• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Rize 12 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 2 °C
  • Trabzon 15 °C
  • Samsun 8 °C

GÜÇLÜ BİR TARİH BİLİNCİNİN ÖNEMİ…

Osman KAYA

“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir hâl alır.” (1931)
M. KEMAL ATATÜRK

Tarih milletlerin aynasıdır…. Ayna olmanın yanısıra gelecek kuşaklara bırakabileceğimiz en önemli didaktik ögedir tarih….Geleceğe talip olan tüm milletler için tarih olmazsa olmaz bir disiplindir….Bu gün Amerikan Tarihi dediğimiz yaklaşık 250 yıllık tarih, liselerde bile 4 kalın ciltlik kitapla işlenir ele alınır…. Üniversitelerde ise bir külliyatla işlenir…Çünkü Amerika bilir ki, Amerikan ideallerinin aşılanması için ancak güçlü bir tarih bilinci gereklidir…

Fransızlarda tarih bilincinin geliştirilmesine çok önem verirler…. İngilizlerde , Almanlarda…. Ama bu noktada en ileri gidenler Japonlar ve özellikle de İsraillilerdir….
2500 yıl süren devletsiz yaşama rağmen benliklerini kaybetmemelerini neye borçludurlar dersiniz? Elbette ki tarih bilincine…
Bu gün İsrail en zeki çocuklarını tarihçi yapar ki… hem kendini dünyaya haklı gösterebilsin, hemde çocuklarına İsrailli olmanın, Yahudi olmanın ne olduğunu gösterebilsin….
Japonlar özellikle ilk ve orta öğretim düzeyinde olan öğrencilerine her zaman Hiroşima ve Nagazaki yi gezdirirler ki yeni Hiroşimalar olmaması için gençlerini bilinçlendirsinler…

Bizde ise tarih dersten bile sayılmaz…. Tarihçi iş bile bulamaz…tarih angarya sayılır…. Tarihe bazen film şirketleri karışır bazen de politikacılar…. Ama nedense bir türlü tarihçiler bakmaz… bakamaz bu işe… baktırılmaz ya da baksalarda kimse kaale almaz onları….
Bizde tarih, bilim olmaktan çok uzaktır…. Bazan bir küfretme bazen de göklere çıkarma aracıdır…

Oysa aslında tarih bir bilimdir….ondan ibret alınır, hikmetler ve dersler çıkarılır ve böylece geleceğe sağlıklı temellere dayalı olarak yön çizilir….
Tarih:
*Tarih geçmiş zamanlarda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetlerini YER VE ZAMAN bildirerek, SEBEP-SONUÇ ilişkisi içinde anlatan bir bilimdir…

*Tarihin konusu Geçmiş zamanda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetidir.

*TARİH ANLATIMINDA YER VE ZAMANIN ÖNEMİ NEDİR?
1)- Yer ve zamanın belirtilmesiyle olayın GERÇEK olup olmadığını anlarız.
2)- Olayın geçtiği yer ile olayın meydana geldiği zaman dilimi o olayın sebep ve sonuçlarını belirlememizde gereklidir. Çünkü o yerin iklimi, yaşam şartları, madenleri, o zaman içindeki nüfusu, o zaman içindeki toplumsal değerler olayın meydana geliş sebeplerini oluşturabilirler.

*SEBEP-SONUÇ İLİŞKİSİNİN ÖNEMİ NEDİR?
Bütün olaylar bir zincirin halkalari gibi birbirine bağlidir. her olay kendisinden önceki olayın SONUCU, kendisinden sonraki olayın SEBEBİ\\\\\\\'dir. Önceki olayı bilmezsek, sonraki olayı kavrayamayız.

OLAY NEDİR? OLGU NEDİR?OLAY: İnsanları ilgilendiren sosyal, ekonomik, kültürel, dini ve benzeri alanlarda meydana gelen oluşumlardır.
OLGU: Oluşum süreci içinde ya da başka bir şeyin belirtisi olarak gözlemlenmiş olaylardan ibarettir. Örnek: Anadolu\\\\\\\'nun Türkler tarafından fethi OLAY\\\\\\\'dır. Anadolu\\\\\\\'nun Türkleşmesi OLGU\\\\\\\'dur.

*TARİH FELSEFESİ NEDİR?: Tarihi tecrübeleri günümüz meselelerinin çözümü için yeniden yorumlamaya Tarih Felsefesi denir

TARİH ANLATIMINDA YER VE ZAMANIN ÖNEMİ NEDİR?
1)- Yer ve zamanın belirtilmesiyle olayın GERÇEK olup olmadığını anlarız.
2)- Olayın geçtiği yer ile olayın meydana geldiği zaman dilimi o olayın sebep ve sonuçlarını belirlememizde gereklidir. Çünkü o yerin iklimi, yaşam şartları, madenleri, o zaman içindeki nüfusu, o zaman içindeki toplumsal değerler olayın meydana geliş sebeplerini oluşturabilirler.

SEBEP-SONUÇ İLİŞKİSİNİN ÖNEMİ NEDİR?
Bütün olaylar bir zincirin halkalari gibi birbirine bağlidir. her olay kendisinden önceki olayın SONUCU, kendisinden sonraki olayın SEBEBİ\\\\\\\'dir. Önceki olayı bilmezsek, sonraki olayı kavrayamayız.

OLAY NEDİR? OLGU NEDİR?OLAY: İnsanları ilgilendiren sosyal, ekonomik, kültürel, dini ve benzeri alanlarda meydana gelen oluşumlardır.
OLGU: Oluşum süreci içinde ya da başka bir şeyin belirtisi olarak gözlemlenmiş olaylardan ibarettir. Örnek: Anadolu\\\\\\\'nun Türkler tarafından fethi OLAY\\\\\\\'dır. Anadolu\\\\\\\'nun Türkleşmesi OLGU\\\\\\\'dur.

TARİH FELSEFESİ NEDİR?: Tarihi tecrübeleri günümüz meselelerinin çözümü için yeniden yorumlamaya Tarih Felsefesi denir.Tarihten ciddi anlamda istifade etmek, etkin bir tarih felsefesi disipliniyle mümkündür…
Tarih yöntemli bir bilimdir… Tarihte bir usül vardır…. Bu hususta bilgi verelim…
*TARİHİN TASNİFİ(SINIFLANDIRILMASI)
1)- Zamana Göre Sınıflandırma: (Örnek: Ortaçağ tarihi,15. yüzyıl tarihi gibi...)
2)- Mekana(Yer) Göre sınıflandırma: (Örnek:Türkiye Tarihi,Avrupa tarihi gibi...)
3)- Konuya Göre Sınıflandırma: (Örnek: Tıp Tarihi, Sanat tarihi gibi...)

*TARİHİ NEDEN SINIFLANDIRIYORUZ?
Tarihi Zamana, Mekana ve Konuya göre sınıflandırmamızın nedeni öğrenmeyi,öğretmeyi,araştırmayı kolaylaştırmakdır.

*TARİHİN YÖNTEMİ: Tarihi olayları araştıran bir tarihçi sırasıyla aşağıdaki yöntemleri uygular.
1)-KAYNAK ARAMA: Önce olayla ilgili kaynaklar aranır.
Kaynaklar 2\\\\\\\'ye ayrılır:
1- Ana Kaynaklar(Birinci el kaynaklar): Olayın geçtiği döneme ait kaynaklardır.
2- İkinci El Kaynaklar: Ana kaynaklardan yararlanılarak hazırlanan kaynaklardır. Ayrıca kaynakları YAZILI ve YAZISIZ kaynaklar diye de ikiye ayırabiliriz:
1- Yazılı Kaynaklar: Kitabeler, fermanlar, kanunlar, mahkeme kayıtları, noterlik yazıları, gazeteler, dergiler vb...
2- Yazısız(Sözlü) Kaynaklar: Evler, kaleler, tapınaklar, heykeller, silah, eşyalar, destanlar, efsaneler, fıkralar, atasözleri örf ve adetler vb...
2)- VERİLERİ TASNİF, TAHLİL VE TENKİT ETME:
a)- Tasnif(Sınıflandırma): Elde edilen bilgiler zamana, mekana ve konuya göre tasnif edilir.
b)- Tahlil(Analiz=İnceleme) : Kaynaklardan elde ettiğimiz bilgiler güvenilir mi? Karşılaştırma yapılarak bilgiler bu yönde incelenir.
c)- Tenkit(Eleştiri): Elde edilen bilgilerin işe yarayıp yaramadığı, hangi bilgilerin kullanılacağı belirlenir.
3)- SENTEZ(BİRLEŞTİRME): Kaynaklardan elde edilen bilgiler düzenlenerek yazılması safhasıdır.

*TARİHE YARDIMCI OLAN BİLİMLER:1)- COĞRAFYA: Tarih olayın geçtiği YER\\\\\\\'in fiziki ve beşeri özelliklerini coğrafyadan öğrenir.
2)- ARKEOLOJİ (Kazı Bilimi): Toprağın ve suyun altında kalmış olan tarihi eserleri ortaya çıkarır.
3)- KRONOLOJİ (Takvim Bilgisi): Tarihi olayların zamanlarını belirleyerek, meydana geliş sıralarını
düzenler.
4)- PALEOGRAFYA: Eski yazıların okunmasını sağlayan bilim dalıdır.
5)- EPİGRAFYA (Kitabeler Bilimi): Taş, mermer gibi sert cisimler üzerine yazılan yazıları inceler.
6)- SOSYOLOJİ (Toplum Bilimi): Sosyal olayları inceler.
7)- ANTROPOLOJİ: Toplumların ırk yapılarını inceler.
8)- FİLOLOJİ (Dil Bilimi): Dilleri ve diller arasındaki bağları inceler.
9)- ETNOGRAFYA: Örf,adet, gelenek ve görenekleri inceler.
10)- DİPLOMATİK: Günümüze kadar gelmiş olan resmi belgeleri, fermanları vb. inceler.
11)- HERALDİK (Mühür bilimi): Resmi belgelerdeki mühür, arma ve özel işaretleri inceler.
12)- NÜMİZMATİK(Paralar bilimi): Eski Paraları inceler.

Bunlardan başka tarihe yardımcı bilimler arasına felsefe, istatistik, psikoloji, astronomi, Tıp, kimya gibi bir çok bilimi katabiliriz.


Bu çerçevede tarihin bilimsel olarak ele alınması gerektiğini apaçık görmekteyiz…

Tarihi ne kadar nesnel temelde ele alırsak geleceğimizi de o kadar nesnel temelde inşa ederiz…

Tarih araştırmalarında ve okumalarında ideolojik fanatizm ne kadar tehlikeli ise dinsel fanatizm de o kadar tehlikelidir… ve en tehlikelisi ise ilkesizlik ve satılmışlıktır…


Bakın tarihle ilgili olarak, tarihe geçmiş nice insan tarihe geçen ne kadar güzel sözler söylemişler:


• Tarih kâinâtın vicdanıdır. (Ömer Hayyam)
• Tarih, başka başka insanlara ve zamanlara rastlayan vak’aların tekrarlamasından başka bir şey değildir. (Chateaubriand)
• Tarih; mâzîyi geleceğe taşır, olayları tekerrür zincirine bağlar, durur.
• Tarih; cinâyetlerin ve felâketlerin bir tutanağıdır. (Voltaire)
• Tarih; imansızlık ve ahlâksızlık harabeleriyle doludur. (A. Şeref Güzelyazıcı)
• Tarih; geçmişte yapılmış, şu anda elimizde olan ve fakat istikbâli gösteren bir dürbündür.
• Geçmişin yıkıntıları, bugünün uyarılarıdır. (George Bancroft)
• Tarih, muazzam bir erken uyarı sistemidir. (Norman Coisins)
• Tarih, milletlerin tarlasıdır. Her toplum, geçmişte ne ekmişse, gelecekte onu biçer. (Voltaire)
• Büyük adamlar tarihi, tarih de büyük adamların yaptıklarını süslemiştir. La Bruyere
• Tarih, geçmişi yargılamaktan başka bir şey değildir. (Alain)
• Tarih; okuyana, kendi gözünün görme derecesine göre, yol gösteren bir kılavuzdur. (Rousseau)
• Tarih, faydası herkesi kapsayan bir ilimdir. Yaşanılan çağın olaylarıyla, eski çağın olaylarını karşılaştırıp sonuca varmak gerekir. (Nâimâ)
• Tarihin başlıca faydası; öncekilerin iyi ve kötü işlerini bize öğretmesidir. (L. Chesterfield)
• Tarih ile efsânenin amacı birdir: Geçici insanda ebedî insanı anlatmak. (V. Hugo)
• Dünyayı idâre edenler ölülerdir. (Gustave Le Bonn)
• Ecdâdını unutanlar, kaynaksız ırmağa, köksüz ağaca benzerler.( Çin Atasözü)
• Bir çınar için toprak altındaki kökleri ne ise -ve bu kökler kurudukça çınar nasıl kurumaya başlarsa- bir millet için de tarih odur. Tarihini bilen millet, kökü sağlam çınar gibidir. Zamanla eski âdet ve anânesini, yaşayış tarzını unutan, tarihini bilmeyen, ecdâdının neler yapmış olduğundan haberi olmayan bir millet, kendini ayakta tutan köklerinden birkaçını kurutmuş demektir. Tarih okuyarak onu sulamak lâzımdır. (Kâzım Paşa)
• Tarih okuyanın aklı çoğalır. (İmam Şâfiî)
• Tarih bilmeyen diplomat, pusuladan anlamayan kaptana benzer; her ikisinin de karaya oturmak tehlikesi vardır. (A. Cevdet Paşa)
• Dünü bilmeyen bugünü anlayamaz; bugünü anlamayan yarını göremez, yarını inşâ edemez; hattâ dünden gelen hamlelerin nedenlerini bile düşünemez. (Abdülbâki Gölpınarlı)
• Batı ülkelerinde bir lise öğrencisi eski metinleri okur ve anlar. Siz bir harf devrimi yaptınız, eski metinler kütüphanelerde kaldı. Eski metinler, zamanında çok ağdalı idi. Binâenaleyh Türk tarihçisine çok önemli vazife düşmektedir. Tarih bir milletin hâfızasıdır; tarihini bilmeyen millet, hâfızasını kaybetmiş insana benzer. (B. Lewis)
• Bir milletin kültürünü kontrol etmek, o milletin dilini kontrol etmekle; bir milleti imhâ ise nesilleri mâzisinden, tarihinden ve bilhassa millî ve mânevî değerlerinden koparmakla mümkündür. (B. Lewis)
• Tarih şuuru, sâdece geçmişin geçmişliğini bilmek değil; onun hâlde de var olduğunu anlamak demektir. (T. S. Eliot)
• Tarihinin sürekliliğini kaybeden bir millet, herşeyini kaybetmeye mahkûmdur. Hâfızası parça parça kopmuş bir akıl hastası gibi, geçmişiyle, hâtıralarıyla ve benliğini terkib eden bütün varlık unsurlarıyla ilgisi kesilmiştir. Yabancı tesir ve müdâhalelere, yabancı korumaya hazır ve muhtaç bir hâlde, önce bağımsızlığını sonra da bütün millî şahsiyetini ve varlığını kaybeder. Peyâmi Safâ
• Tarihini ve düşmanını bilmeyen millet, kolayca düşer, yok olur. (Çin Atasözü)
• Tarih, ihtiyatsızlar için merhametsizdir. (Dozy’nin İslâm Tarihi) (Anıtkabir Kütüphanesi / Atatürk bu sözün altını çizmiş.)
• Geçmiş inkâr edilemez; geçmişine taş atanın, geleceğine gülle atarlar. (Bahtiyar Vahabzâde)
• Geçmişini inkâr eden millet, babası bilinmeyen veya babasını inkâr eden çocuğa benzer; ya piçtir, yahut nankördür. Piç olmak kaderdir, nankörlük ise alçaklıktır. (Kadircan Kaflı)
• Türk tarihini Cumhuriyet’le başlatmak isteyen sapıkları; mâzi, din, an’ane, ecdâd tanımayan bizim mâhut nihilistleri düşündükçe İgnatus Donnely (1831-1901) adlı bir Amerikan politikacının Demokrat partililer aleyhinde söylediği bir nutkunun şu cümlesi aklıma geliyor: “D. Partililer bir katıra benzerler; ne ecdâdlarıyla iftihar edebilirler, ne de adlarını devam ettirebilecek evlâtlarının ümitleriyle yaşarlar.” (Nejat Muallimoğlu)
• Milletlere bir tarih kitabında anlatılan yalan, yanlış ve çarpıklığın tesirini, o milletin hâfızasından ancak üç nesil sonra silebilirsiniz. (Büyük Tarihçi Michelet)
• Ölenleriyle henüz doğmamış olanları arasında bir köprü kuramayan milletlerin, yaşamaya hakları yoktur. (N. Muallimoğlu)
• Gelenekçilik, yaşayanları ölü varsaymak değil; ölüleri yaşıyor varsaymaktır. (G.K. Chesterton)
• Müstakbeli bul sen de koşanlarla bir ol da
Mâzîyi fakat yıkmaya kalkışma bu yolda
Ahlâfa döner korkarım eslâfa hücûmu
Mâzîsi yıkık milletin âtîsi olur mu? (Mehmet Âkif Ersoy)
• (Devlet arşivini kilo ile Bulgarlara satan İttihad ve Terakkî’ye):
Bundan birkaç yüz sene evvel uyananlar,
Bugün hâlâ uyuyanları görsün.
Efsânesi kaybolsa kıyâmet koparanlar,
Tarihini okkayla satanları görsün!?. (M. Cemal Kuntay)
• Tarihimi kefenlik bir bez gibi dürdüler..
Beni dirilmesi yok ölümle öldürdüler. (Ozan/NFK)
• İnanmıyorum bana öğretilen tarihe! (N. Fazıl Kısakürek)
• Ben de tarih okudum, âlemi elbet bilirim. (Mehmet Âkif Ersoy)
• Altın bir devir idi; hatırla geçmiş günü
Baştan başa cihânı tutmuş ecdâdın ünü.(Lâedrî)
• Donanma ordu yürürken muzafferen ileri
Üzengi öpmeye hasretti, garbın elçileri. (M. Akif Ersoy)
Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz;
Gelmişiz dünyaya” insanlık”nedir,öğretmişiz.
... Bir taraftan dinimiz, ahlâkımız, irfânımız;
Bir taraftan seyfe makrûn adlimiz, ihsanımız... (Mehmet Âkif Ersoy)
• Gök kubbeyi delmiş, yedi iklimde minâre
Göstermiş asırlarca ölümsüz bir idâre. (Yusuf Bakalım)
• Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı Tekbîr
Bulur mu deli rüzgâr o sedâyı: “Allah Bir!” (N. Fazıl Kısakürek)
• Kopmuşuz bizler o öz varlık olan manzaradan
Bahseder gerçi duyanlar o onulmaz yaradan.
Derler ki: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük
Budur âlemde hudutsuz ve hazin öksüzlük. (Y. Kemal Beyatlı)
• Yazıklar oldu bizim târihî şânımıza
“Kâfir ağlar, bizim ahvâl-i perîşânımıza!” (İkinci mısrâ Fuzûlî’nin)
• Ben şehitler çocuğu.. bir hâl olmuşum
Ben bende değil.. ben, bana yâd olmuşum! (Nihad Yazar)
• El-âlem çalışıyor, fethetmeye Merih’i;
Sen cebinde kaybettin, güneş dolu tarihi! (Necip Fazıl)
• Selçukîyim, yirminci asırda doğsam da!
Osmanlıyım, cumhuriyet çocuğu olsam da! (Fethullah Gülen)
• Dün ne olmuşsa, bugün de aynı şeyler oluyor; güneş altında yeni şeyler yok.
• “Tarih”i “tekerrür” diye târif ediyorlar
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? (Mehmet Âkif Ersoy)
• Tarih değil, hatâlar tekerrür ediyor. (II. Abdulhamid Han)

Mustafa Kemal Atatürk te tarih bilincini en yüksek düzeyde taşıyan önderlerden biriydi….O bu amaçla kıstlı imkanlara sahip bir devlette tarih kurumu adı altında o zamana göre son derece bilimsel bir yapı oluşturmuştur… Bakın Atatürkün tarihle ilgili ortaya koyduğu sözlerinden bir demet sunalım:

“Büyük devletler kuran ecdâdımız büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur. Türk çocuğu ecdâdını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”
“Her şeyden evvel kendinizin dikkatle ve itina ile seçeceğiniz vesikalara dayanınız. Bu vesikalar üzerinde yapacağınız tetkikâtla her şeyden ve herkesten evvel kendi insiyatifinizi ve milli süzgecinizi kullanınız.”
“Tarih hayal mahsulü olamaz.”
“Tarih yazarken gerçek olayları bulmaya çalışmalıyız. Eğer bunları bulamazsak mechuliyeti ve bu noktadan cehlimizi itiraf etmeden etmekten çekinmeyelim.”
“Biz daima hakikat arayan ve buldukça, bulduğumuza kani oldukça ifadeye cür’et gösteren adamlarız.”
“Ben fani bir insanım, bir gün öleceğim, büyüklüğüne ve üstün kabiliyetlerine inandığım Türk Milleti’nin gerçek tarihinin yazılmasını sağlığımda görmek istiyorum. Onun için bu toplantılarda kendimden geçiyor, her şeyi unutuyor, sizi yoruyorum. Beni affedin.” (1933)
“Evvelâ millete tarihini, asîl bir millete mensup bulunduğunu, bütün medeniyetlerin anası olan ileri bir milletin çocukları olduğunu öğretmeliyiz.” (1930)
Şu bir gerçekki yaşadığımız Doğu ve Güneydoğu sorununun en önemli nedenlerinden biri de bizde tarihin yeterince değer görmemesidir…
Bizde o bölge halkının menşei ile ilgili olarak çalışma yapmak yerine ‘’ kart- kurt ‘’ lara dayanan masalları yutturmaya çalışırken… elin oğlu Bazil Nikitin bu bölgelerde alan araştırması yapıyor ve birkaç ciltlik ‘’ Kürt tarihi’’ yazıyordu…. İşte bu gün pkk lı katillerin elinde bu eser dolaşmakta ve bunun üzerine kurulan yalan ama etkili tarih tezi üzerine bu ülkenin insanları kandırılmaktadır….

Bu amaçla bizim önerilerimiz şunlardır:
• Üniversitelerde Tarih bölümleri arttırılmalıdır..
• Tarih çalışmaları her alanda teşvik edilmelidir.
• Tarih alanında akademik kariyer yapmak isteyenlerin elinden tutulmalıdır.
• Tarih alanında sivil çalışmalar yapmak isteyenler teşvik edilmelidir.
• Basın yayında tarih üzerine programlar arttırılmalıdır.
• Prehistorya bölümü yaygınlaştırılmalıdır.
• Arkeoloji bölümü yaygınlaştırılmalıdır.
• Antropoloji bölümleri arttırılmalı zenginleştirilmelidir.
• Tarih felsefesi , sosyal tarih, uygarlık tarihi gibi disiplinler yaygınlaştırılmalı ve bu alandaki çalışmalar teşvik edilmelidir.
• Tarihsel süreçte etkin olan bireyler insanüstü bir konuma getirilen bir söylemle değil aksine gerçekçi bir perspektifle ele alınıptanıtılmalıdır.
• Tarih kahramanlar masalı olmaktan çıkmalı, bilimin, yararın, emeğin, ahlakın mücadelesini verenlerin bilimsel mahiyette ele alınmasının bilimi olmalıdır.
Bu hususlara dikkat edilmesi, bu ülkenin esenlikle dolu yarınlara ulaşabilmesi için yaşamsal önem taşımaktadır…

  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40