• BIST 103.773
  • Altın 145,843
  • Dolar 3,4963
  • Euro 4,1879
  • Rize 26 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 22 °C
  • Trabzon 26 °C
  • Samsun 24 °C

HER ZAMAN VE YENİDEN ATATÜRK

Osman KAYA
Yaşam sürecimle ilgili bir gerçeğe temas etmek istiyorum. Ben ömrümün 32 yılını Atatürk’ü anlamadan geçirdim. Atatürk’ü 32 yaşından sonra anladım ve Atatürkçü düşünceye yönelik araştırmalarımı bu yaştan sonra yoğunlaştırdım. Hani şair diyor ya, benimkisi de o misal:

‘Tam 30 yıl saatim işlemiş ben durmuşum,
Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum’

Gerçektende ben hayatımın Atatürk’ü anlamadan geçen yıllarımı entelektüel açıdan kayıp seneler olarak değerlendiriyorum.
Demek ki ben yaşama dair, siyasete dair, felsefeye ve topluma dair çözümlemelerimi hep bir şeyi eksik bırakarak gerçekleştirmişim. Yanılgı içinde bulunmuşum. Ama acı olanı yanıldığımın farkında olmadan yapmışım bunu. Matematiksel işlemi yanlış modan yapan bir insanın ulaştığı yanlış sonucu doğru olduğunu kabul etmesi gibi bir şey bu.

Ama gerçeği anladım ve aydınlandım. Yaptığım çözümlemelerim çok daha gerçekçi olmaya başladı. Çünkü referans aldığım temellerden biri olan Atatürk, doğrularının sağlamasını palavralarıyla değil yaşamıyla yapmış bir insandır. Atatürkçülük de ilhamını efsanelerden değil, doğrudan doğruya yaşamdan alanların düşüncesidir.

Bir düşünür şunu söyler:

‘Fikri sabit bir hastalık, fikri takip bir erdemdir’

Ben hala daha fikrimi aynen sürdürüyorum. Ama fikrime önemli bir katsayı kazandırarak sürdürüyorum. Fikrime Atatürk’ü kazandırarak yapıyorum bunu. Fikrimin daima takip ettiğim ve takip edeceğim değerleri;

*Dürüstlük
*Gerçeklik
*Vatanseverlik
*İnsan severlik
*Ahlak
*Barış
*Kardeşlik
*Onur
*Eşitlik
*ANTİEMPERYALİZM
*Menfaatperestlik karşıtlığı vb…dir.

Dün bunu arıyordum, bugün de.

Bu arayış sürecime çoğu noktalarda bana yanıt veren bir sistemdir Atatürkçü düşünce. Ama şu biline ki ben Atatürk ün sömürülmesine, onun jakoben emellere alet edilmesine ve onun üzerinden menfaat çarkının döndürülmesine sonuna kadar karşıyım.

‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir’ diyen bir liderin bıraktığı en önemli miras kuşkusuz ki bilimsel düşüncedir, bilimsel kafa yapısıdır.

Bir asker olmasına rağmen ‘Milletlerin istiklali söz konusu olmadıkça savaş bir cinayettir’ diyen bir liderin bıraktığı miras yine kendi sözleriyle belirtecek olursak, ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’tur.

“Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız! Bugün, günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan, bütün doğu milletlerinin de uyanışını öyle görüyorum. Bağımsızlık ve özgürlüğüne kavuşacak daha çok kardeş millet vardır. Onların yeniden doğuşları, şüphesiz ki ilerlemeye ve refaha yönelmiş olarak gerçekleşecektir. Bu milletler, bütün güçlüklere ve bütün engellere rağmen, bunları yenecekler ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır. Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerini, milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir uyum ve işbirliği çağı alacaktır.
1933 (Dünya gazetesi, 20. 12. 1954)” diyen bir liderin siyasi çizgisi antiemperyalizmdir.
“İnsanlığa yönelmiş fikir hareketi, er geç başarılı olacaktır. Bütün mazlum milletler, zalimleri bir gün yok edecek ve ortadan kaldıracaktır. O zaman dünya yüzünden zalim ve mazlum kelimeleri kalkacak, insanlık kendisine yakışan bir toplumsal duruma erişecektir.
1922 (Atatürk'ün S.D.11, s. 29)” diyen bir lider ekonomi politik açıdan eşitlikçidir.
İşte benim Atatürküm bu ve buna benzer temeller üzerinde duruyor.

Atatürk hakkında çok yanlış şeyler anlatıldı. Çok yanlış şeyler empoze edildi. Ve Atatürk sevgisi tam olarak verilemedi bu ülkede.

Bir takım din sömürücüleri, bir takım Atatürk sömürücüleri ve bazı kendi günahlarını bayrağa sarıp kamufle edenler de bu sürece katkıda bulundular.

Atatürk çok büyük bir lider. Her konuda çok değerli, çok anlamlı ve önemli çözümlemeleri var.

Düşünün;

Kadınların şeytan olarak algılandığı bir dönemde Atatürk kadınlara eğitim, seçme ve seçilme, miras ve boşanma gibi çok önemli haklar veriyor.

Savaşın kutsadığı bir tarihsel dönemde, faşist bir dünyada, “Milletlerin istiklali söz konusu olmadıkça savaş bir cinayettir” diyecek kadar barışçı,

Kafatası ölçümlerinin yapıldığı bir çağda,

“Ne mutlu Türküm diyene” diyecek kadar ırkçılıktan uzak bir liderdir Atatürk.

Ama Atatürk adam gibi anlatılmadı bu ülkede.

Bazıları öcü gördü,
Bazıları öcü gösterdi.

Bazıları yapacağı sömürüye engel olduğu için sevmedi Atatürk’ü,

Bazıları da yapacağı sömürüye araç gördüğü için sever göründü onu.

Oysa Atatürk sevilmeliydi. Atatürkçü geçinenlerin Türkiye’yi yağmalamaları gerçeğine rağmen ve Atatürk’ün onlarla ilgisi olmadığı bilinerek sevilmeliydi.

Atatürk sevilmeliydi, din sömürülerini Atatürk eleştirisi üzerinden yapanların propagandalarına rağmen, Atatürk’ün onların anlattığı gibi olmadığı gerçeğini bilerek sevilmeliydi o.

Atatürk anlaşılmalıydı, her gün yeniden.

O zaman haydi Atatürk’le yeniden buluşmaya ve onu yeniden anlamaya.

Birkaç yazıyı buna ayıracağım.
  • Yorumlar 28
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40