1. HABERLER

  2. YURT VE DÜNYA

  3. Herkesin Kanını Donduran Soru
Herkesin Kanını Donduran Soru

Herkesin Kanını Donduran Soru

"Eğer Abdullah Gül'ün başına bir şey gelirse Meclis'te tek bir aday yani Çakmakoğlu olmayacak mı? Böylece o cumhurbaşkanı seçilemez mi?"

A+A-

Cevheri Güven/Aktifhaber

Abdullah Gül’ün başına bir şey gelirse…

Habertürk televizyonunda bir canlı yayın…

Habertürk Ankara Temsilcisi Taki Doğan: Şimdi MHP de büyük bir ihtimalle Sebahattin Çakmakoğlu'nu cumhurbaşkanlığına aday gösterecek. Meclis'te iki aday olacak. O zamana kadar Abdullah Gül'ün bir sağlık problemi olursa ne olur?

Star Gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar: !!!!

Habertürk Ankara Temsilcisi Taki Doğan: Eğer Abdullah Gül'ün başına bir şey gelirse Meclis'te tek bir aday yani Çakmakoğlu olmayacak mı? Böylece o cumhurbaşkanı seçilemez mi?

Star Gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar: Böyle bir durumda AK Parti grubu Çakmakoğlu'na oy vermez. Ve Meclis kendini fesheder yeniden seçime gidilir.

Stüdyoda Şamil Tayyar’ı, ekranları başında izleyenleri şaşırtan bu soru-senaryo karışımı garabet, gazeteciliğin gereği ve ihtimaller çerçevesinde düşünülmüş olarak geçiştirilemez. Sorunun içerdiği senaryo art niyet aramak için yeterli sebebi içeriyor. En iyimser yaklaşanlar bile soruda ağır bir sorumsuzluk olduğunu görür. Hudson Enstitü’de bile böylesi düşünülmedi.

Bu soru-senaryo, Taki Doğan’ın ilk sorumsuzluğu değil. Daha önce de özellikle Genelkurmay Başkanları’na yönelttiği sorularla kişiliğini ortaya koymuştu. Kendisi de bir zamanlar TSK mensubu olan Taki Doğan, Şemdinli iddianamesi sonrası dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök’ün yaptığı açıklamayı beğenmemiş ve "Askerden daha sert bir açıklama ya da bir muhtıra beklentisi vardı. Olmadı" gibi başka bir garabet soru yöneltmişti.

Taki Doğan’ın Org. Özkök’ten beklediği “muhtıra” gecikmeli olarak Org. Büyükanıt döneminde geldi. Ama medyada da gecikmeli bir operasyona şahit olduk.

Emin Çölaşan’ın Hürriyet Gazetesi’yle yolları ayrıldı. Ecevit’i, Demirel’i eleştirirken hep tekrarlanan “bırakıp gitmeyi bilmemek” cümlesi, Çölaşan gibi gazeteciler için de geçerli. Yeni şeyler söyleyemeyen, sürekli kendisini tekrarlayan hatta eski yazılarının bir iki satırını değiştirerek yayınladığı kanıtlanan Çölaşan ve onun kuşağı yazarların da gitme zamanı geldi.

Türkiye 70’li 80’li yıllardan bugüne çok değişti. Medya da, gazetelerin hitap ettiği okuyucular da.. Ama Çölaşan kuşağı değişmeyen bakış açısıyla yazmaya devam ettiler. AKP’yi Çölaşan kuşağı klasiği; laik-islamcı kutuplaşmasıyla eleştirmenin kâr etmediği 22 Temmuz seçimlerinde görüldü.

Her iktidar gibi AKP’nin de eleştirilecek pek çok yönü var. Ama 70’li yıllara saplanıp kalmış Çölaşan ve zembereği darbe dönemlerinde durmuş Taki Doğan’la eleştirel gazetecilik olmaz.

Medya da dinozorlara elveda demeli artık.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.