Dahası, zamanında sadece kapıkulu görevi verilen bu halkın Cumhuriyetle ilim-İrfanla tanışıp şimdilerde sesi çıkmaya başlamalarına sebep olan Cumhuriyet kabına tekme savurmaya başlamaları ve Orduya-Devlete katil gözüyle bakıp Ermenilerin Zülümlerine hoş bakablir olmaları yine... Her kemiğin zamanında Türk devleti mensuplarının katliam delili olduğunu haykırmaları, Ortadoğudaki dizayn neticesinde katledilen Milyonlarla ifade edilen Müslümanın kimlerin desteğiyle katledildiğini düşünememeleri veya görememelerine ve hala aynı teranelerine pişkin pişkin devam etmeye çalışmalarına çok üzülüyorum.
    Bu Anlayış anlayış değildir,bu bir zulümdür ve zulüm Arş'a değmek üzeredir.
    Eğer teslimiyetçi anlayışla ve değerlerine saldırıyla elinde var olan kutsalı (Vatanı ve Özgürlüğünü kaybedecek zihin kaymasına düşecek olursan) Tuvalete nasıl oturulacağının bir hükmü kalır mı?
    Ozaman Coniler İslam ve mazlum Milletlerin coğrafyalarında uyguladıkları duruşla hacetini sana nasıl gidertirler bir düşün!..
    Cumhuriyeti kuranlara ve bekçiliğini yapan Peygamber ocağına ve Cumhuriyetine sahip çık,ne olur sahip çık!..
    Bütün bunlar yemek yediğin, üzerinde ibadet ettiğin,Özgür olduğun, düşünebileceğin ve sana Allahın Lütfü olarak hayat veren Hayat kaynağındır ve Kutsalını savunabildiğin ve yaşayabilmene sebep olan değerlerindir.
    Eğer bu değerlerine cephe alır ve her fırsatta tekme atar isen bu senin şükrün mü olur veya isyanın mı?
    Ey Türk oğlu! Titre ve kendine gel.
    Bir gururun ve bir Şuurun Olmalı değil mi?
    Ait olduğun Milletin ve devletinle gurur duy, Reddedeceğin değil , gurur duyacağın çok değerin var bunları gör,saldırma!..
    Gavurun aldatıcı Projelerine Ram olma.
    Kime, neye hizmet edeceğini ve sonucunu iyi düşün,
    Gafil avlanma!.
    Allahım Milletimi Tuzaklara düşmekten koru , Desteğini Esirgeme Ya rabbim. Değerlerine saldırmayı değil, Sahip çıkmayı nasip eyle Ya Rabbim!..
    Afetinle değil Rahmetinle uyandır ya Rabbim!..
    Allah bu Milletin Yar ve Yardımcısı olsun.
    Yüce Allah'ın İnsanları Millet olarak yaratmasının bir hikmeti olmalı değil mi? Bunu düşün ve Milletinle gurur duy, Hikmetini düşün!.. Başka bir istikamet yolu senin için felakettir bilesin.
    Türklük gururumuz, İslam Şuurumuz olsun inşaallah.
    Tüm Tefekkür sahiplerine Baki Selam ve Saygılarımı sunuyorum.

  • Seyfullah FIRAT27 Ocak 2012 Cuma 15:50işte yine o kafa

    Saygı değer yorumcu arkadaşlar. Her yazmızda benim "işte o kafa" diye tabir ettiğim tiplerden bir tanesi mutlaka aramıza giriyor. İyide oluyor doğrusu. Siz güzel insanlarımızın farkı belki ortaya çıkmış oluyor. Bu garıban, yanı henüz İslam Üniversitesinin merdivenlerini temizlemekle meşgul olan, kendi ifadeleriyle ilkokul düzeyinde olan bu arkadaşımız gönül temizliğinin afedersiniz ama kıç temizliğinden daha önce geldiğini bilemeyecek kadar hakikatlerin uzağındadır. Siz bırakın onun bunun tuvalet deliğine doksandan nişan atıp atamayacağını. Siz bize söz konusu Üniversitende tahsil gören ve lise seviyesi üstüne terfi eden ağabeylerinin İslam düşmanı küresel düzenbazlarla veya dünya kiliseler birliği çevreleriyle dinler arası koalisyon yapmayı nasıl başardıklarını anlat bize. Yoksa Papazların arkası bu coğrafya da yaşayan en sade vatandaşımızdan daha mi temizdir. El insaf benim arkadaşım el insaf. Biz burada ciddibir yazı yazmaya çalıştık. Konuyu hafife almak, insanların dışkılanma organlarıyla akrabalandırmak hangi üniversite öğrencisinin edep veya hayasına sığra. Yoksa size böylemi terbiye verdiler diye sormazlar mi size. Yazık yazık arkadaş, ünüversite öğrencisi böyle olmaz.

  • Selman26 Ocak 2012 Perşembe 19:33Maun'a bak Maun'a!..

    Azız okurlar arkadaşın yazdığı “İSTİBRA, İSTİNKA, İSTİNCA” Ne demektir biliyor musunuz? Daha doğrusu bu kelimelerle bize anlatılmak istenen şudur: Ben daha iyi Müslüman’ım. Arkadaş bilmiyor. Arapça mastar kelimelerle çaka satma devri çok gerilerde kaldı. Bugün “hijyen” diye bir sözcük var o üç kelimenin ifade ettiği anlamın çok fazlasını içerir. Yine arkadaş iyi Müslüman olmak için çok Arapça kelime bilmek ya da kullanmak gerektiğine inananlardan. Bu işlerle uğraşacağına “Maun” süresinin anlattıklarını anlamaya çalışmanı öneririm sana. Özellikle orada “Namaz kılanlara yazıklar olsun.” Der. Kimler için, hangi namaz kılanlar için bu söz söylenmiş bir öğren. Not: Seyfullah hoca affına sığınıyorum. Saygılar.

  • Nahit Ağırbaş26 Ocak 2012 Perşembe 11:38kırk fırın ekmek

    Sayin Seyfullah Fırat,son derece içerıkli ve uyarıci yazinizin yorumları
    taharet ve defi hacet tartişmalarına yoneliyorsa,hitap ettığiniz kitlelerin
    çok kolay uyanmasi mümkün gorunmuyor,işiniz çok zor hocam,
    Allah yardimcinız olsun.

  • pazarlı yorumcu26 Ocak 2012 Perşembe 00:12önce fıkıh öğrenelim .

    İSLAM'DA TUVALET ADABI(KÜÇÜK TEMİZLİK)

    NECASETTEN TAHARET(İSTİBRA, İSTİNKA, İSTİNCA)

    Önce çoraplar çıkarılır.

    Pantolonun paçaları yukarı sıvanır.

    Tuvalete sol ayakla girilir. Girerken şu dua okunur:

    "Euzu Billahi mine'l-hubsi ve'l-habais"

    Manası: "Maddi manevi pisliklerden Allah'a sığınırım"

    Kapı içeriden kilitlenir.

    Büyük hacet, mümkünse sola meyili oturularak giderilir. Necasetin gelmesi kesildikten sonra taharete (istincaya) başlanır.

    "İstincanın en güzel şekli üç kademeli yapılanıdır:

    Önce kuru olarak silmek,
    Sonra su ile yıkamak,
    Sonra da kurulamak.

    demekki sola meyilli oturulmalıymış 1. sorumu bilemediniz 2. soru sormam

    " ...sen Müslüman Cumhurbaşkanı seçeceğim dersin. Belki de gider küresel sömürü odaklarının .." kime akıl verdiğinizin farkında mısınız ?

    nereye oy vereceğimi siz mi kararlaştıracak bu gün internetler msn ler face book lar tv ler kitle iletişim ve benim ALLAHIN NURU İLE BAKMAM çok güzel ve insanın konuşmasından da az çok seviyesini anlar gibiyiz .. ". Allah cümleye akıl fikir vere!" bize akıl veren cemaatler veriyor . biz körü körüne bilgisizce oy veriyoruz sizin özelliğiniz ne?mülhime veya mutmainne makamında mısınız?

    "sen elif dersin hoca manisi ne demektir"
    müslüman bulunduğu yerde herşeyden istifade etmeyecek kalıcı politika izleyecek...bizi ALLAH kendini anlatalım diye yarattı.f.g.

    küresel sömürü odaklarınnın.... diyelim ki komun toplumdan köleci topluma ordan feodal topluma ordan kapitalist topluma ordanda so......topluma geçilecekse peki komun toplumdan insanlık feodal köleci topluma geçmişse tekrar komun toplumdan yine geçer biz şimdi iskelete kan mı vermekle meşgul olalım ...

    başka cevap verilmeyecektir çünkü 1. sorumuza bilerek cevap vermediniz.
    biz uluslar arası af örgütüne bağlıyız" af allahum af " diyoruz . cevap verilmeyecektir .çünkü bantımız dolmuştur.

  • Selman25 Ocak 2012 Çarşamba 19:20Din cahilin elinde olur zulüm baltası!

    Yorumuma koyduğum başlık alıntıdır ama kime ait olduğunu bilmiyorum. % 100 doğru olduğu için o başlığı koydum. Ne güzel demiş arkadaş “cemaatler İslamiyet’in üniversiteleridir” ve devam etmiş “şimdi bizler henüz ilkokul mezunu bile değiliz.” Bravo. Gerçekten doğruyu yazmış. İlkokul mezunu olmayana üniversite derslerini okutmaya kalkarsan “tuvalete oturduk ne tarafa hangi ayağa meyilli oturacağız?” i araştırmaya başlar. Arkadaş bunca farz, vacip dururken sen bunu öğrenmeye cemaat, tarikat diyorsan yan tarafa s.ç daha çok sevap alırsın.
    Önce google de İmam Azam diye bir arama yapıp kim olduğunu öğrenelim. İmam Azam gibi bir âlimin şu sözü rivayet edilir. “son iki sene olmasaydı Numan helak olurdu” Ne demek bu? İmam Azam ömrünün son iki yılında tarikat ehli olmuştur. Yanı 5 yaşında hafız olan bu büyük âlim ömrünün 73 yılını şeriat ilimlerini, farzı, vacibi öğrenmeye harcamıştır. Kalan iki yılını da tasavvufla bütünleştirmiştir. Eğer şeriat ilimlerini öğrenmeden tarikatla uğraşırsak ne olur? Oy makinesi oluruz? Zira Kur’an “Aldatan sizi Allah ile aldatmasın” der, Hz. Peygamber “Kişinin namazı orucu sizi aldatmasın” der. Sen şeraiti bilmiyorsan bunlara aldanırsın. Kur’an “Emaneti ehline verin” derken sen Müslüman Cumhurbaşkanı seçeceğim dersin. Belki de gider küresel sömürü odaklarının maşalarına din adına oy verirsin. Çünkü tarikatı ‘tuvalette nasıl oturulur’a indirirmişsin vs. Allah cümleye akıl fikir vere!

  • pazarlı yorumcu23 Ocak 2012 Pazartesi 21:01cemaatLler islamın üniversitesidir

    Sn Seyfullah bey , cemaatler islamiyetin üniversiteleridir bir cemaat kuran ezberleyerek bir cemaat iman hakikatleri bir cemaat içimizdeki eneleri kırmak ve nefsi terbiye metodu ile bir cemaat eğitimi kaliteli kılmak v.s. şimdi bizler henüz ilkokul mezunu bile değiliz onun için önce ilkokulu bitirelim tahret almasını abdestleri ondan sonra üniversiteden bahsedelim mesela tuvalete oturduk ne tarafa hangi ayağa meyilli oturacağız? bunları önce bir bilelim .Hepimiz eksiğiz ve bu cemaatlardan veya ilmihal kitaplarından öğrenelim .Çünkü ilmihal bilgisini öğrenmek nedir? bunları bilelim.

  • Veli VASİ22 Ocak 2012 Pazar 20:59Yoruma ne gerek var, herşey açık açık.

    Sayın çok değerli yazar, inanın yorum yapacak birşey bırakmadınız. Herşey açık açık ve net ifadelerinizle ortada.
    Zamanı gelmeden çiçek açmaz der edebali.
    Bende sadece diyorum ki:...
    Zamanı gelince Güller de solar, Çiçeklerde.
    Hak gelince Batıl Zail olacaktır elbette, bu gül ve çiçeklerde öyle.
    Yeterki biz biz olalım.
    Allah bu milletin yar ve yardımcısı olsun . Baki selam ve saygı ile.

  • MANŞETTEN DÜŞMEYENLER

    ANALİZ
    ÜYE İŞLEMLERİ