• BIST 96.808
  • Altın 144,543
  • Dolar 3,5662
  • Euro 4,0101
  • Rize 14 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 14 °C
  • Trabzon 14 °C
  • Samsun 15 °C

GULAM AZAM’IN İDAMI DURDURULSUN!

Burhan OKUTAN

Türkiye, “Arap Baharı” sürecinde Müslüman halkların gözdesi olmuş ve diplomatik etki alanını bu manada genişleyerek derinleştirmiştir. Dış politikamızda başta Tayyip Erdoğan olmak üzere simge isim haline gelen Ahmet Davutoğlu faktörü de yadsınamaz bir gerçek…  

En son Ekim 2012’de Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Yemen’deki diplomatik zaferi var. Davutoğlu, Yemen’de iktidar ve bütün muhalif unsurların bir araya gelmesinde Türkiye’nin etkin rolünü ortaya koymuştur.     Bu arabuluculuk, Yemen’in farklı bir mezhepte olmasına rağmen (Şia-Zeydiye) gerçekleşmesi ise ayrı bir mana ifade etmektedir.

Türkiye, İslam ülkelerindeki “ağabey” rolünü bu güne kadar hakkıyla yerine getirebilseydi şimdi Türkiye çok daha farklı konumda olacaktı.  Şimdi, tarihimizi “reddi mirasla” geleceğimizi çizemeyeceğimiz daha da aşikâr oldu.  Ama her şey “kader” çizgisinde cereyan ettiği için “tespit edilmiş geleceği” önceden belirleme imkânına sahip olamıyoruz.  

Son yıllarda her şeye rağmen Türkiye, uluslar arası dengeleri de hesaba katarak gelinen bu noktada Müslüman halklara dönük dış politikada “bazı hatalara rağmen” epeyce mesafe kat etmiştir…

Türkiye’nin İslam coğrafyasındaki nüfuzundan dolayı Batılı ülkeler oldukça etkilenmektedir. Hatta “Yeni Osmanlıcılık”  kaygısını dile getirenler az değil! Bu gerçeği mezhep kaygısı taşıyan İran ve Suriye’nin yetkin kişileri de “egemen güçlere karşı Yeni Osmanlıcılık uyarısı” şeklinde dile getirmeleri ise manidardır.

 Türkiye Dış politikada İslam ülkelerine karşı nüfuzu düne nazaran kıyas götürmez oranda etkin rol sahibidir. Hatta başbakan Erdoğan’ın Kıta Afrika’sına yaptığı son ziyaretlerin ne anlama geldiğini önümüzdeki yıllarda daha net göreceğiz. Türkiye’nin etki alanı küçümsenemez olduğunu, bu ziyaretlerle oradaki sosyoekonomik değişimin nasıl etkileneceğini görür gibiyim…

Böylesi bir güç,  Allah’ın lütfüdür…  

Hâsılı Türkiye, dünyadaki Müslüman halkların problemlerine karşı duyarsız kalma lüksü olmadığını Sayın Başbakanın ve Dışişleri bakanının ağzından defaetle dinledik. Hatta bu duyarlılığı teyit etmek gayesiyle “Osmanlı’nın Nizam-ı Âlem idealiyle paralellik kurulmakta”  ve dış politika çizgilerinde bu tür örneklemeye gidilmektedir.  

Böylesi bir nüfuz sahibi devletin; Pakistan’a, Afganistan’a, Doğu Türkistan’a, Myanmar’a, Eritre’ye, Sumatra’ya, Bosna’ya, Kosova’ya, Karabağ’a ve dahi diğer problem teşkil eden coğrafi unsurlara kayıtsız kalması elbette düşünülemez. Mesela Güney Asya’da Bangladeş’te olup bitenlere Kayısız kalamaz!

Bu gün Bangladeş Hükümeti, Cemaati İslami eski lideri Gulam Azam ve 100 arkadaşına verilen idam cezası vermiştir.  Türkiye, bu idamın infazına zinhar seyirci kalamaz. Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın bu bağlamda çeşitli girişimleri var. Türkiye sonuna kadar, netice alana kadar infazının durdurulmasında birinci derecede rol almalıdır, bu bir vecibedir…

1992 yılında rahmetli Erbakan Hoca, zamanın Refah Parti’li üç milletvekilini; Fethullah Erbaş, Mehmet Elkatmış ve Ahmet Dökülmez’i,  Mısır’a Müslüman Kardeşler Cemaati üyelerinin yargılandığı mahkemeye gözlemci sıfatıyla gönderir.  (Dört kişilik  özel bir uçakta biz de Kahire-Ankara yolculuğunda vekillerimizle beraber tarihe tanıklık etmiştik.)   Mısır Mahkemesi, milletvekillerimiz için  “Türkiye’den milletvekilleri gözlemci sıfatıyla bulunmaktadır” ifadesini kullanmıştı. Mısır Mahkemesi o gün Müslüman kardeşlere dönük kararı verememişti. O günün Türkiye’sini ve bu günün Türkiye’sini siz kıyaslayın…

Şimdi “Bangladeş’teki idamın infazını engelleyemeyen” bir dış politika düşünmek dahi istemiyorum. Bu sorun, “Bangladeş’in iç hukukudur” karşı savına kurban verilemez. Bangladeş devleti,  ne yapıp edip infazın durdurulması için ikna edilmelidir. Bu iç hukuktan öte “kardeşlik” hukukudur…

Bu gün Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Yemen’deki tüm muhalif unsurları Yemen hükümetiyle uzlaştırabiliyorsa, Bangladeş’te de bu uzlaşıyı pekâlâ sağlayabilir. En azından Gulam Azam ve arkadaşlarının idam infazını durdurabilir. Aksi takdirde bu vebali hiç kimse taşıyamaz. Bizden söylemesi.

  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40