• BIST 107.901
  • Altın 151,680
  • Dolar 3,6982
  • Euro 4,3411
  • Rize 21 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 20 °C
  • Trabzon 19 °C
  • Samsun 21 °C

HERKES HAKLI

Bilge FIRAT


Herkes bu günleri bir kenara not alsın, tarihi günlere şahitlik ediyoruz ve tarihimiz ellerimizden hızla kayıyor, tutamıyoruz!
Dışarının eli tarihimiz boyunca her zaman içerimizdeydi, asimile oluşlarımız, bozulmaya yüz tutmuş gıdalar gibiydi; koktu, çürüdü, şekli değişti… Fark ettik, özümüze katılmaya çalışılan ne kadar kir var ise, önlem “bize bir şey olmaz”dan öteye gitmedi. Her geçen gün enjekte edilen bir ilaç gibi ağır ağır zehirlediler bizleri, ölmedik ama daha ağırını yaşadık; kendimizden uzaklaştık!
Geçmişin satırları arasına mührünü vurmuş, başka milletlerin gıpta ile baktığı kendi tarihimizi beğenmedik, burun kıvırdık. Bilmediğimizden değil, iplerimizi tutsunlar diye verdiğimiz ellerin maharetiydi bunlar. Bölüp, parçalayamadıkları, yönetemedikleri ömürlerimizi darağacında sallandırdıklarından beri, yalanlara boğdular bizleri. Sözde bizden olan hacılar, hocalar, ilim, bilim, siyaset adamları tatlı dil ile boynumuza doladılar yağlı urganları. Bir anda değil, ağır ağır istediler ölmemizi, tüm sadistlikleriyle dilediler can çekişmemizi. Ve bir kültür hızla soyutladı kendini, özgesinden.
Can çekişiyoruz! Ölmeyeceğiz, silinmeyeceğiz, unutulup gidilmeyecek yaşadıklarımız fakat en ağır bedelleri yine biz ödeyeceğiz. Kendi içimizde kendimize küstürülmeye başlandık, her kesime ayrı bir ego tahsis edildi, herkes artık kendini bütünün bir parçası değil, yöneticisi olarak görmeye meyillendi. “Bizden olmayan, hiç olmasın daha iyi” anlayışı çağın en ağır hastalığı. Önce saygıyı kırdılar aramızda, kırılan saygı sonrasında hızla nüfuz etti “ötekileştirme” bilinçsizliği. Onlarla aynı takımı tutmayan “öteki”, aynı siyasi partiye oy vermeyen “öteki”, aynı yazarı okumayan “öteki”, aynı sloganı atmayan “öteki”, aynı kanı taşımayan “öteki”, aynı giyinmeyen “öteki”… Kırdık bütünlüğümüzü tam ortasından! Ne olursa olsun, neye inanırsa inansın “insan, insan kalabildiği kadar insan!”
Müslüman bir toplum olduğumuzu ezberlettiler çocukken, %90’ı Müslüman bir ülke Türkiye diye bilirdik eskiden! Yanlış anlaşılmasın, olayı Müslüman olan ve olmayan konusuna asla taşımayacağım. İnanarak iman etmiş herkes müslümandır. Fakat bir müslümanı diğerlerinden üstün kılacak olan da takvası olacaktır. Müslüman’ın başka bir Müslüman’a dünyalık bir simge peşinden gitmediği için “Müslüman değilsin” benzetmesi yapması kadar cahilce bir söylem olamaz. Ardından gittiği siyasi bir isim dolayısıyla kendini din kardeşlerinden üstün tutmaya başlayan bir cenah oluşmuş durumda. Tehlike basit görünse de çok büyük…
Kalmadı(!) öyle imrenilecek Müslüman, insanları kırmadan anlatacak, dinleyecek, örnek olacak… Artık herkes bir diğerine kâfir demenin, günahkâr demenin peşinde. Sanki her birimizin elinde bir hesap kitap cetveli var, yazıyor çiziyor, not alıyoruz, puanlar veriyoruz bizim kadar aciz olan insanlara. O iyi, o kötü, o yalancı, o doğrucu, öteki kâfir, yanımdaki Müslüman…
Siyaset dünya yaşamında bir insanın bulaşabileceği ağır kirlerden biri, parmağımın ucunu dokundurayım diyenin tüm bedenini kaptırdığı bir çamur. Döndükçe dönüyoruz içinde, yemiyor, içmiyor, düşünmüyor, dinlemiyor siyaset konuşuyoruz. Öğretmen öğretmenliğini bırakmış, komşu komşuluğunu, imam imamlığını, kul kulluğunu! Kendi iç hesabımızı yapmamız lazımken, “Bugün Allah için ne yaptın?” diye kendimizi sormak varken, hep başkalarını sorguladık dünyalık gölgeler için. Dua etmekten dahi aciz bıraktık yüreklerimizi, hani dillerimiz de bir ağız alışkanlığıyla demedi değil “Allah iyi etsin”…
Ne acı, arkasında saf tutup namaz kıldığınız imam bile siyasi fikrini savunurken karşısındaki muhatabı için “senin gittiğin yol, yol değil. Hakkın yolundan sapmışsın” diyebiliyor. Hakk’ın yolunun dünyalık bir mevkinin ardından gitmekle olacağına inanmak, inandırmaya çalışmak… Rabbim sen bizleri bağışla…
Ne kadar eksik bıraktığımızı söylesek de duadan başka bir şey gelmiyor insanın elinden, herkes bir diğerine dargın, herkes bir diğerine düşman, herkes bir diğerine bilenmiş… Biri gelip iteklese, ortalık kan gölüne dönecek, bakışlar bile bin bir türlü merhametsizlik taşıyor birbirine karşı. Diller birer keskin bıçak, kanattıkça kanatıyor, kanattıkça zevk alıyor. Fikri tartışmalar yerini çoktan, hakarete bırakmış, en son sözü söyleyen en güçlü!
Lider arıyoruz kendimize, oysaki inananlar için lider; Kuran, sünnet ve hadisler değil mi? Kula kul olmak niye, Allah’a kulluğu layıkıyla yapmak varken.
Siyasi söylemleriniz dışında neyi emanet edebileceksiniz çocuklarınıza, tv dizilerindeki boş şemalara benzemeye başlamış bir gençliğe, hangi tavrınız yön verecek, hangi söyleminiz öğüt olacak! Şöyle bir düşünün; söylediğiniz ve yahut söyleyemediğiniz hangi sözünüz tutulacak?
Yapmak varken, düzeltmek varken, yıkmak niye, yıkıcı olanlara yardım etmek ne diye? Düşünmediğimiz ve yorumlamadığımız her olayın ortağıyız, hızla düşen bir kültürün yere vurunca etrafa dağılan bir parçası da bizler olacağız. Bile bile oynanan her oyuna lades dedik. Kişilere, mevkilere sahip çıktığımız kadar değerlerimize, inancımıza, insanları bütünleştirici saygı kavramına sahip çıksaydık belki de dünya üzerinde akan kanın ortağı olmayacaktık. Biz birbirimizle uğraşırken, bir diğerinin yakasından tutmuş kendi gittiğimiz yola çekmeye çalışırken, başka topraklarda insanlar öldürülüyor.
Herkes haklı, herkes doğru… Şimdi silin ellerinizi üzerinize, dünya kazanından kan ve gözyaşı düşmüş her birimizin gömleğine.

  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40