• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Rize 23 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 18 °C
  • Trabzon 24 °C
  • Samsun 23 °C

HAZIRCI VEYA KOPYACI İNSANLAR

Seyfullah FIRAT

Tembel insanlar üretmeden tüketmeyi seven kimselerdir. Bu tür insanlar kendilerine yük oldukları kadar, içerisinde yaşadıkları aileye veya topluma da yük olurlar.

Bu tür insanlar genellikle kolayı seçen, her zaman hazırcılıkla yetinen, kendisi üretmeden başkalarının sırtından geçinmeyi hayat şiarı haline getiren düşük karakterli kimselerdirler.

Söz konusu hazırcı kimselerin başkalarının sırtından geçinme veya hazırcı olma hastalıklarını yalnız maddi konularla sınırlandırmaya kalkarsak meseleye oldukça dar bir açıdan bakmış olur ve kendimizi de aynı nispette yanıltmış oluruz

Meseleye bakarken veya hazırcı diye tabir ettiğimiz söz konusu kopyacı insanları tanımaya çalışırken olayın maddi boyutu kadar manevi ve düşünsel boyutuna da bakmak lazım.

Bakış açımızı maddiyat dilenciliğinden düşünsel kopyacılığa veya inanç dilenciliğine kadar taşımak durumundayız. Ancak o zaman konuya tam olarak vakıf olabilme şansımız olur ve etrafımızda dönüp duran istismarcı cinsleri de tanımış oluruz.

Nasıl ki bugün cami kapılarında veya köşe başlarında el avuç açıp insanların yolunu kesen bir takım arlanmaz dilenciler varsa, düşünce aleminde de hep başkalarından çalan veya başkalarından çaldıklarıyla düşünce sofraları etrafında bulunan güzel insanlara çalım satmaya kalkan bir takım utanmaz kimselerde vardır.

Bu tür kimseler yanardöner insanlardır. Bunlar için utanmak veya arlanmak gibi bir duygu söz konusu değildir. Daha düne kadar tu kaka eylediği insanların önünde bugün iki büklüm olup etek öpmekten asla haya etmezler.

Yazılarında veya konuşmalarında hep bir yerlere mektup yazarlar. Yağ çekmede bunların üzerlerine kimseler yoktur. İki yüzlülük ve riyakarlıkta bunlarla yarışabilmek için bunlar kadar şahsiyetsiz düşmeniz gerekecek. Siz bunlar gibi onurunuzu kiraya veremeyeceğinizden dolayı bunlar hep sizden bir adım önde görünecekler.

Bunlar yeri gelince dindar, yeri gelince cemaatçi, yeri gelince de birde bakarsın bir anda laik olurlar ve heykellerin önünde boynuz vurma yarışına girerler. Kısaca bu insancıklar tam bir palyaçoyu andırırlar. Ben ömrüm boyunca bu tip kimselerden hep tiksinti duydum ve nefret ettim.

Eskiden milletler arası savaşlarda kaleler işgal edilir, tersanelere girilir veya hedef alınan kitleler bu alanlardan çökertilerek tutsak edilirdi.

Zaman içerisinde her konuda yöntemler değiştiği gibi bu konularda da savaş metotları bir hayli değişti. Şimdi artık tersanelerin, kalelerin yerini insanların düşünce dünyaları ve beyinleri aldı.

Günümüzün savaşçılarının hedeflerinde artık tersaneler veya kale surları yoktur. Günümüz savaşçılarının en önemli hedefi insanların beyinleri ve özellikle gençlerin düşünce dünyalarıdır.

Siz herhangi bir şekilde herhangi bir insanın beynini kuşatmayı başarabilirseniz, işte o andan itibaren o insanın bütün düşünce ve eylem dünyasını da kuşatmış olursunuz.

Düşünce dünyasını kuşattığınız insanlar artık sizin hizmetkarınız veya askeriniz demektir. Onları dilediğiniz gibi kullanırsınız veya yeri geldiğinde de istediğiniz şekilde emekliye sevk eder veya bugünlerde olduğu gibi çöpe atarsınız.

Hazırcı veya dilenci diye tabir ettiğimiz ve günümüzün düşünce dünyasında sözde düşünür diye çalım satan kimseler doğru düşünce üreten gerçek entelektüellerin başbelalarıdır.

Yazımıza konu ettiğimiz taşıyıcı veya hazırcı hırsız takım tartışan, sorgulayan, zaman içerisinde değişebilen düşünce tarzlarına tamamen kapalıdırlar. Bunlar yalnız kendi bildiklerini veya kendi kulaklarına üflenenleri bilirler. Biat ettikleri akıl hocalarının çizdikleri çemberin dışına bir santim dahi çıkamazlar.

Siz bu insanlara içinde bulundukları bağnazlığı işaret ettiğiniz zaman sizi şartlanmışlıkla suçlarlar. Çünkü bunlara göre kendi düşünceleri mutlak doğrudur ve kendilerinin düşüncelerini paylaşmayan insanların bu alemde en ufak bir kıymetleri dahi yoktur.

Yazımıza konu ettiğimiz bu bağnaz veya hazırcı takımın üzerinde kuşatma operasyonu yapan odakların kullandıkları iki tür silahları vardır. Bunlardan birincisi ideolojilerin dogmaları ve ikincisi ise gerçeğinden saptırılmış dini duygu ve hislerdir.

Günümüzde her ne kadar ideolojiler dönemi kapanmıştır dense de, ideolojilerden daha tehlikeli olan veya eski ideolojilerin bir takım kalıntılarının günümüzde dini ambalaja sokularak insanları zihinsel olarak kuşatmak için savaş aracı olarak kullanım alanına sürülmüş olmaları ideolojilerden çok daha tesirli ve tehlikeli hale gelmiştir.

Ilımlı İslam veya dinlerarası diyalog diye görüntüye çıkanlar her ne kadar dini argümanları kullanmış olsalar da, bunları dini bir hareket olarak değerlendirmek çok ciddi bir yanılgı olur.

Bunların ortaya koydukları tezlerinin arka planındaki bilinmezin dini ideolojik kalıba dökmek veya ideolojilerin başaramadığını dinleri kullanarak başarma arzusundan başka hiçbir şey değildir.

Geçmişte birbirleriyle savaşan ideolojilerin odak noktaları arasında yer alan Paris, Moskova, Tiran, Pekin gibi merkezler şimdi yerlerini tek merkeze bırakmış bulunuyorlar.

Bugünün dünyasının düşünce sofraları artık Moskova, Paris, Pekin gibi yerlerde değil; bizzat Vatikan, Brüksel gibi küresel hesapların dizayn edildiği merkezlerde kurulmaktadır.

Küresel Tanrıların haram sofralarına oturanlar da günümüzde çok açıkça ortadadır. Söz konusu sofralarda kotarılanları veya kotaranları halen tanıyamayan veya anlayamayanlara bizim söyleyebilecek çok fazla bir sözümüzde yoktur.

İnsanların zihinlerini kirletmek veya belleklerini kuşatmak için ortaya sürülen düşüncelerin günümüzdeki etiketleri ne Komünizm ne de Kapitalizmdir. Bugünkü etiketler dinler arası diyalog veya ılımlı İslam safsatalarıdır.

Biz bu düşüncelerimizi ortaya koymaya çalıştığımız zaman, günümüzün hazırcı takımı olan Vatikan’ın kiralık şövalyelerinin amansız saldırılarına hedef olmaktan kendimizi bir türlü kurtaramıyoruz.

Bunların ellerine düştüğünüz zaman bunlar sizi ve çocuklarınızı zerre kadar düşünmeden kaleminizi çok rahatlıkla kırabilirler. Bu tasarrufu kullanırlarken de ne yazık ki bunlar doğru bir iş yaptıklarına inanırlar.

Ulema üniforması altından bizlere kılıçlarını çekenler bize hiç acımadan bizleri karşıt düşüncelerimizden dolayı kefere veya günahkâr ilan etmekte en ufak bir tereddüt dahi yaşamadan cehenneme postalıyorlar.

Bu insanların bu kadar acımasız ve insafsız olmalarının tek sebebi zihinsel olarak kuşatılmış olmalarıdır. Bu insanların çok büyük bir ekseriyetleri ne yazık ki saf ve temiz insanlardır.

Mütedeyyin çevrelerden gelen bu insanların çoğu din bezirganları tarafından çok küçük yaşlardan itibaren ele alınıp özel bir tedrisattan geçirilerek tamamen hazırcı ve kendilerine yükleneni taşıyıcı hamallar haline getirilirler.

Bu zavallılar, arkalarındaki sepeti bilirler, ancak sepetin içerisinde ne taşıdıklarını asla bilmezler. Sepetlerinde ne olduğunu bilmeyen bu zavallılar düşünce pazarlarında herkesten daha çok ses çıkararak hazırdan kaptıklarını pazarlamayı düşünce pazarlamacılığı zannederler.

Bu insanların hiçbir zaman düşünce sepetleri üzerinde etkin olan yükleyicilerine en ufak bir itirazları dahi olamaz. Çünkü bu insanlar din ambalajı altında korkutulup sindirilerek çağımızın en katı ideolojisinin taşıyıcısı durumuna getirilmişlerdir.

Bu zavallılara karşı tek söz etmek bile bunların nazarında cehennemlik olmak için yeter de artarda bile. Cennetlik olabilmek için de mutlaka bunlardan yandaşlık vizesi almak şarttır.

İşte günümüz dünyasının düşünce ve fikir sofralarında oturanların ve bu mekanlarda borusu ötenlerin benim objektifime takılan resimleri bu resimlerdir.

İsteyen beğenir isteyen beğenmez ama ben bu resmi hiç ama hiç beğenmedim saygı değer okuyucularım.

  • Yorumlar 10
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40