• BIST 73.929
  • Altın 132,168
  • Dolar 3,5237
  • Euro 3,7703
  • Rize 8 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 3 °C
  • Trabzon 7 °C
  • Samsun 5 °C

GİTMEK GELMEKTEN ÇOK DAHA ZORDUR

Seyfullah FIRAT

İki yıl kadar önce AKP iktidarı için “gitmek gelmekten çok daha zor olacak” diye yazmıştım. Sayın Başbakanımız son demeçlerinde bize inat olarak “gerekirse her şeyden vazgeçer ve giderim” diyor.

Sayın Başbakanımız kendince bu şekilde düşünmüş olabilir. Bunca şamata ve tantanadan bezmiş veya gına getirmiş bir insan olarak ve bizim memleket kafasıyla aman be deyip çekip gitmeyi düşlemiş de olabilir.

Sayın Başbakanımız cezaevi denilen yeri tanımış bir insandır. Gerçekten de “kellesini koltuğuna almış olduğuna da” inanırım. Ancak bütün bunlara rağmen, Sayın Başbakanın dünya ve ülke meselelerine bakış tarzını şahsen ben hiç ama hiç paylaşamadım.

Ben de Sayın Başbakan gibi haksiz yere epeyce ceza evlerinde yatmış birisiyim. Ceza evlerinin nasıl ki kendine has bir takım kuralları varsa, global siyasetçilerle aynı horona giren siyasetçilerinde başka insanlara göre çok farklı bir kaderleri vardır.

Bizde ki siyaseti ben bir nevi ceza evlerine benzetirim. Nasıl ki ceza evine düşen bir kader kurbanı her canı istediği zaman o ıslak duvarlar arasından çıkamazsa, bu ülkede Başbakan koltuğuna kadar çıkmış veya çıkarılmış bir insanın da o koltuktan canı istediği zaman kalkıp “ben gidiyorum demesi de” imkânsız denilebilecek kadar çok zor bir iştir.

Bu ülkede ceza evine girmenin yolu çok kolaydır. İki simit çalarsan veya benim gibi dilinin frenleri tutmazsa kolayca ceza evinin misafiri olursun. Ancak bu ülkede siyaset yapmak öyle iki simit çalmakla veya dilinle karambola gelmekle bu işler kotarılamıyor.

Siyasetçi olabilmek için çok daha geniş hacimli yeteneklere ve güçlü referansla ihtiyaç duyulur.

Sayın Başbakanımız eğer bizim dereden çıkıp bu ülkenin Başbakanı olabilmiş ise, buna kendisinin sahip olduğu üstün yetenek ve meziyetlerin katkısı olduğu kadar, içinden özel olarak geçmiş olduğu “tedrisattaki” akıl oyunculuğunun veya “müfredatın da” çok ciddi katkıları olmuştur.

Sayın Başbakan bu ülkenin Başbakanlığına yalnız kendi yetenekleriyle geldi demek bu ülkeyi veya mevcut dünya şartlarını tanımamak olur.

Her ne kadar millet iradesi Sayın Başbakanımızı sırtlamış olsa da yine de o milletin iradesine etki eden bir takım güç odaklarının varlığını da inkar edemeyiz herhalde.

Sayın Başbakan kendince çok haklıdırlar. Kendileri çok halisane niyetlerle bu ülkeyi kurtaracağını zannetmekte ve gece gündüz yorulmak nedir bilmeden didinip durmaktadır.

Geçmiş oldukları “tedrisat” süresince, akıl hocalarının kendisine “dost” diye tanıttıklarıyla “düşman” diye tanıtılanların zaman zaman ortaklaşa Sayın Başbakanın rüyalarına girmesi şimdi Sayın Başbakanı bir hayli düşündürmektedir.

Siyaset, Sayın Başbakanı bir hayli hırpalamışa benziyor. Doğrusunu söylemek icap ederse, Sayın Başbakanımız da bu ülkeyi “kaş yapayım derken göz çıkarırcasına” bir hayli hırpalamış veya birilerinin hırpalamasına göz yummuşlardır.

Türkiye artık eski Türkiye değildir. AKP iktidarı sayesinde bu ülkenin bütün cıvataları yerinden oynatılmış, kurumlar arası eş güdüm bozularak resmen alan kapma yarışına girilmiş, sıfır noktadan alınan terör bugünkü kirli hesaplara malzeme olabilecek boyutlarda yeniden hortlatılmıştır.

Sayın Başbakanın bu sebeplerden dolayı öyle canının istediği zaman ben gidiyorum diyebilme şansının çok düşük olduğunu düşünüyorum.

Nasıl ki iktidara gelirken bir takım bedeller ödenirse, iktidardan giderken de ödenmesi gereken bedeller elbette vardır.

Sayın Başbakanın kendileri de çok iyi bilirler. Bizim buralarda öyle her dilediğimizde evimizden dışarı kolayca çıkamayız. Her an yağmur yağabilir veya sert rüzgarlar esebilir.

Türkiye’nin durumu birazda bizim coğrafyamızın şartlarına benzemektedir.

On yılda bir yağmur yağar düşüncesiyle şemsiyelerimizi eve bırakıp dışarı çıkmışken, biraz da sınır tanımaz bir cüretle bellediğimiz veya inat ettiğimiz yola çıkmışken, hata ettiğimizi şimdi havadaki bulutların renginden anlıyoruz.

Havadaki bulutların rengi bize her an ve aniden bir dolu yağabileceği endişesini veriyor. Dolu yağma riskinin çok yüksek olduğu bu şartlarda ben gidiyorum demek maalesef zannedildiği gibi kolay bir iş değildir.

Şimdi gelinmiş olunan noktada ülkenin de, milletin de, Sayın Başbakanın da işi çok zor görünüyor.

Ülkenin her tarafı patlamaya hazır mayınlarla donatılmış iken, dinleme kayıtları kütüphaneler dolduracak boyutlara varmışken, dış borç ayyuka çıkmışken ve işin en kötüsü hakem elini düdüğe doğru uzatmışken kırmızı kart görmeden saha dışı olmanın ihtimal dışı olduğunu düşünüyorum.

Sayın Başbakanı iktidara getirenler istedikleri zaman ve istedikleri şekilde Sayın Başbakana gitme vizesi verirler.

Gitme iradesi Sayın Başbakanımızdan daha çok Sayın Başbakanımızın kaderini çizenlerin elinde olsa gerek. Elbette insanların kaderlerini her şeyin mutlak sahibi olan yüce kudret çizer.

Ancak, yüce kudretin çizdiği kader bir açık çeke benzer. Bu çeki insanlar kendi akıllarıyla kullanırlar. Sayın Başbakanın ve peşine takılanların kendilerine milletin verdiği açık çeki nasıl kullandıklarını önümüzdeki günlerde daha net olarak görebileceğiz.

Bendeniz yine de her ihtimale rağmen Sayın Başbakanın ve bu ülkenin bu virajı trafik kazası yapmadan dönebilmelerini canı gönülden dua ve niyaz ediyorum.

Bunu bütün samimiyetimle istememe rağmen içimdeki sesin “bu ülkede herkes günahlarının bedelini mutlaka ödemelidir” diye haykırışının etkisinden de kendimi bir türlü kurtaramıyorum.

Bu ülke şimdi enteresan durumlar yaşıyor. Çirkin işler doğru insanların, doğru işler de çirkin insanların sırtına yükleniyor.

İnsanların konuşma dillerine baktığımızda bütün doğruları yalancıların, bütün yanlışları da güzel insanların ağızlarında görüyor ve şaşkınlık yaşıyoruz. Sanki her şey tersyüz edilmiş bir durum söz konusudur.

Allah doğruların yar ve yardımcısı olsun. Allah aldatanların oyununa gelenlere akliselim nasip etsin diye dua ederken “gitmenin gelmek kadar kolay olmadığının” altını son bir defa daha kalın çizgilerle çiziyoruz. İnşallah biz yanılıyor veya yanılmış oluruz.

  • Yorumlar 63
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40